23 Ağustos 2016 tarihinde bir yazı hazırlamıştım: Modern Kitle Masalı “Demokrasi” adında. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)’nin, Halkların Demokratik Partisi (HDP)’ni “Yenikapı ruhu” olarak adlandırılan birlik sürecine nasıl dâhil etmek istediğini ele aldığım bir yazıydı. Bu yazının son kısmında da bir düşünceden söz etmiştim. Bu düşünce “…Bu süreç, geçmişte Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) ile Demokrasi Partisi (DEP)’nin seçimlere birleşerek girmesini anımsattı. İleride HDP’nin kapatılması durumunda ‘Bu grup özgürlükçü, laik, demokratik’ diyerek beraber seçime girme kararı alınır mı gibi bir soruyu aklımıza getirmiyor değil…” şeklindeydi.[1]

***

Tarih 1 Kasım 2016. HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin grup toplantısında konuşmasını gerçekleştiriyor ve değindiği konu şu: “Açık söylüyorum, ilk sandık önümüze kurulduğunda güçlü bir muhalefet bloğuyla bunları devirmemiz lazım. Biz şu faşist bloğa mecbur muyuz? Bu faşist blok yüzde 50 oy alırız diyor da bizler neden bir araya gelip yüzde 60 oy alamayacakmışız? Bunu zamanı geldi de geçiyor bile. Taban da buna kapalı değil.”[2]

Selahattin Demirtaş’ın bu birleşme çağrısının altında ne var?

Hiç kuşkusuz Demirtaş’ın bu çağrıyı yapmasının altında, HDP Diyarbakır Belediye Başkanı Gülten Kışanak hakkında “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçu ile çıkarılan tutuklama kararı yatıyordu. Ve beklendiği gibi oldu: Ankara Cumhuriyet Savcılığınca ifade verilmeye çağrıldığı halde ifade vermeye gitmeyen Demirtaş gözaltına alındı, devamında da tutuklanarak cezaevine gönderildi. Süreç içerisinde bu tarz olayların gerçekleşeceği net olarak belli olmuştu. Gözaltına alınmadan önce daha tarihi belli olmayan bir seçim için ittifak kurmaya çalışmasının altında ise kendilerini “özgürlükçü, laik, demokrat” olarak nitelendirecek olan siyasilerden tutuklamalarda destek görmek vardı.

Peki, ittifak çağrısını kime yaptı?

7 Haziran’dan sonra HDP’nin içerisinde olduğu bir hükümette olmayacağını kesin bir şekilde gösteren Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)’ne olamayacağına göre; HDP’yi 15 Temmuz sürecine dâhil etmek için cansiperane bir mücadele veren, gerektiği zamanlarda hep “özgürlük, demokrasi” adı altında yanlarında olan CHP’ye… (Gülten Kışanak’ın gözaltına alınması ile ilgili Sezgin Tanrıkulu’nun tepkisi vb.)[3] Bu çağrıya CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun cevabı, Demirtaş hakkında verilen tutuklama kararı sonrası verdiği demeçlerle net bir şekle bürünmüş oldu. Her zamanki gibi desteklerini esirgemeyerek yanlarında durdu. Hatta ve hatta “Başkan Apo’nun heykelini dikeceğiz.” diyerek meydanlarda konuşan Selahattin Demirtaş’ın eşine geçmiş olsun dileklerinde bulundu.[4]

***

Aklıma kumpas davaları sürecinde kendisinden destek bekleyen, en azından mahkemede yanlarında bulunmasını isteyen kumpas mağdurunun eşine verdiği “Gelemem o zaman bize darbeci derler!” cevabı geldi. Kılıçdaroğlu daha sonra suçsuz oldukları yargı tarafından da tescillenen komutanlarımızın yanlarında değil de PKK terör örgütüne yardım ve yataklık yapanların, çeşitli söylemlerle onlara moral ve destek verenlerin arkasında durarak kendisine “terörist” denilebileceğini hiç düşünememiş olmalı.

Seçimlerde de meydanlara “Türkiye’nin Birleştirici Gücü” sloganı ile çıkan fakat kendi tabanı dışında herkesi kucaklamaya çalışan bir Y-CHP vardı. Kılıçdaroğlu bu tutumunu korumaya devam ediyor. Ve bu çağrıya olumlu yanıt verirse, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi olmasından da kaynaklanan, temelinde bulunan ilkelerini reddederek tabanı ve yanında yer alan (zorunlu bir şekilde) CHP’yi fabrika ayarlarına döndürme mücadelesi veren kesimi tamamen kaybederek ülkeyi içerisinden çıkılması daha zor bir duruma itmiş olacaktır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin bütünlüğünü tehlikeye sokanlara destek olanlar ile seçime girmek demek, Türkiye Cumhuriyeti’nin bütünlüğünü savunanları karşısına almak demektir. Bu, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kuruculuğunu ve Genel Başkanlığı’nı yaptığı bir partiye ihanet için zemin oluşturmak demektir. Bunu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu parti değil, 1993’te DEP ile beraber seçimlere giren SHP yapar. Aslında en başından beri CHP için kullanılan tabir Y-CHP değil Y-SHP olmalıdır…

Hasan Raşit İNAN
14 Kasım 2016

DİPÇE:

[1] http://ucuncuyol1919.com/2016/08/23/modern-kitle-masali-demokrasi/
[2] http://www.sabah.com.tr/gundem/2016/11/01/demirtastan-chpye-birleselim-cagrisi
[3] http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/622782/Sezgin_Tanrikulu_ndan_Kisanak_ve_Anli_nin_gozaltina_alinmasina_tepki.html#
[4] http://www.haberturk.com/gundem/haber/1319681-chp-genel-baskani-kilicdaroglu-dermirtasin-esi-ile-gorustu

Bir Cevap Yazın