Bu MHP’lilere bir nevi açık mektuptur.

Alparslan Türkeş’in vefatından sonra MHP’de genel başkanın kim olacağı tartışma konusu olmuştu. 18 Mayıs 1997’de 6 adayın olduğu kurultayda Alparslan Türkeş’in oğlu Tuğrul Türkeş   412, Devlet Bahçeli 359, Ramiz Ongun 231, Enis Öksüz 104, Muharrem Şemsek 80 ve İbrahim Çiftçi 13 oy aldı. Her şey o andan sonra oldu. Ramiz Ongun, Enis Öksüz, Muharrem Şemsek ve İbrahim Çiftçi Devlet Bahçeli lehine çekildiklerini açıklamışlar, zaten Tuğrul Türkeş’e karşı aday olanların “hainlikle” suçlandığı o sıcak ortamda sinirler daha da gerilmişti. Dönemin Ülkü Ocakları Genel Başkanı Azmi Karamahmutoğlu mikrofonu eline alıp “Ya örs olacaksın ya çekiç, aradaki demir olmayacaksın. Artık söz bitti. Bundan sonrası için söze gerek yok. Artık eylem günü. Eğer illegaliteye kaymak gerekiyorsa fert olarak başlatıyorum, isteyen benimle olur.” diyerek kurultayın dağılmasına yol açmış, kürsü dağıtılmış, sandalyeler havada uçuşmuş, salon harabeye dönmüş 6-7 el silah ateşlenmiş ve kurultay ileri bir tarihe ertelenmişti. 6 Temmuz 1997’de yapılan kurultayda Devlet Bahçeli 697 oyla genel başkan seçildi ve bir daha o koltuktan kalkmadı.

Sonra ne oldu?

*

Yıl 1999. Terör örgütü PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan Türkiye’ye getirilmişti. Devlet Bahçeli seçim programını bu gelişmeden yola çıkarak planlamış, “Apo’yu ancak biz asarız.” söylemiyle alanlara inmiş, Erzurum Mitinginde kürsüden ip atmış tabiri caizse milliyetçi tabanı iyice “gazlamış”tı. Artık taban, -parti içi muhalefet bile- Bahçeli’den memnundu. PKK sempatizanlarının çok olduğu mahallelerde dahi seçim iletişim merkezleri açılıyordu. Nitekim “o gazla” MHP 17.98 oy alarak DSP’den sonra en çok oy alan ikinci parti oldu ve 129 milletvekili çıkardı.

Türkiye’de ayrılıkçılar eğer bugün yüksek sesle “Bizim kendi kaderimizi kendimizin tayin etme hakkı var.” diyebiliyorsa, “Biz daha Sayın Apo’nun heykelini dikeceğiz heykelini.” diyebiliyorsa Devlet Bahçeli’ye müteşekkir olmalılar.

Neden mi?

“Tarih 4 Haziran 2003. Tayyip Erdoğan hükümeti, İkiz İhanet Söleşmeleri’ni Meclis’ten geçiriyor. Biz bu tarihten üç yıl öncesine gidelim. Çünkü “İkiz İhanet Sözleşmeleri” konusunda üç yıl önce Ecevit-Bahçeli Hükümeti (DSP-MHP-ANAP Koalisyonu, M.A.), basına açıklanamayan bir karar alıyor. 1966 yılında Birleşmiş Milletler bünyesinde hazırlanan ve Türkiye’nin 37 yıldır imzalamadığı ‘İkiz Sözleşmeler’i imzalama şerefi, Tayyip Erdoğan’lardan önce onlara nasip oluyor. Bahçeli’nin başbakan yardımcısı olduğu Bakanlar Kurulu, Türkiye’de halklara (Biz her ne kadar desteklemesek de, yazar burada farklı etnik kökere mensup yurttaşları kastetmektedir. M.A.) ayrı devlet kurma hakkı dahil, azınlık haklarını tanıyan bu sözleşmeyi hükümet adına imzalaması için Birleşmiş Milletler Daimi Delegesi Volkan Vural’a talimat veriyor. 15 Ağustos 2000 tarihinde “Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme” ile “Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara ilişkin Uluslararası Sözleşme” işte bu talimatla imzalanıyor. Ancak Bakanlar Kurulu’nun ve Bahçeli’nin bu büyük suçu, yine hükümetin kararıyla gizli tutuluyor.”[1]

Emcet Olcaytu, Bahçeli’nin Dokuz Sabıkası adlı kitabında, “3. Sabıka” olarak nitelediği “İkiz Yasalar”ın imzalanmasını böyle anlatıyor.

