Ceza hukuku,suç ve ceza kavramlarını inceleyen kamu hukuku dalıdır. Önleyici ve cezalandırıcı nitelik taşımaktadır.
Önleyici niteliğine baktığımızda; suç sebeplerinin araştırılması, sorunların çözümlenmesi, ekonomik yapının iyileştirilmesi, kişileri suça yönelten psikolojik nedenlerin tespiti ve önleminin alınması gibi yöntemleri sıralayabiliriz. Bütün bunlara rağmen suçun işlenmesi kaçınılmaz olabilir. Bunun sonucunda ise cezalandırma yoluna gidilecektir.
Modern hukukta cezalandırmanın amacı, suçlunun sağlıklı şekilde topluma kazandırılması, ıslah edilmesidir. Suç işleyenin toplumdan dışlanması amaç edinilemez.

***

İdam cezasını irdeleyecek olursak: İdam cezası, sanığın yaşamının belli bir şekilde sona erdirilmesi suretiyle infaz edilen bir cezadır, bedenseldir.
Modern devletlerde idam cezasının uygulanması kabul edilemez. Çünkü devlet, bireyi şiddetten korumak olan görevini yine şiddet içerikli ve yaşam hakkını sonlandıran bir cezayla koruyamaz. Nitekim “Kişisel ve Siyasal Haklar Milletlerarası Sözleşmesi”, “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi”, “Suçluların Geri Verilmesine Dair Avrupa Sözleşmesi” de idam cezasını yasaklayıcı hükümler taşımaktadır.
Modern devletlerde cezanın amacı ıslah etme, faili topluma geri kazandırmadır. İdam cezasının ise ıslah etme yönünün olmadığı ortadadır. İdam cezasının uygulamasının öç alma, sadece ceza verme amacıyla yapıldığı söylenebilir. Bunun otoriter anlayışın hakim olmasına neden olacağı açıktır. Cezaların insan onuruyla bağdaşır olabilmesi için ıslah etme işlevinin hiçbir hal ve koşulda -ki bu savaş, olağan üstü hal de olabilir- göz ardı edilmemesi gerekir. Yaşamın sonlandırılması ıslah edilmesi gereken bireyi yok etmek olur ki bu hem yaşam hakkına müdahaledir hem ıslaha kıyasla daha kolay ve basit bir yöntemin seçilmesi demektir.

***

“İdam cezası gelsin” seslerinin yükseldiği bugünlerde, idamın uygulanmasıyla nelerin düzeleceğini bir düşünelim.
Türkiye bir daha böylesi terör örgütlerinin hedefi olmayacak mıdır?
Elbette olacaktır. Çünkü terör örgütlerinin dış güçlerin beslemesi olduğu zaten gün gibi ortadadır. İdam cezası geldiği takdirde terörü besleyen güçler duracak mıdır?

Hayır.

Türkiye’nin terör örgütlerinin hedefi olması, idamın Türkiye’de olmamasıyla ilişkilendirilir ise çok komik bir çıkarım ortaya konulmuş olur. Yani bunu durdurmanın yolu idam cezasını getirmek değildir. Bu, ancak siyasi olarak atılacak birçok adımla ve milli birliği ve kalkınmayı gerçekleştirecek politikalarla mümkün olabilir.

İdam cezasını caydırıcılığı noktasında incelediğimizde ise, terör örgütü üyeleri “Türkiye’de idam var, darbe yapmayalım, bomba patlatmayalım, eylem yapmayalım” mı diyeceklerdir?

Tabi ki hayır.

Onların iradeleriyle gerçekleşen bir durum olmadığından ve onlar her şeyi göze alacak psikolojide yetiştirildiklerinden, yani örgüt iradesi, daha doğru bir anlatımla, örgüt liderlerinin iradesi ve o liderlere talimat veren büyük güçlerin iradesi söz konusu olduğundan, böylesi bir cezanın gelmesi hiçbir şekilde caydırıcı nitelik taşımayacaktır.
Ancak tek faydası, bu durumun halkta geçici bir hoşluk yaratacak olmasıdır.
Farklı bir açıdan da bakacak olursak, idam bir nevi fail için kurtuluştur. En büyük cezalandırılanlar, o failin suçsuz günahsız yakınları olur. Hayat boyu hapis cezası ile o sanık zaten en büyük cezayı çekecektir, hem vicdani hem de hukuki olarak.

***

Sakın düşüncelerim çarpıtılmasın. Tek amacım, evrensel hukuk kurallarının uygulanmasının Türkiye Cumhuriyeti’ne en fazla yararı olan husus olduğunu anlatabilmektir.
Unutmayınız ki ceza geriye yürümez. Ancak sanığın lehine olan hususlar geriye doğru uygulanabilir.
İdam cezasının gelmesi Türkiye Cumhuriyeti’ne sadece zarar verecektir.
Bu durumu Batı çok güzel kullanacaktır.
Hem terör bitmeyecektir hem de Batı’nın eline çok büyük bir koz verilecektir.
Algı operasyoncuları, bir “mağdur blok” oluşturma çabası içine girecek ve kuvvetle muhtemel başarılı olacaktır.
Evrensel ve modern hukuk kuralları çiğnenmiş olacaktır.

***

Sözlerime son verirken 15 Temmuz’da verdiğimiz şehitlere rahmet dilerim. Milletimizin başı sağ olsun.
Allah, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yardımcısı olsun.

SAYGILARIMLA
Stj.Av. Çağrı SARIOĞLU

Bir Cevap Yazın