Askerliğini terör tehdidinin daha yoğun olduğu bölgelerde yapan askerlerin, sürekli eli tetikte olmak zorundadır. Bazen de eli silahına, tüfeğine gider askerin.
Tetiğe basmakla basmamak arasında kalır.
Benim payıma ise askerde “eli her an kaleminde olmak” düştü.
Yazmakla yazmamak arasında kalmak…
Fakat yazılmalıydı.

Toplumsal tepki verilmesinin hayati olduğu; adalet, ülkenin bölünmez bütünlüğü, kurucu değerler, her yurttaşın asgari yaşamsal hakları gibi konularda “Tepki verirsem ne bedel öderim, başıma ne gelir?” kaygısıyla hareket etmek, hem savunduğun değerlerle hem de izinde yürüdüğün liderle çelişir.

Hiçbir Kemalistin bu topraklarda böyle bir lüksü kalmamıştır.

***

Çatısının çökmesinden başka millet yararına hiçbir katkı sağlayamayacak meclis görünümlü gaflet, dalalet, ihanet yuvasında dün (17 Kasım 2016) bir öneri yapıldı.
Bu önerinin kabul edilmesi durumunda; 16.11.2016 tarihine kadar birilerine tecavüz eden kişileri, tecavüz ettiği kişiyle evlenmesi durumunda, suçunun infazı önce ertelenecek sonra da zaman aşımından ötürü suçun infazı diye bir durum kalmayacak.

Bu; vergi affı tadında, “Bak bundan sonra yapmayın, sonra biz bile sizi AKlayamıyoruz.” kıvamındaki öneriyi kim sundu Meclis’e?

Tabii ki 6 AKP milletvekili.
Öneri, 184 AKP’linin “evet” oyuna rağmen yeterli çoğunluğu bulamadığı için öneriyle ilgili oylama 22 Kasım 2016 tarihine ertelendi.

Önce, konuyla ilgili dostum Deniz Kılıç‘ın iletisini sizinle paylaşmak istiyorum:

“Cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın 16/11/2016 tarihine kadar işlenen cinsel istismar suçunda…” diyor önergede…

Ben mi geri zekalıyım da anlamıyorum?

“İstismar” ne zamandan beri irade içi? Taciz ne zamandan beri irade içi? Taciz ve tecavüz zaten “cebir, hile ve tehdit” içermiyor mu? Ben mi salağım da anlamıyorum, hakikaten, biriniz aydınlatabilir misiniz beni? Bu cümle ne demek istiyor? Çok kızgınım da anlamıyor muyum?

“Suç” ne demek?
“Cebir” ne demek?
“Tehdit” ne demek?
“Hile” ne demek?
‘İstismar’ ne demek?

Tecavüzde çığlık atmadığı için rızası var olarak görünmek gibi bir şey mi?
“Canım, sana tecavüz ettim ama ısırıp çimdirmedim, dövmedim, doğramadım, bıçaklamadım. Okşaya okşaya yaptım. Cebir yok, tehdit de etmedim -bak evlenme teklif ediyorum-, içkine ilaç koymadım şekerle kandırdım, sen de bağırmadın zaten, ben korkutmadım -sen korktun-… Sömürmedim, şehvetle yaklaştım. “

Bu mu?

***

Bir de Avukat Raşit Ceran‘ın iletilerini:

“Kanun 16.11.2016 tarihine kadar işlenmiş suçlar için çıkarılıyor, geçici yasa. Bu yasa ile tahliye olacak olan 4000 kişi kimler anlatalım.

1-/ Bu suçtan tutuklu bulunanların tamamı, 15 yaşından küçük kız çocuklarına tecavüz edenler.
2-/ O kız çocukları büyümüş 16 yaşına gelmiş. Yani bir nevi rehin tutulmuşlar zaten. Şimdi de evlendirilmiş yahut evlendirilecekler.
3-/ Böylece tecavüzcü 4000 kişi dışarı çıkacak ve bu çocuklar kocalarından boşanamayacaklar. Çünkü boşanırlarsa ceza kaldığı yerden devam edecek.
4-/ Devam eden davalar için de şöyle bir durum var. Mesela 13 yaşında bir çocuk tecavüze uğramış. 3 sene bekletilecek sonra evlendirilecek.
5-/ 3 sene cezaevinde kalan sapık, evlilik ile tahliye olacak. Tabi bu süreçte kız çocuğu tecavüzcünün ailesinin elinde rehin olarak kalacak.
6-/ Tahliyeden sonra da yine tecavüzcünün elinde rehin kalmaya devam edecek. Malum boşanma ile ceza kaldığı yerden devam edecek.”

