Ülkemizin geleceği açısından sancılı bir o kadar da karmaşık bir dönemden geçiyoruz. Her vatansever birey gibi kaygılarımız, korkularımız var geleceğe dair. Bu korkularımızın temeli “Bizden sonraki nesil ne olacak?” sorusu… Bu soru öyle içi boş bırakılacak bir soru değil, kimse bencil/vurdumduymaz bir tavra sahip olma lüksüne sahip değil; atalarımızdan aldığımız mirası geleceğe layıkıyla, tertemiz taşımak hepimizin boynunun borcu.

*

Geçtiğimiz aylarda Anayasa Mahkemesi tarafından alınan bir karar gelecek kaygımızı ikiye üçe katlar cinsten… Çocuklarımızla ilgili yapılan yasal düzenleme gazetelere şu şekilde yansımıştı:

Anayasa Mahkemesi, TCK’deki “15 yaşını tamamlamamış çocuklara yönelik her türlü cinsel davranışı” istismar sayıp 8-15 yıl arası hapis öngören maddeyi iptal etti. Yüksek Mahkeme, bu tür davalara ilişkin yargılamada, her bir somut olayın özelliklerinin dikkate alınmasını ve buna göre ceza tayin edilmesini istedi. AYM, iptal kararı doğrultusunda yeni bir yasal düzenleme yapılması için hükümete 6 ay süre verdi. [1]

*

Yukarıdaki cümleleri okuduğumda bir birey, abla, kadın, insan olarak kanımın çekildiğini hissettim. Ülkemizde günden güne artan istismar ve taciz olaylarını, çocuğu kendi evinden kaçırıp tecavüz edecek yaratıkların olduğunu düşündüğümde, mahkemenin verdiği bu karar yüzünden çocuk istismarcıları aramızda rahatça dolaşmaya başlayacak ve bu 6 aylık süre içerisinde yeniden düzenleme getirilmezse çocuklarımıza işlenen tüm suçlar “yetişkin mağdur” kapsamında değerlendirilecek. Anayasa Mahkemesi aynı zamanda kademeli bir yargılamadan söz ediyor. Yani 6 yaşındaki çocuğun mağduriyeti ile 12 yaşındaki çocuğun mağduriyetinin aynı olmayacağını ifade ediyor. Uluslararası sözleşmelerce 18 yaşın altındaki her bireyin “çocuk” kabul edildiğini hatırlatacak olursak AYM’nin bu kararı tam bir yıkım ve cinayettir… İstenmeyen evliliklere zorlanacak yavrularımızın, sadece beden dokunulmazlığını değil eğitim hakkını da elinden almış olacaksınız ve tabii çocukluğunu da… Çocukların beden dokunulmazlığının, eğitim ve yaşam hakkının özel olarak korunması, bu yönde önlemler alınması gerekiyorken Anayasa Mahkemesi bu durumu göz ardı etmiş ve çocuk haklarını ihlal etmiştir.

*

Küçücük bedenlere kocaman yaralar açmayın…

Toplumdan kendini soyutlamış, psikolojik açıdan yıpranmış bir nesil ortaya çıkacak, bunun yanında kendinden bedensel olarak daha zayıf ve savunmasız olduğunu bile bile zarar vermekten çekinmeyen bir nesil…

Susmayın!..

Korkmayın!..

Taciz ve tecavüz olaylarını konuşmak ayıp değil. Onlar aramızdayken, onları sinsi sinsi içimizde dolaşmaya teşvik edecek olaylar olurken kör, sağır, dilsiz olmak ayıp.

Konuşun!..

Çocuklarınızla, kardeşlerinizle, arkadaşlarınızla konuşun; iyi dokunuş ve kötü dokunuşu anlatın. Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı düzeltilmezse olabilecekleri düşünün. İlla sizin de başınıza gelmesini beklemeden… Zaten insanca yaşamak kavramı bundan geçmez mi? Yılan bize dokunmadan yılanın başını ezmekten…

Unutmayın!..
Küçük hanımlar, küçük beyler geleceğimizin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığı.

Çocuklar her türlü ihmal ve istismardan korunmalı, onlar her koşulda yetişkinlerden daha özel ele alınmalıdır.

Büşra Tokcan


Dipçe

[1] http://www.haberturk.com/gundem/haber/1266327-aym-cinsel-istismarda-15-yas-kuralini-iptal-etti