Peki nedir İkiz Yasalar?

İkiz Yasalar açıkça, Anayasa’nın üçüncü maddesini yani “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.” maddesini, yani ulus-devleti ortadan kaldırmaya yönelik bir adımdır. Türkiye’nin bugün yok olma aşamasına gelmesindeki en büyük yasal tehlikedir. Öyle ki, ayrılıkçılarla birlikte bugün sistemi değiştirme çabasında olanlar Anayasa’nın ilk 4 maddesine dokunmakta bir beis görmemekte ve bunu TBMM kürsüsünden rahatlıkla dile getirmektedirler. [2] Ve dün İkiz İhanet Yasası’na imza atan Devlet Bahçeli’nin bugün AKP’nin rejim değişikliğine gitmesindeki en büyük destekçisi olması herhalde tesadüf değildir.

Ne demişti Çağdaş Bayraktar: Sahte MUHALEFET yıkılmadan, İKTİDAR yıkılmaz! [3]

Nitekim, Avrupa Birliği’ne giriş çabaları, 2001 krizi ve MHP’nin erken seçim açıklamasıyla Türkiye, bambaşka bir mevziye savruluyordu.

Ecevit Hükümeti’nin imzaladığı İkiz Sözleşmeler, AKP hükümeti’nin “çıraklık dönemi”nde kanunlaşıyordu. Bölünme süreci o gün başlamıştı. [4] [5]

Devlet Bahçeli’nin hamasetlerle dolu, sloganvari ve duygusal konuşmalarından kendini milliyetçi olarak tanımlayan her kimse elbet etkilenecekti ve Bahçeli’nin kapılı kapılar ardında yaptıklarını örtecekti. Taktik güzeldi. Bu taktik, hezimete uğradığı 2002 seçimlerinden sonra da Bahçeli’nin hayatını kurtarıyordu. 2002 seçimlerinden hezimetle çıkan ANAP ve DSP siyaset sahnesinden silinirlerken, MHP bu süreçten etkilenmiyordu. Bahçeli MHP’yi kurultaya götürüyor, bir daha aday olmayacağını açıklıyor fakat kurultayda yeniden aday oluyordu. İşte o kurultay, bir daha MHP’nin iflah olmayacağının bir göstergesiydi. Kurultaydan sonra partide “küskünler” oluşmaya başlamış, “ülkücülerin ağır taşları” partiden ya istifa ediyor ya ihraç ediliyor ya da genel merkezden içeriye sokulmuyordu. Parti içi muhalefet de parti de artık eskisi gibi değildi. “Devlet Ağa” artık hiçbir yere gitmeyeceğini gözler önüne seriyordu. Devlet Bahçeli, hem partiye hem de ülkeye zarar verdiğini ya görmüyor ya da görüyor ve ona verilen görevi yerine getiriyordu.

AKP, ülkenin birliği ve bütünlüğünde tahribata yol açacak tüm kritik adımlarda yanına MHP ve Devlet Bahçeli’nin desteğini alıyordu. 2007’de Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı oluşunda önemli bir rol oynaması ve kumpas davalara uzaktan bakışı, 2008’de türban krizinde “Üniversite yetmez, türban devlet memurlarına da serbest kılınsın.” minvalindeki açıklamalarıyla üniversitelerde ve kamusal alanda türban serbestisini olumlayan görüşleri, 2012’de 4+4+4 eğitim sistemine, 2013’te “alkol düzenlemesine” ve 2014’teki Suriye Tezkeresi’ne açık desteğinden sonra bugün de “başkanlık” MHP, AKP’nin romantik yol arkadaşlığını başarılı bir şekilde sürdürdüğünü “DEVLET BAHÇELİ ve BAŞKANLIK SİSTEMİ: 17-25 ERDOĞAN’DAN PARTİLİ CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’A” dosyamızda aktarmıştık. [6]

2010 Referandumu öncesi, “Hayır” tanıtım toplantısı.

Beraber yürüyorlardı Türk devletinin tasfiyesindeki o yolda, beraber ıslanıyorlardı yaz günü dondurucu soğukta memlekete yağan yağmurlarda…

Velhasıl, MHP’nin diktatörü, koltuk ve şahsi ikbali için memleketi başka bir diktatöre teslim ediyor ve hiç utanmıyor. Yüzü dahi kızarmıyor. İkiz Yasalar ile başlayan ihanet sürecini, sanırım artık MHP tabanı açık bir şekilde görüyor. Ki aldığımız haberler,  sosyal medyada yaptığımız araştırmalar MHP tabanının büyük çoğunluğunun referandumda “hayır” diyeceğini gösteriyor.

