“Türkiye daha ne kadar kötü günler yaşayabilir?” dediğimiz her gün bambaşka bir durumla karşı karşıya kalıyoruz. Ortadoğu bataklığına saplanan, ABD-Rusya arasında ne yaptığı belli olmayan, cumhuriyet kazanımlarıyla kavgalı olan, işgal edilen topraklarına ses çıkaramayan hükümetin derdi bugün yapay mağdurların “özgürlüklerine” kavuşabilmesi…

Gündeme bomba gibi düşen  kanun tasarısı ile ilgili yorumu sosyal medyada paylaşım rekorları kıran yorumların sahibi, ceza ve boşanma davalarına ağırlıklı olarak bakmakta olan avukat Raşit Ceran’la yazarımız Mehmet Aman’ın söyleşisini sizlerle paylaşıyoruz. 

Raşit Ceran’a bu önemli söyleşi için Üçüncü Yol olarak teşekkür ediyoruz.


M.A.: Raşit Bey konu malum.  AKP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Mehmet Muş, AKP Kırıkkale Milletvekili aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu hukukçu Ramazan Can, AKP İstanbul Milletvekili Halis Dalkılıç, AKP Hatay Milletvekili Hacı Bayram Türkoğlu, TBMM Başkanlık Divanı Katip Üyesi ve Kültür Sanat ve Yayın Kurulu Üyesi AKP Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu ve AKP Kocaeli Milletvekili Yüksek Mühendis İlyas Şeker Meclis Başkanlığına bir kanun tasarısı sundu. Diyorlar ki,  “Cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın 16/11/2016 tarihine kadar işlenen cinsel istismar suçundan, mağdurla failin evlenmesi durumunda, Ceza açıklanmasının geri bırakılmasına, hüküm verilmiş ise cezanın infazının ertelenmesine karar verilir. Zamanaşımı süresi içinde evliliğin, failin kusuruyla sona ermesi halinde fail hakkıdaki hüküm açıklanır veya cezanın infazına devam olunur. Bu fıkra uyarınca fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya cezanın infazının ertelenmesine karar verilmesi durumunda, suça azmettiren veya işlenişine yardım edenler hakkında kamu davasının düşmesine veya infazının ortadan kaldırılmasına karar verilir.”

Şöyle yapalım, hukuki kavramları çok fazla telaffuz etmeden, sokaktan geçen vatandaşın anlayacağı dilden anlatalım.  Türkiye bu kanun tasarısından ne anlamalı?

R.C.: “Pedofili” denen kavrama, “çocuk gelin” adı takarak masumlaştırmaya çalışıyorlar. Birkaç asır öncesinden kalma töreleri, toplumun kabul görmüş gelenek göreneği göstermeye çalışarak pedofiliye meşruiyet kazandırma çabası içindeler. Çıkartılmak istenen kanuna baktığın zaman tamamen küçük yaşta evlendirilmiş çocukların hedef alındığını görürsün.

M.A.: Tasarıdan kimler yararlanacak?

R.C.: Bunun iki yönü var. Birincisi “cebir, tehdit şiddet olmaksızın” yani, mağdurun rızasının olduğu hallere, ikincisi de “cebir, tehdit şiddetin olduğu” haller. “Cebir, tehdit şiddet olmaksızın taciz-tecavüz-istismar”dan ceza alanların tamamı 16 yaşı doldurmamış çocuklarla ilişkiye girenler. Bu kanun, 16 yaşını doldurmamış bir çocukla ilişkiye girmiş, daha sonra devletin tespitiyle ceza almış kişilere ve ailelerine yarayan bir kanun.

M.A.: Devlet nasıl tespit ediyor?

