6 yıl önce bugünlerde gündeme bomba gibi oturmuştu… Hali hazırda 2016 Avrupa Şampiyonası‘nda futboldan çok prim konuşulmuşken ve o tartışmalar hala devam ederken, eskiye bir yolculuk yapalım.

*

Türkiye A Milli Basketbol Takımı 2010 FIBA Dünya Kupası‘nda grubu birinci sırada bitirir. Eleme turunda Fransa’yı yenerek çeyrek finale kalır.

8 Eylül 2010. Türkiye, Slovenya’yı 95-68 mağlup ederek yarı finale adım atar. O dönem takım kaptanı olan Hidayet Türkoğlu maç sonrası canlı yayında “Her türlü maddi manevi desteği bekliyoruz.” açıklamasını yapar. Bizler, televizyonları başında millilerin adım adım finale koşmasını gururla izleyenler olarak “Manevi desteği anladık da maddi destek ne ola ki?” diye düşünürüz. Bir şey çıkaramayız.

11 Eylül 2010. Sırtında Yugoslav Ekolü yükünü bulunduran Sırbistan‘ı da geçer A Millilerimiz. “Hido” lakaplı kaptan yine çıkar canlı yayına “Geçen gün söylemiştim, ama bir daha söyleyeyim mi?” der ve arkasındaki Sinan Güler‘e bakış atar, Sinan Güler “Söyle kaptan.” der, Hido vazgeçer, “Ama boşver…” dedikten saniyeler sonra haykırarak “AMA MADDİ MANEVİ LAYLAYLAYLAY”“Allah alllaaah, arkadaş ne diyor bu adam!” şaşkınlığı ile yine televizyona bakakalırız…(1)

Finalde basketbolda hem kendi ülkesinde hem de dünyada bir numara olduğunu kanıtlayan ABD ile karşılaşırız. Turnuva boyunca ABD ve Türkiye’yi karşılaştırdığımızda Türkiye’nin ABD’ye nazaran daha iyi maçlar çıkardığını gözlemleriz. Ama şunu unuturuz: ABD basketbolcuların atletik yapılarının vermiş olduğu avantaj… Rehavete kapılırız. Daha doğrusu televizyonları başında millileri izleyenler olarak bizler değiliz, millilerdir rehavete kapılan. Kolay değil, karşılarında Chauncey Billups, Russell Westbrook, Kevin Durant, Derrick Rose, Lamar Odom, Eric Gordon ve bugünlerde basketbol dünyasında adından gümbür gümbür söz ettiren Stephen Curry… Milliler kötü bir performans sergiler ve ABD’ye 81-64 kaybederiz.

14 Eylül 2010. Milliler turnuvadan hemen sonra dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan‘ı ziyarete giderler. Takım kaptanı Hidayet, şimdinin FIBA Avrupa, dönemin TBF başkanı Turgay Demirel ve Recep Tayyip Erdoğan aynı karededir. Ayağa kalkarlar. Önce “Kriz bizi teğet geçti.” diyen, sonra çark edip “Etkilemeyecek demedim. ‘Teğet geçti’ demek, ‘etkilemiyor’ veya ‘etkilemeyecek’ anlamına gelmez. Bir sürtünme yapacak. Bir aşındırma olacak ama en az bizi etkileyecek.” diyen dönemin başbakanı, ülkenin tüm derdi tasasını çözmüş gibi tamı tamına 28.5 milyon TL‘lik çeki Turgay Demirel’e uzatır… Dile kolay, 28.5 milyon TL ve 500’er cumhuriyet altını! “Vay anam vay” diyenler, “Yok ebesinin örekesi!” diyenler, “Demek ki teğet geçmiş… Hamdolsun!” diyenler… Gözümüzün önünde örtülü ödenekten milyonlarca lira akar, gider… Belirli kesimden tepkiler çoğalınca Yine çark edilir ve açıklama yapılır: “Hayır efendim ne münasebet! Primler örtülü ödenekten değil Spor Toto Teşkilat Müdürlüğü tarafından karşılandı!” Sanki örtülü ödenekten değil de devletin başka bir kurumu tarafından verilince doğmamış bebeğin hakkına girilmez…

O zaman anlarız ki Hido efendinin maçlardan sonraki karın ağrısı şuymuş:

Para.

Hesabını kim sordu?

Kimse.

