“CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak ve Eş Başkan Fırat Anlı’nın gözaltına alınmasını değerlendirirken, ‘Belediye önünde yüz binler olmayabilir ama ben biliyorum ki yüz binlerce insanın hafızasında, yüreğinde bu gözaltı işlemi derin izler bırakmıştır.’ dedi.” [1]

Alenen teröre destek veren bir belediye başkanının gözaltına alınması sanırım sizin de yüreğinizde derin izler oluşturdu Sezgin Tanrıkulu, öyle değil mi?

Malumunuz Sezgin Tanrıkulu; TR-705 kodlu CIA ajanı olmakla birlikte, aynı zamanda Habur’dan Türkiye’ye giren PKK’lı teröristlerin avukatlığını üstlenen bir CHP milletvekili.

Kendisi, Türk milletini isyan ettiren Habur görüntülerinin avukatı bir CHP milletvekili.

İnternette dolaşan PKK cenazesinde saygı duruşu istediği anlar da tüm bunların “bonus”u.[3]

Genç Bakış programına katılan Kemal Kılıçdaroğlu kendisine gelen “PKK terör örgütünün avukatlığını yapan Sezgin Tanrıkulu’nun şu anda CHP’de olmasını nasıl açıklıyorsunuz?” sorusuna “Sezgin Tanrıkulu hiçbir dönem PKK’yı savunmadı, tam tersine Diyarbakır Baro Başkanlığı yaptığı dönemde PKK’nın terör eylemlerini bitirmesi için en sert eleştirileri yapanlardan birisidir.” demişti. [2]

Sözde Demokratik Özerklik’in ilan edildiği Demokratik Toplum Kongresi’ne katılmak ve burada olağan üye sıfatıyla PKK lehine konuşmaktan gözaltına alınan kişilerin savunuculuğunu yapan Sezgin Tanrıkulu’nun bu açıklamasına ne diyecek acaba Kılıçdaroğlu?

“Huylu huyundan vazgeçmez.” atasözüyle yola çıkarsak Sezgin Tanrıkulu’nun bugün de HDP’li Gültan Kışanak ve Fırat Anlı için “demokrasiye aykırı, bu yapılanlara çok üzülüyorum”culuğu gölgesiyle ne savunduğu ortada.

Konuşmasının devamında da şöyle demiş TR-705:
“Gültan Kışanak milletvekilliği yaptı, Fırat Anlı, uzun yıllar Diyarbakır’da avukatlık yapan, demokratik siyasetin içerisinde yer alan ve kendi deyimiyle kendileriyle ilişki kurulabilecek, müzakere yapılabilecek son kuşağın temsilcileriydi.” [1]

TR-705’in “uzun yıllar avukatlık yaptı, demokratik siyasetin içinde yer aldı” dediği Fırat Anlı kimdir?

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı.

KCK operasyonları kapsamında 40 ay tutuklu kalan;

Geçmişte HADEP, DEHAP, DTP gibi kuruluş amaçları yalnızca “Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bütünlüğünü zedelemek” olan bu partilerin yönetim kadrosunda bulunan;

Anadil Günü’nde demagoji kokan “Türkiye’de de dil ve kültürler yasaklandı. Kürtçeye yönelik baskı ve yasaklar halen devam ediyor.” açıklamalarını yapan; “Anadil üzerindeki baskılar son bulsun.” sözleriyle naralar atan; [4]

İMC TV’de Can Dündar ile katıldığı programda Öcalan’dan “Sayın” diyerek bahseden, Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet yönetim geleneğini “90-100 yıllık itaatçi gelenek…” bürokratik yapısını ise “militarist ruhlu, dokulu bir yapı” diye tanımlamakta hiçbir beis görmeyen[5] bir eş başkan.

Peki Tanrıkulu’nun sadece “milletvekilliği yaptı” dediği, müzakere yapılacak temsilci gördüğü Gülten Kışanak kimdir?

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanı.