R.C.: Şikayetle olmuyor tabii. Tecavüzden sonra eğer çocuk hamile kalmışsa ve doğum yapmışsa tespit edilebiliyor. “Bunu meşrulaştırmak için şimdi de diyorlar ki ‘biri 15 diğeri 17 yaşında’, öyle olmaz. 17 yaşındaki çocuğa cinsel istismardan vereceğin ceza, eğer cinsel ilişki varsa 10 senenin altına düşemez. Eğer karşıdaki de 17 yaşındaysa buna da zaten suça sürüklenen çocuk denir. Yani suçun faili 17 yaşında ise  suça sürüklenen çocuk derler. Bu da cezai indirime gider. 10 yıllık ceza 6,5 yıla düşer. 1/6’de mahkemenin takdiri indirimini alır, 5 yıla düşer. Onun yatarı 3 yıldır. 1 yıl da denetimli serbestliği vardır, 2-2,5 yıl yatar çıkar 17 yaşındaki çocuk.

M.A.: Peki reşitse?

R.C.: Reşit olduğu için asgari 10 yıl ceza alır. Buradan şunu anlayabiliriz. Suçun faillerinin %90’dan fazlası reşit. Suçun mağdurları da küçük çocuklar. Büyüklerde olmaz. Büyük eğer “Tecavüz etti.” dediği dakika dönüşü olmaz. Yani tecavüz etti, evlendi. Niye evlensin, zaten evlendikten sonra niye şikayet etsin?

M.A.: Evlenmeye zorlanıyorsa cebir ve şiddet vardır zaten.

R.C.: Vardır ama çok küçük bir dilim bu. Yani bu kanunun asıl kapsamı 16 yaşını doldurmamış çocuklarla evlenenler.

M.A.: İmam nikahı kıyılanlar yani.

R.C.: Evet imam nikahı kıyılanlar. Resmi nikah zaten yapamazsın.

M.A.: Aileler bu işin neresinde?

R.C.: Zaten işin içinde sadece çocuklar yok aileler de var. Bu ilişkilere onay veren aileler de cinsel istismardan ceza alıyor.

M.A.: Şimdi o aileler de yırtacak.

R.C.: Maalesef dediğiniz gibi onlar da yırtacak.

M.A.: Bugün Adalet Bakanı Bekir Bozdağ  konuyla ilgili bir açıklama yaptı. “18 yaşından küçük bir kızla evlenen kişiler tecavüzcü değil. Bunlar ailelerin ve küçüğün rızası ile yapılmış işler.” dedi. 16 yaşındaki çocuğun evlilikte rızası olur mu?

R.C.: Kanunda diyor ki “cebir şiddet hali olmaksızın”, yani rızaya dayalı. 16 yaşındaki çocuğun rızasına bakalım gelin, kanun hiçbir halde 16 yaşından küçük bir çocuğun rızası olduğunu kabul etmez. O çocukta zaten o irade yoktur. Bak kanun; 15 yaşını doldurmuş ve 18 yaşını tamamlamamış çocukların yaptığı fiillerin hukuki sonuçlarını kavrayabilme kapasitesinde olduğunu kabul edebilir. Ama 12 ve 15 yaş arasındaki çocuklarda kanun hiçbir  suretle bunu kabul etmez. Şimdi bu kurallar neden böyle diye soranlar vardır. Bakın yılların süre getirdiği deneyimdir bu kurallar. Mağdurlarla, faillerle konuşuluyor, takip ediliyor. Durduk yere konmuş kurallar değil. Yıllardır yapılan araştırmalar, çalışmalardan sonra bu kurallar konuyor. Bunun içinde sosyoloji, psikoloji, pedagoji, adli tıp bilimleri var. Bu bilimler ışığında yapılan çalışmalar doğrultusunda bu yaş aralıkları belirleniyor. Aile diyor ki, “Sen tecavüze uğradın seni evlendirmemiz gerek, yoksa şu olur bu olur.” Çocuk da bunu kabul etmiş. Şimdi 16 yaşında böyle rızası alınan ve evlendirilen bir çocuğun üstünde nasıl baskı olmaz? Ve bu bir kısmı. Zorla verilenler var yahu. Hani kendi pencerelerinden bakınca rızası alınmadan evlendirilenler var. Çıkıyorlar orada burada haberler buluyorlar. Daha önce bu yolla evlenen bir kız çocuğu üzerinden mağduriyetin giderildiğinden bahsediyorlar. Çocuğu zorla evlendirmişler, ne yapacak?