Kasım 2015’te TBF’ye CEO olan Hidayet, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından “Cumhurbaşkanlığı Spor Başdanışmanı” görevine getirildikten sonra Haziran 2016’da görevinden ayrılır. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu, Mayıs 2015’te, olaydan tam 5 yıl sonra konuyla ilgili inceleme başlatır. Ama ne oldu, ne olmadı, sonuca dair bir bilgiye ulaşılamaz.(2)
İnternet üzerinden yaptığım taramalardan bir sonuca ulaşamadığım için Gençlik ve Spor Bakanlığı’nı aradım. Konuyu anlattım, Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın numarasını iletti ve orayı aramamı istedi. Teftiş Kurulu’nu aradım, oraya da derdimi anlattım, biraz bekledikten sonra aldığım cevap “Bu inceleme gizli, bizden bilgi alamazsınız.” oldu. “Peki nasıl öğreneceğiz, kamuoyu nasıl aydınlatılacak?” dedim, “Bilmiyorum.” yanıtını aldım.

İncelemeyi takibe aldım, bu işin peşini bırakmayacağım.

*

Son zamanlarda en çok duyduğumuz soru: “Uluslararası müsabakalarda neden başarısızız?”

“Neden başarısızız?” sorusunun cevabı bu tarz akla mantığa sığmayacak uygulamalarda saklı. Ulusu kolaya, tembelliğe, içi boşaltılan ‘milli’ değerlerin arkasına sığınmaya alıştıran 14 yıllık iktidarın eseridir bugünler…

Bağımsızlıktan bihaber, olimpiyat açılışında Rabia işareti yapacak kadar gözünü siyaset ve çıkar bürümüş, vasıfları yalnızca başlarına ayak olmak olan spor yöneticilerinin varlığıdır başarısızlığın sebebi. Aslında büyük sorun, bu ayakların kime, hangi başa ayaklık ettiği. Osmanlı Devleti’nin sonunda olduğu gibi, Mustafa Kemal Atatürk‘ün de bu durumu Nutuk‘ta belirttiği gibi: “Farkında olmadığı halde başsız kalmış olan ulus, karanlık ve belirsizlik içinde ne olacağını bekliyor.” ve ekliyor “Ne kadar zengin ve refah içinde olursa olsun bağımsızlıktan yoksun bir ulusa, uygar insanlık, uşaklıktan üstün bir nitelik yakıştırmaz.”

Alan mutlu, veren mutlu. Ama biz mutlu değiliz.

Uşaklığı o gün olduğu gibi bugün de kabul etmeyeceğiz. Vasıfsız ve emperyalistlere farkında olarak ya da olmayarak uşaklık yapan yöneticilerin ellerinde Türk ulusunu yeniden uygar insanlık düzeyine hep birlikte el ele vererek yükselteceğiz.

Mehmet AMAN


Dipçe:

(1) http://www.dailymotion.com/video/x1ab8zw_fiba-2010-hidayet-turkoglu-maddi-manevi-her-turlu-destek-http-www-basketbolbilgi-com_sport

(2) http://www.fanatik.com.tr/2015/05/10/teftis-kurulundan-tbfye-inceleme-602755

Paylaş
Önceki İçerikÖZEL RÖPORTAJ: MUAZZEZ İLMİYE ÇIĞ
Sonraki İçerikKuramsal Aktarım ve Metin Aydoğan: OHAL UYGULAMALARI, SEVR ANTLAŞMASI VE TÜRK ORDUSU

31 Ağustos 1990’da Mersin’de doğdu. İlköğrenimini Abdülkadir Perşembe İlköğretim Okulu ve Mersin Ortaokulu’nda bitirdi. Liseyi Mersin Endüstri Meslek Lisesi’nde İklimlendirme ve Soğutma Bölümü’nü okuyarak tamamladı. Fakat mesleğini sevmediği için devam ettirmedi. Gazetecilik aşkıyla askerlik görevinden sonra yeniden sınava girdi ve Niğde Üniversitesi Radyo ve Televizyon Programcılığı bölümünü kazandı. Eğitimine halen devam etmektedir.
İlgi alanları; spor, edebiyat ve sinema.
Hayattaki en büyük hedefi, gazetecilik mesleğinin onurlu bir şekilde yapılabilmesi için çalışmak…

Bir Cevap Yazın