***

Kaldığımız yerden devam edelim.

Bu öneriyi sunan AKP milletvekilleri kimlerdir?

Mehmet Muş – İstanbul Milletvekili, Trabzonlu.
Ramazan Can – Kırıkkale Milletvekili, Kırıkkaleli.
Halis Dalkılıç – İstanbul Milletvekili, Malatyalı.
Hacı Bayram Türkoğlu – Hatay Milletvekili, Hataylı.
İlyas Şeker – Kocaeli Milletvekili, Erzurumlu.
Mücahit Durmuşoğlu – Osmaniye Milletvekili, Osmaniyeli

İsimleri unutmamak için tekrar yazalım:

Mehmet Muş-Ramazan Can-Halis Dalkılıç-Hacı Bayram Türkoğlu-İlyas Şeker-Mücahit Durmuşoğlu

Yeri gelmişken de belirtelim: İstismar değil TECAVÜZ.

***

Toplumu sürekli kutuplaştırırsan, şiddeti meşrulaştırarak şiddet eşiğini yükseltirsen, toplumu akılcılıktan ziyade duygusallaştırırsın.

Sonra o toplum, tüm duygularını sağlıksız biçimde en üst seviyede yaşar. Ve bunu bu hale getiren en çok sensen, hem başkasını suçlayamazsın hem de her ihtimali hesaba katmak zorundasındır. Toplumu oluşturan farklı farklı insanların farklı farklı tepkileri olabilir bu öneriye ve öneriyi yapanlara.
Bu karardan ötürü insan omuzlara alıp alkışlanabilir de protesto edilip araya alınarak linç edilebilir de.
Birileri bu öneriyi zafer kabul edip toplumsal sevinme ritüellerimize uygun biçimde havaya 3 el ateş edebilir de başka birileri çıkıp “Ulan şerefsizler, çoluğumuza çocuğumuza mı göz diktiniz sapık pislikler!” deyip 3 el ateş edebilir de.

Bu milletvekilleri ve onları -kimisi evet diyerek kimisi susarak- destekleyenler, özellikle de bu öneriyi sunan 6 kişi, her ihtimali düşündü mü?

Örneğin hemen araştırdım. Bu 6 kişi de erkek. Hepsi evli, birisi hariç hepsinin en az 3 çocuğu var. Meclis bilgilerine bakılırsa resmiyette bu 6 kişinin toplam 6 eşi, 17 çocuğu var. Toplam 23 kişi tecavüzcülerin cinsiyet ayrımı yapmadığı, hatta canlı-cansız ayrımı yapmadığı (oyuncak bebekten damacanaya; eşekten kedi köpeğe) bir ortamda bu öneriyle her ihtimali göze alıyorlar mı?

Mesela bu milletvekilleri, “Benim eşim, benim kızım, benim oğlum da tecavüze uğrarsa eşimle benim medeni durumumdan ötürü belki evlenemezler ama çocuklarımdan birine tecavüz eden kişi pek tabii de çocuğumla evlenebilir.” diyebilecek mi?

Hadi diyelim evet dedi. Tecavüzcüsüyle evlendirdiği kızına eğer yanında konuyu bilmeyen birileri “Nasıl tanıştınız, nasıl evlendiniz? derse bu durumu nasıl anlatacak?
“Eskiden böyle bir durumda evlenmek hayaldi, bizim iktidarımızda gerçek oldu. Onlar konuşur AKP yapar. Onlar yapar, AKP AKlar.” mı diyecek?

Bu dediklerim asla ama asla hakaret değil.

Önerilen yasa herkes için geçerli değil mi?

Geçerli.

Tecavüz tehdidi bugün hemen her yerde değil mi? Aynen de öyle.
Birileri bu dediklerine öfkelenebilir mi?

Öfkelenemez kardeşim!

Her sefer de mağdurun değil de suçlunun yerine empati kuran; ona göre, ona yönelik çalışma yapan siz değil misiniz?

İnsan neden suçsuzun değil de suçlunun yerine empati yapıp öneri sunar? Neden?
Bunu sorunca aklıma geldi: İktidar olunca ilk olarak “vatana ihanet yasasını kaldıran” kimdi?