M.A.: Ya intihar edecek ya da cinayet işleyecek.

R.C.: Diğer taraftan bakalım, susup kaderine razı olacak, tecavüzcüsünü, tacizcisini kocası bilecek. Çocukları büyüyecek, erkek alacak hapis cezası 10 yıl yatacak. Bunları gösteriyor, ee, mağdur var. Hayır efendim. Bu çocuklar mağdur, hala da mağdur olmaya devam ediyorlar. Yetkililer de bu mağduriyeti kabul ediyor. Peki öldürülen çocuklar ne olacak? Buyrun Niğde’de daha geçenlerde 15 yaşındaki kız çocuğunu evlendirdiler, 1 ay sonra kayınpederi öldürdü, ondan sonra kemik yaşı tespiti geldi nasıl geldi biz de bilmiyoruz ve bir anda çocuğun 17 yaşında olduğu ortaya çıktı. İstismarcılar ceza almadı. E Gaziantep’te öldürülen kız çocuğunu ne yapacağız? Adıyaman’da, Batman’da, Van’da kendini öldüren çocukları ne yapacağız? Bunlar bizim çocuklarımız.Yazık günah değil mi ya? Yani üç dört tane mağdur aile örneği vereceksin, bu ölen çocukları ne yapacağız? Asıl mağdur kız çocukları ne yapacağız?

Her haliyle akıl donduran bir kanun önergesi. Ve bu önergeyi verenlerin içinde hukukçular da var.

Ve bu rehin kanunu. Çocukları rehin veriyorlar.

M.A.: Nasil yani?

R.C.: Diyor ki kanunda; boşanma halinde ceza kaldığı yerden devam eder. Hadi boşansın o kız çocuğu. Dayak yedi, zulüm gördü. Hadi boşansın… Onun kurtulmasının tek yolu var o da anlaşmalı boşanmak. Kocanın suçlu olmayacağı anlaşmalı boşanma yani. Mağdur alacağı tazminatı da alamayacak. O güvencesi de ortadan kalkıyor. Ya da çocuk karartacak gözünü, açacak boşanma davasını, kocası hapise girecek.

M.A.: Sonra?

R.C.: Malını mülkünü de kaybedecek, git kızı öldür diyecekler. Yani bunu kabul etmemiz mümkün değil. Toplumsal gerçeklikten tamamen uzak.

M.A.: Dün, Vahdettin İnce, “Başka kültürlerde oluşmuş algılar bize evrensel hukuk diye dayatılıyor, böyle bir şey yok.” dedi. “Bir insan evlenmek için neden 18 yaşına kadar beklesin ki? Bizim kültürümüzde reşit olmak ile Avrupa kültüründe reşit olmak aynı şey değildir. Bizde reşit olmak kız çocuğu için muhayyen halleridir, erkek çocuğu için de ihtilam durumudur.” dedi.

R.C.: Beyefendi oturmuş bundan 1000 yıl öncesinin geçerliliklerinden bahsediyor. Bunu diyen adam kendisinin 13 yaşındaki kızını kocaya verir mi? Veremez. Versin de göreyim. Elinde silahla kovalar. Ya Mehmet çocuktan bahsediyoruz, Bir insan nasıl dönüp şehvetle bakabilir yahu? 13 yaşındaki bir çocuğa şehvetle bakan kişi sapıktır yahu. Alacaksın kapatacaksın çıkamasın topluma. E bunlar diyor ki evlensin. Evlenince ne olacak, çocukları olacak, sonra? Bu çocukları nasıl büyütecek sapık ruhlu insan, nasıl eğitecek? Çocuk büyüyecek anasından babasından gördüğünün aynısını yapacak. Onlar da verecek çocuklarını 14-15 yaşında. Toplumdaki geri kalmış her adedi biz kabul edeceksek, işimiz var.  Şimdi bak, ciddi din adamları, bu toplumun baskısından çekinmeseler, otursalar bir araya gelseler, “13 yaşında bir çocukla evlenilemez.” derler.

