15 Nisan 2016 tarihinde Üçüncü Yol’dan bir yazımızı yayımlamıştık: “Türkiye Cumhuriyeti Toprak Kaybetmeye Devam Ediyor!”.[1] Yazımızda Ege Denizi’nde Türk milletinin egemenlik haklarına yapılan saldırıyı, 2004’ten beri işgal edilen 17 adamızı, AKP iktidarının bu duruma seyirci kalışını, muhalefet partilerinin girişimlerinin yetersiz ve sonuçsuz kaldığını, medyanın da aracılığıyla bu gerçeklerin Türk milletinin gözünden kaçırıldığını işlemiştik. Ve işin yine “ulusun azim ve kararlılığına” kaldığını belirterek Türk milletinin “iktidar ve muhalefet partilerine milli menfaatlerimiz doğrultusunda politika dayatması” gerektiğini anlatmıştık.

Meselenin ahvâlinin değiştiğini, adalarımızdaki işgalin son bulduğunu, işgal kuvvetlerinin topraklarımızdan ve karasularımızdan uzaklaştırıldığını yazmayı çok isterdim. Ancak ne yazık ki işin aslı böyle olmadığı gibi her geçen gün de daha kötüye gidiyor.

Yunan; adalarımıza bayrak dikmeye, kıta sahanlığımızı ihlâl etmeye, adaları stratejik üs olarak kullanmaya, vatandaşlarını adalarımıza yerleştirmeye ve toplarını Anadolu’ya çevirmeye devam ediyor.

“İç cephe”de de durum farklı değil, suskunluk devam ediyor. Basın, meseleye gerekli ilgiyi göstermiyor. Halkı milli meselelerimizden haberdar kılmakla ve uygun bir şekilde yönlendirmekle yükümlü gazeteciler yükümlülüklerini yerine getirmiyor. Muhalefet partileri hâlâ “içinde bulunduğumuz şartlara rağmen safsatayla, münâkaşayla, nazariyatla vakit geçiriyor”, seçmenlerini de gereksiz birtakım meselelerle oyalamaya devam ediyor. Cumhurbaşkanlığı’nın, AKP hükümetinin ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin vurdumduymaz ve aymaz tavrı Yunanların Ege’deki hareket kabiliyetini arttırıp onlara alan açıyor.

***

Çağdaş Bayraktar, 9 Kasım 2016 tarihinde Üçüncü Yol’da yayımlanan bir yazısında Kıbrıs Türkleriyle Rumlar arasında süregelen anlaşmazlıkları ve 7 Kasım 2016’da İsviçere’de başlayan müzakereleri irdelemiş ve gösterilen tâvizkâr tutum karşısında Türk egemenliğinden çıkacak “18. Ada Kıbrıs mı?” diye sormuştu.[2]

14 Kasım 2016 itibariyle bu soru da cevabını buldu. Türklerin elinden çıkan 18. ada Marathi Adası oldu.[3][4] Adanın işgal edildiği ve Yunan bayrağı dikildiği gün yüzüne yeni çıksa da bu adanın da uzun süredir işgal altında olan adalarımız arasında olduğu emekli Kurmay Albay Ümit Yalım tarafından tespit ve ilan edilmiştir.

Marathi Adası, Aydın il sınırlarımız içerisinde olup uluslararası hukukta da hakkında şüphe ve anlaşmazlık bulunmaksızın Türkiye’ye ait olan adalarımızdandır. Bu durum 4 Ocak 1932 tarihinde Türkiye’yle İtalya arasında Ankara’da imzalanan anlaşmayla da tescillenmiş ve adanın adı anlaşmanın 1. maddesinde İtalya hükümetinin Türkiye’nin hakimiyetini tanıdığı adalar arasında zikredilmiştir. Bu anlaşma 23 Ocak 1933 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandığından beri yürürlükte olmasına rağmen Yunanistan hukuk tanımaz tavrını sürdürmüştür.[5]

Bu arada, Yunanistan’da “Soros solcucu”[6] Aleksis Çipras’ın ve partisi Radikal Sol Koalisyon’un (özgün adıyla SYRİZA) iktidarından sonra bayram havası yaşayanlara da belirtmiş olalım: Çipras’ın ve SYRİZA’nın iktidarından sonra da Yunan dış politikası değişiklik göstermedi ve Yunanistan yayılmacılığa devam etti.

***

Yunanlar, İzmir’i 20. yüzyılın ilk çeyreğinde işgal ettiğinde Yunan işgal kuvvetleri, -Türk milletinin onuru ve namusu için- Hasan Tahsin’in canı pahasına attığı ilk kurşunla karşılanmıştı Anadolu’da. Bir yandan işgale karşı direniş için örgütlenme çalışmaları devam ederken bir yandan da basın yayın faaliyetleri, protestolar, yürüyüşler peşi sıra gelmişti. Türk milleti onurunu çiğnetmemeye kararlı bir şekilde tepkisini ortaya koymuştu.

Peki ya bugün?

Bugün neyi bekliyoruz adalarımız işgal altındayken?

Yunanların Anadolu’ya yeniden çıkıp İzmir’i yeniden işgal etmesini mi?

Ali KARAKÜÇÜK
16 Kasım 2016

DİPÇE:

[1] http://ucuncuyol1919.com/2016/04/15/turkiye-cumhuriyeti-toprak-kaybetmeye-devam-ediyor/
[2] http://ucuncuyol1919.com/2016/11/09/18-ada-kibris-mi/
[3] http://www.yenicaggazetesi.com.tr/egede-isgal-edilen-ada-sayisi-18e-cikti-150381h.htm
[4] Her ne kadar Türk egemenliğinin ihlâl edilerek işgal edildiği 18. ada Aydın il sınırları içerisindeki Marathi olsa da bu durum, Kıbrıs’taki tehlikenin geçtiği anlamına gelmiyor elbette. Gerek Kıbrıs’ta gerek Türkiye’de tüm ihanet odaklarına rağmen Kıbrıs Türklerinin haklı davasının yanında olmaya devam edecek ve orada yaşanan süreci de yakından takip edeceğiz.
[5] http://www.resmigazete.gov.tr/arsiv/2313.pdf
[6] http://banuavar.com.tr/banu-avar-yunanistan-ve-amerikanin-sol-maskeli-cocuklari/

Bir Cevap Yazın