Işid’in bombalarını fünyeyle etkisiz hale getirebilirsin.
Teröristler de kapsamlı operasyonlarla bedeli ağır da olsa etkisiz hale getirebilir.
Peki ya Işid’i, Işid yapan ve onu besleyen “kafa yapısı”? Onu nasıl temizleyeceksin?
Hele de takım elbiseler içinde halkın temsilcisi zırhı arkasında vekil maaşıyla beslenenleri?

***

Halkı kin ve düşmanlığa sevk edesim var.
Korkmayın, hedefim de etki alanım da bu işi ceylan derili koltuklardan milletvekili maaşı katkısıyla yapanlar kadar büyük değil.

Aslında benim derdim halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek de değil, halkı kin ve düşmanlığa sevk edenlere kin ve düşmanlığın diri kalması.

Çünkü artık anlamamız gerekiyor ki iki savaşın izdüşümü bu yaşananlar.

Aynı kitlenin iki cephede aynı düşmana karşı savaşı bu.
Birinci cephede ülkenin bölünmez bütünlüğü, kurucu değerler, Atatürk devrimlerinin savunulması savaşı.

İkinci cephe topyekün, ilerici-gerici savaşı. Ve artık herkes safını seçmek zorunda.

İsteyerek ya da istemeyerek.

ÇAĞDAŞ BAYRAKTAR
18 Kasım 2016

Paylaş
Önceki İçerikVİCDANSIZLIĞI MESLEK EDİNENLER
Sonraki İçerikSÖYLEŞİ: AVUKAT RAŞİT CERAN – “PEDOFİLİYE MEŞRUİYET KAZANDIRMA ÇABASI İÇİNDELER.”
Çağdaş Bayraktar 1986 yılında doğdu. İlk ve orta öğrenimini Mersin'de tamamladı. 2014 yılında Çukurova Üniversitesi Ziraat Mühendisliği Tarım Ekonomisi bölümünü bitirdi. Aynı bölümde yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Lisans eğitimi süresince 5 yıl boyunca ilk üyelikten başkanlığına kadar Çukurova Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü'nin her kademesinde görev aldı. Bu dönem içerisinde dava arkadaşları ile birlikte "Kemalizm"in yerel ve ulusal ölçekte ADK/T'ler nezdinde kurumsallaşması, yaygınlaşması ve bağımsız kalması adına yoğun çaba gösterdi Öğrenimi müddetince okulun Türk Sanat Müziği korosunda aktif çalıştı. 2013 yılında kendisi gibi öğrenci olan arkadaşlarıyla birlikte "Vardiya Bizde Adana"nın kurulmasına öncülük etti. Haftalarca süren Sessiz Çığlık eylemlerinde hukuku savundu. Karşı ve Yurt gazetesinin olmak üzere bir çok internet sitesi ve yerel gazetelerde yazıları yayınlandı. Milli Mücadele döneminde kurulan ve "Kemalizmin İleri Karakolu" unvanıyla onurlandırılan Yeni Adana gazetesinde yazıları yayınlandı. Ayrıca aynı gazetenin Genç Yeni Adana ekinin kurucu editörlüğünü ve başyazarlığını yaptı. 27 sayı yayınlanan Genç Yeni Adana'daki yazarların bir çoğunun yazarlığa adım atmasında ve gelişmesinde öncülük etti. Eski Vatan, yeni Aydınlık yazarı Mustafa Mutlu'nun resmi sosyal medya sayfalarının kurucu editörlüğünü yaptı. Genç Yeni Adana'daki yazar kadrosunun büyük bölümüyle beraber Üçüncü Yol'u kurdu. Bununla beraber Metin Aydoğan, Sinan Meydan ve Banu Avar gibi değerli aydınların ve de yine Üçüncü Yol yazarlarından Erhan Sandıkçı'nın da içinde bulunduğu partilerüstü Milli İrade Birliği platformunun yazar kadrosunda bulunmakta. Milli İrade Birliği'nin "Milli İrade Nedir?" ve Mustafa Mutlu'nun "Dön Kardeşim" kitaplarında yazıları yayınlandı. Yazarlık dışında kitap editörlüğü de yapan yazar tarih, müzik, felsefe, edebiyat, sanat, spor ve sosyoloji alanlarıyla ilgilenmektedir.

Bir Cevap Yazın