Yeni Ülke, Özgür Ülke, Özgür Gündem gibi PKK’nın yayın organı olan gazetelerde yazarlık, yazı işleri müdürlüğü, yayın koordinatörlüğü yapan; [6]

PKK üyesi olmak suçuyla 2 yıl cezaevinde kalan;

25 Ekim 2010 tarihinde verdiği röportajda KCK hakkında “Onlar da Kandil’de aynı zamanda kültür-sanatla ilgileniyorlar, film çeviriyorlar, dil konusunda komisyonlar kuruyorlar, basın birimleri var vs.” diyerek güzellemeler yapan ve aynı röportajda “Kürtler özellikle de son yıllarda giderek güçlenen bir şekilde, kültür ve kimlik halklarına, öz yönetim haklarına, demokratik bir Türkiye içinde kavuşabileceklerine inandılar.” [7] diyen;

Yeşiltaş Karakolu baskınında 8 askerimizi şehit eden PKK’lı teröristi öpücüklere boğan; [8]

Kendisi BDP Eş Başkanı olduğu dönemde Kuzey Irak’a çekilen PKK’lı terörist gruba “Güle güle gidin, güle güle gelin, selametle gidin, selametle gelin!” diye adeta seranatlar yapan; [9]

13 Nisan 2015 tarihinde Zaman gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı tarafından Belediyenin ana kapısından değil de garaj kapısından girilerek gizlice ziyaret edilen; [10]

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı adına tescilli resmi araçları PKK’lı teröristlerin cenazelerine tahsis etmek suretiyle kullandıran bir belediye başkanı. [11]

Tüm bunları yapan bir eş başkan ve belediye başkanı düşünün.

Ve bir de bunlarla müzakere edilebileceğini düşünen bir CHP milletvekili.

Hatta partisi de önemli değil. TBMM’de milleti temsil eden bir vekil bu şekilde teröre apaçık destek veren ve yardım eden birilerinin gözaltı kararını nasıl eleştirebilir?

Kendisine verilen -kim tarafından olduğunu tartışmaya bile açmıyorum- temsil yetkisini neredeyse yalnızca terör avukatlığına kullanan Sezgin Tanrıkulu’nu hâlâ birileri nasıl Genel Başkan Yardımcılığı’na kadar yükseltebilir?

Bakın HDPKK piyonu Sezgin Tanrıkulu Bey, birinci sınıf çocuğuna anlatır gibi anlatıyoruz:

“Terörle-teröristle müzakere edilmez, mücadele edilir.”

MÜ-ZA-KE-RE  DE-ĞİL  MÜ-CA-DE-LE.

Alışkanlık sanırım, dayanamamış “Bir de Selahattin Demirtaş’ı savunayım da konuşmayı öyle bitireyim.” demiş kendisi.
Gözaltı operasyonlarında sıranın Selahattin Demirtaş’a gelebileceğini duyunca yine tüm bilinçaltını açığa vurmuş:

“Umuyorum bu operasyonlar demokratik alanda siyaset yapanlara uzamaz. Böyle gözaltı biçimleri olmaz. Aynı suda iki kere yıkanılmaz.” demiş.

Demokratik alanda siyaset yapmak demek, terör savunuculuğu yapmak demek değildir.

Terör, hangi alana uzanıyorsa yasalar çerçevesinde yaptırımı da olacaktır.

Er ya da geç.

Er ya da geç demişken şu sorunun da altını çizmekte fayda var:
Hükümetin bugünlere kadar yapmakta hep bir adım geri durduğu terörle mücadele operasyonlarında bugünlerdeki samimiyeti ne boyuttadır?

2 gün önce Fırat Anlı, Leyla Akat ve Gültan Kışanak’ın gözaltı süreçlerinin bittiğini ve tutuklandıkları haberini aldık. Adalet yerini buldu diye düşünmek istesek de “Bu kişilere yapılan operasyonların zamanlaması manidar mıdır?” sorusunu sormadan edemiyoruz.

Bir yanda “Başkanlık olmazsa ülke bölünür.” çıkışları yapılırken bir yanda iç karışıklık çıkarmaya mahal verebilecek türden nokta atışı operasyonların yapılması, gözaltıların ve tutuklamaların zamanlaması tesadüf müdür?

Gültan Kışanak’ların Fırat Anlı’ların tutuklanmasının Diyarbakır ilindeki HDP’ye yakın kitleyi alevlendireceğini ve bu kitlenin iç karışıklık yaratacak eylemlere gidebileceğini öngörmemek mümkün müdür?