M.A.: Var mı şimdi sizce öyle din adamları? Kaldı mı yani?

R.C.: E yok. Varsa da çekiniyorlar. “13 yaşında bir çocukla evlenilemez.” deseler, dinsiz ilan edilirler. İnsan içine çıkamazlar. Bu böyle devam ederse de böyle bir sapık çıkar, “Bizim dinimizde bu var.” der.

M.A.: Yeniden kanunun içeriğine dönelim. Kanun metninde, “Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesine bakılmaksızın…” diyor. Bu ne demek?

R.C.: CMK 231-5, hükmün açıklanmasının geri bırakılması demek. Bu ne demek, failin pişmanlık göstermesi demek. Fail pişmanlık gösterecek, mağdurun suçtan gördüğü zararı ortadan kaldıracak.

M.A.: Böyle bir durumda mağdurun zararı nasıl ortadan kalkacak? Tacizden, tecavüzden bahsediyoruz. Çok ciddi bir durum.

R.C.: Kaldırılamaz zaten. Nasıl kaldıracaksın? Yaptıkları baştan sakat. Şimdi evlilik diyor, Medeni kanuna göre 16 yaşını doldurmadıkça evlenemezsin. Eee? Cebir olmayacak diyorsun, aile ve toplum baskısı da cebirdir. Eee? CMK 231-5’e bakıyorsun, orada da mağdurun zararının giderilmesi lazım, onu da gideremiyorsun. Sen geçici kanun falan çıkarmıyorsun kardeşim. Düpedüz af bu.

M.A.: Bu “af”tan 4000 kişinin yararlanacağını söylüyorsunuz?

R.C.: Bakan da öyle diyor. Neye göre yararlanacaklar? Sanki 4000 dosya tek tek okunmuş, incelenmiş. İncelenmiş ki böyle bir kanun önerisi geldi meclise. Oturmuş, incelemişler, suç mağdurları bulunmuş, 12-13-14 yaşındaki çocukların hiçbir cebir şiddete maruz kalmadan kendi rızasıyla evlendiğine ve karar verilmiş ki bu kanun teklifi veriliyor.

M.A.: İncelemişler midir gerçekten?

R.C.: 22 Kasım’da büyük olasılıkla kanun meclisten geçecek. Bu ne demek biliyor musun? “4000 kişiye af çıkardık, mahkemelerin bunu ayrıca incelemesine gerek yok.” Cebir unsurunu nasıl incelemişler merak ediyorum? Cebir unsurunu mahkeme inceler. Sen mahkeme misin? İşte bu yüzden bunun adı aftır.

M.A.: Bu affın getirisi ya da götürüsü ne olacak topluma?

R.C.: Şimdi 16 Kasım sabahı tecavüze uğrayan 13 yaşındaki kız çocuğunu, failin ailesi alacak 3 yıl boyunca rehin tutacak, çünkü şikayet etmesin diye. Mağdur 16 yaşına gelecek ve mahkeme kararıyla evlendirilecek. Fail de tahliye olacak. Ondan sonra bu çocuk onun kölesi olacak. Çünkü boşanamayacak, boşandığı an ceza devreye girecek. Getirdikleri akıllara zarar düzenleme bu. Bunun topluma getirisi olabilir mi? Kanun bu haliyle Medeni Kanuna, Anayasaya. Türk Ceza Kanununun özüne, bilimselliğe aykırı. Her şeye aykırı.

M.A.: Bu kanun adı üstünde “geçici” olarak görülüyor iktidar kanadında. Sizce de geçici mi yoksa emsal niteliği alır mı?