Hal böyleyken bu yazı, olur da Devlet Bahçeli’nin partili cumhurbaşkanlığı konusunda net ve samimi olduğunu, onun devlet ve millet için hareket ettiğini düşünen MHP’lilere yazılmıştır.

Partinizin bu hale gelmesindeki en büyük suç sizlerin koşulsuz sorgusuz biat etmiş olmanızdır.

Olabilir…

Maneviyatınızda “lidere hürmet ve hizmet” ayrı bir yerdedir. Ama artık biatın değil, başkaldırmanın zamanıdır. Konu, devlettir. Konu, ulustur. Konu, devletin ve ulusun bölünmez bütünlüğüdür. Tarih sizi ya gerçekten “vatansever” ya da  “gafil” yazacak.

Gafletin de ihanetin sonuçlarından hiçbir farkı olmayacak.

Mehmet AMAN


DİPÇE

[1] Devlet Bahçeli’nin Dokuz Sabıkası, Emcet Olcaytu, syf. 49
[2] https://www.facebook.com/mehmetamann/videos/vb.100010799922501/372601129776548/?type=2&theater
[3] http://ucuncuyol1919.com/2015/11/01/sahte-muhalefet-yikilmadan-iktidar-yikilmaz-cagdas-bayraktar/
[4] https://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/KANUNLAR_KARARLAR/kanuntbmmc087/kanuntbmmc087/kanuntbmmc08704867.pdf
[5] https://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/KANUNLAR_KARARLAR/kanuntbmmc087/kanuntbmmc087/kanuntbmmc08704868.pdf
[6] http://ucuncuyol1919.com/2016/12/05/devlet-bahceli-ve-baskanlik-sistemi-17-25-erdogandan-partili-cumhurbaskani-erdogana/

ÖNEMLİ BAĞLANTILAR

İkiz Yasalar’ın gündeme geldiği tarihteki haberler:

http://www.hurriyet.com.tr/agir-ev-odevi-39168911
http://www.hurriyet.com.tr/kurtce-tv-ve-egitim-olmayacak-seyler-39169153
http://www.hurriyet.com.tr/kurtce-geciktirmez-39169151
http://www.hurriyet.com.tr/erugrul-ozkok-belge-dort-kiside-vardi-39169173
http://www.hurriyet.com.tr/belge-kargasasinin-perde-arkasi-39169408
http://www.hurriyet.com.tr/iki-tarihi-imza-39174903
http://www.hurriyet.com.tr/cem-abye-katilim-ortakligi-belgesinde-mutabikiz-39189085
http://www.hurriyet.com.tr/cem-abye-katilim-ortakligi-belgesinde-mutabikiz-39189085
http://www.hurriyet.com.tr/idamin-kalkacagini-taahhut-edecegiz-39192837
http://www.hurriyet.com.tr/abden-demokrasi-odevi-39196343

YAZI

Yeni Sevr Antlaşmaları: İkiz Sözleşmeler / Cihan Dura

http://www.turksolu.com.tr/33/dura33.htm

İZLETİ

Banu Avar

https://www.facebook.com/BanuAVAR/videos/304951522929810/

 

 

Paylaş
Önceki İçerikMURAT EREN’E ADİL YARGILAMA
Sonraki İçerik“NİHAYET GALEBE ÇALACAĞIZ”
31 Ağustos 1990’da Mersin’de doğdu. İlköğrenimini Abdülkadir Perşembe İlköğretim Okulu ve Mersin Ortaokulu’nda bitirdi. Liseyi Mersin Endüstri Meslek Lisesi’nde İklimlendirme ve Soğutma Bölümü’nü okuyarak tamamladı. Fakat mesleğini sevmediği için devam ettirmedi. Gazetecilik aşkıyla askerlik görevinden sonra yeniden sınava girdi ve Niğde Üniversitesi Radyo ve Televizyon Programcılığı bölümünü kazandı. Eğitimine halen devam etmektedir. İlgi alanları; spor, edebiyat ve sinema. Hayattaki en büyük hedefi, gazetecilik mesleğinin onurlu bir şekilde yapılabilmesi için çalışmak…

Bir Cevap Yazın