Asıl amaç terörle ve terör örgütü sempatizanlarıyla gerçek bir mücadele vermek mi yoksa “Başkanlık gelmezse teröre ve kargaşaya teslim oluruz.” algısı yaratmak mı? Ancak şunu iyi biliyoruz: AKP hükümeti maalesef ki kendi çıkarları için terörden nemalanmaktan hiç gocunmaz…

Gelelim Sezgin Tanrıkulu’na.

Piyon siyasetçiliğine utanmaksızın Herakleitos‘u da alet eden Sezgin Tanrıkulu,
“Aynı suda iki kere yıkanılmaz.” sözünü söylediğiniz Herakleitos’un en az bu kadar önemli bir sözü daha vardır, elbet bir gün karşınıza çıkacaktır, aklınızda bulunsun:

“Ölçüsüzlüğü söndürmek, yangın söndürmekten önemlidir.”

SENA YAŞAR
31 Ekim 2016

[1] http://www.sozcu.com.tr/…/chpli-tanrikulu-gozaltilar-derin…/

[2] https://www.youtube.com/watch?v=F8G1FhwzFUw&t=1784s
(dakika 29.44)

[3] https://www.youtube.com/watch?v=mYkFl_whPgQ

[4] https://www.youtube.com/watch?v=iEhXcq5nZGA

[5] https://www.youtube.com/watch?v=VHwbz1g-0go

[6] http://www.aljazeera.com.tr/portre/portre-gultan-kisanak

[7] http://t24.com.tr/haber/arsiv,107394

[8] https://www.youtube.com/watch?v=vmzOleyJtyM&feature=youtu.be

[9] https://www.youtube.com/watch?v=vHFRV7-ZtZo&feature=youtu.be

[10] http://www.sabah.com.tr/…/ekrem-dumanlinin-diyarbakir-ziyar…

[11] http://www.haberturk.com/…/1315287-gultan-kisanak-gozaltina…

Paylaş
Önceki İçerikSALTANATIN KALDIRILMASI ve HARF DEVRİMİ
Sonraki İçerikTürk Hava Yollarında İslâmcı Propaganda
Sena Yaşar Gazi Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi öğrencisidir. 1997, Adana doğumludur. Sungurbey Anadolu Lisesi'nden mezun olmuştur. Lisedeki düşünce kulüplerinde de aktif olarak yer almıştır. Yeni Adana gazetesinin Genç Yeni Adana ekinde yazıları yayınlanmıştır.

2 YORUM

  1. Merhabalar.
    Yaptığınız çıkarımlar beni tarafınızın bildirgesine göz gezdirmeye sevk etti.
    Böylesine derin analizler sadece Kemalist sıfatını zedeler. Yapmayınız.
    Belli argümanları doğru kabul ediyorsunuz, ardından yazmaya başlıyorsunuz. Aforizmalar eksik olmamış yazınızdan.
    “Terörle-teröristle müzakere edilmez, mücadele edilir.”

    Kendi doğrularını kabul ettikten sonra yazmaya başlayan siz; ilk okul çocuğuna anlatır gibi bir milletvekilline anlatım yapmaya kalkarsa, ilk okul çocuğu gibi anlatımdan anlamak durumunda. İyi okuyunuz!
    AL-TI MİL-YON HÜR YURT-TA-ŞIN İ-RA-DE-Sİ YOK SA-YI-LA-MAZ.
    Altı milyon insan! Dile kolay…
    Altı milyon insanın oyunu, düşüncesini yok saymak ne Atatürk’ün size öğretisidir, ne de aydınlıktır. Düpedüz cehalettir.
    İzlediğiniz politika MHP politikasından farksızdır. Stepneyi oynamayın. Terörle mücadele istiyoruz hepimiz. Belli aforizmaları kabul ederek kendinize duvarlar örmeyin. Düşmanınızla masaya oturabilirsiniz, anlaşabilirsiniz. Hırsızla anlaşmak mantıksızdır. Terörle masaya oturmayı deneyen insanların, bu gün terörü bahane ederek milletin vekillerine saldırdığını görün, manidardır. Ortak olmayın.
    Kendini entelektüel olarak betimle-yen(mesi gereken) sizlerden böyle yazıları görmek sadece üzücüdür.

Bir Cevap Yazın