R.C.: Bu kanunu getiren bundan sonrasını da getirir. Niyet belli. Bu kanunu önümüze koyanların  “çocuk gelin”leri Medeni Kanuna koymayacağının garantisi var mı? Hani adamın vergi borcu vardır ödemez, neden, çünkü biliyor iki yıl sonra af çıkacak. Aynı şey olacak. Burada mülkiye hakiminden mahkeme hakimine kadar hepsi bundan sonra bu olaylara böyle yaklaşacak. Maalesef durum bu. Orta Çağ’ın karanlığına geri mi dönelim?

M.A.: Başbakan Binali Yıldırım bugün konuyla ilgili “Olay şudur. Yaşı tutmayan, erken yaşta evlenenler var. Bilmiyorlar yasaları, dolayısıyla çocukları oluyor.” dedi. “Yasaları bilmemek” diye bir mazeret olur mu?

R.C.: Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz. Sen cinayet işlesen ve “Suç olduğunu bilmiyordum.” desen seni serbest mi bırakacaklar? Böyle şey olur mu yahu? Sen devletin kurallarına riayet etmeyeceksin, ondan sonra mağdurum diye ortalıkta gezineceksin. Ne güzel mağduriyet! Bir kereye mahsus herkes çıksın o zaman, kimse bilmiyor suç olduğunu. Hadi çıkarın herkesi. Sürekli af üzerine kurulan bir ceza sistemi olamaz. Niye cezalandırıyoruz biz o zaman? Yıllarca toplumsal farkındalık yaratma çabası içinde uğraşalım, çalışalım, adamın biri gelsin “Burada mağdur var” desin. Bundan sonraki çocuklar ne olacak? Onların mağduriyeti senin üzerine yıkılmayacak mı?  İntihan eden, öldürülen çocuklan geri gelecek mi? Bıraksınlar mağduru, adalet sistemine baksın. Gördük adalet sistemini Ergenekon-Balyoz’da. O hakimler savcılar gül gibiydi, ne oldu şimdi? Yarısı kaçtı, yarısı içerde.

M.A.: Gördük. Maalesef gördük. Peki ne olacak böyle?

R.C.: Ne olacağı var mı? Toplumun mayası bozuldu. Bozulmaya da devam ediyor. Daha da kötüye gidiyor. Her şey meşrulaştırılıyor çünkü.

M.A.: Anayasa Mahkemesine taşınır muhtemelen. Sizce döner mi oradan?

R.C.: Anayasa Mahkemesidir zaten bunun önünü açan.

M.A.: Neden?

R.C.: Birincisi Anayasa Mahkemesi, resmi nikah kıymadan dini nikah kıyan imam ve çiftlere ceza verilmesini öngören maddenin kaldırılmasına karar verdi. İkincisi  “15 yaşını tamamlamamış her çocuğa karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranışın cinsel istismar sayılacağına” ilişkin hükmü iptal etti. Bugün de bu geldi….


 

Paylaş
Önceki İçerik“YENİ” TÜRKİYE: YENİ SODOM VE GOMORA!
Sonraki İçerikÇOCUKLARIMIZ İÇİN BAŞKANLIĞA HAYIR!
31 Ağustos 1990’da Mersin’de doğdu. İlköğrenimini Abdülkadir Perşembe İlköğretim Okulu ve Mersin Ortaokulu’nda bitirdi. Liseyi Mersin Endüstri Meslek Lisesi’nde İklimlendirme ve Soğutma Bölümü’nü okuyarak tamamladı. Fakat mesleğini sevmediği için devam ettirmedi. Gazetecilik aşkıyla askerlik görevinden sonra yeniden sınava girdi ve Niğde Üniversitesi Radyo ve Televizyon Programcılığı bölümünü kazandı. Eğitimine halen devam etmektedir. İlgi alanları; spor, edebiyat ve sinema. Hayattaki en büyük hedefi, gazetecilik mesleğinin onurlu bir şekilde yapılabilmesi için çalışmak…

Bir Cevap Yazın