Cumartesi günü Ankara başka bir hareketli gün yaşadı. Yenimahalle Nazım Hikmet Kültür Merkezinde, “MHP’li muhalifler”in oluşturduğu “Türk Milliyetçileri Hayır Diyor Platformu” öncülüğünde Demokrat Parti, Yurt Partisi ve HEPAR’ın da destek verdiği bir toplantı düzenledi. Aynı saatte, Çağdaş Sanatlar Merkezinde ise ADD’nin düzenlediği “Gazi Meclisin ve Milletin Kanaat Önderleri Konuşuyor” konferansı vardı.


 

Atatürkçü Düşünce Derneğinin referandumda hayır kampanyasına destek vermek için düzenlediği konferans ile ilgili değerlendirmelere öncelikle konuşmacı olarak katılan isimlerden başlamalı.
Bu isimlerin bir kısmı, önceden bulunduğu konumlar itibarıyla konuşulanlardan belki de çok daha dikkat çekici:

Doğru Yol Partisi İzmir eski Milletvekili ve aynı zamanda Başbakanlık Özelleştirme İdaresi eski Başkanı, şu an Milli Merkez Ankara Temsilcisi Ufuk Söylemez, 90’lı yıllarda Refah ve Anavatan partilerinde milletvekilliği yapan, ardından AKP kurucu Genel Sekreteri olarak Bursa Milletvekili seçilen ve Abdullah Gül başkanlığında kurulan 58. Hükümet’te Başbakan Yardımcısı olan, sonraları ”Biz AK Parti’yi muhafazakar demokrat parti olarak kurmadık.” deyip sürdürülen politikaları eleştiren Ertuğrul Yalçınbayır[1], ADD Genel Başkanı Tansel Çölaşan, TBMM eski Başkanvekili ve şu an ADD Genel Başkan Yardımcısı olan Uluç Gürkan, Sözcü gazetesi yazarı Bekir Coşkun.

Fotoğraf: Zeynep Nur Gözütok

İlk bakışta farklı alanlardan, farklı geçmişlerden olan isimlerin ”hayır” için bir arada olması son derece olumlu bir hava yaratsa da bazı söylemler ve tecrübeler akıllarda soru işareti bırakabiliyor.

Örneğin, ”Sonrasında düşünceleri değişmiş olsa bile AKP kurucularından olan Ertuğrul Yalçınbayır’ın ADD konferansında ne işi var?  Gerçekten de öncelikli olarak çağırılması gereken konuşmacılardan biri mi olmalıdı kendisi?” diye düşünmek çok da haksız bir eleştiri olmayacaktır.

Başka bir örnek verecek olursak, 2015 Haziran seçimlerinden önce yazdığı yazıyla vatan hassasiyeti taşıyan insanlarda güven sarsan Bekir Coşkun. Yazıyı kısa alıntılarla hatırlayalım: ”HDP barajı aşarsa bu bölücü Kürt oyları ile değil, barış içinde bir arada yaşamak isteyen Türk ve Kürt oylarının sonucudur…Bunu herkes bilir…

Tüm yoklama şirketlerinin analizlerine göre; HDP barajı aşamazsa, AKP tek başına iktidardır… Anayasayı değiştirmek ve “başkanlık” sistemini getirmek için önünde engel kalmıyor…
Ama HDP barajı aşarsa, Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’yi parmağında oynattığı dönem kapanır…

Demek istediğim: HDP‘ye oy verecekseniz üzülmeyin…AKP‘den kurtulmak için bizi buraya getirenler utansın…”[2]

Başta belirttiğimiz sorumuzu yeniden belirtme gereği duyuyoruz. Bu tür söylemlerden sonra zihinlerde şüphe uyandıran bir isim, öncelikli bir davetli miydi? Muhtemelen değil, olmamalıydı.

Konferansta dikkat çeken bir diğer kişi ise Ufuk Söylemez.
AKP’nin din üzerinden yaptığı sömürüyü vurguladıktan sonra ”Elhamdülillah hepimiz Müslümanız” diyerek kendisi de durumu meşrulaştırma çabasına gitmemeliydi örneğin.

Veya MHP ve CHP’yi cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ekmeleddin İhsanoğlu üzerinden eleştirmek yerine ”Ekmeleddin, niye bize ihanet ettin?” diyerek kendisinden medet umulmuş da sonrasında hayal kırıklığına sebep olmuş bir algı yaratacak biçimde bahsetmemeliydi. Pek tabi ki Söylemez de en az bizler kadar biliyordur İhsanoğlu’nun geçmişini, amaçlarını ve neden aday gösterilip muhalif kesimin bu seçeneğe zorlandığını.

Hatalı isimler, hatalı söylemler.

Birleştirici, bütünleştirici olayım derken sap ile samanı karıştırmamak gerek; hele ki konferansın adı ”Gazi Meclisin ve Milletin Kanaat Önderleri Konuşuyor” gibi iddialı ise.

ADD’nin yapısal sorunlarına da kısaca değinmeli.

Türkiye’nin hemen hemen her ilinde yüzbinlerce üyesi olan Atatürkçü Düşünce Derneği ülkenin ölüm kalım mücadelesi verdiği bir referandum sürecinde ”hayır” kampanyasına destek için bir konferans düzenliyor ve merkezi Ankara’da olmasına rağmen katılımcı sayısını artıramıyor, gençleri çekemiyorsa burada büyük bir problem var demektir. ADD’nin hantallaşmış yapısının en somut örneklerinden birini gördük ne yazık ki bu konferansta. Gençler yok, hitap edilen kitle oldukça düşük sayıda. Peki bu durum uzun zamandır gündemde olan bir sorun haline geldiyse neden hala yapısal bir değişikliğe gidilmiyor?

Mesela neden hala Genel Başkan sıfatıyla Tansel Çölaşan’ı görüyoruz?

Artık değişmenin ve daha dinamik, aktif bir yapıya bürünmenin zamanı gelmedi mi?

ADD bu özeleştirileri bir an önce yapmak zorunda, eğer ülkenin geleceğinde söz sahibi olan güçlü kurumlardan biri haline gelmek istiyorsa.

Konferansın en büyük dezavantajlarından biri ise Türk Milliyetçileri Hayır Diyor Platformu etkinliği ile aynı gün, aynı saate denk gelmesi. Hayır cephesi eğer tek ses olmak istiyorsa bilerek ya da bilmeden meydana gelen bu tür çakışmalar bu cepheye zarar verecektir. Referanduma bu kadar az bir zaman kalmışken cephenin önde gelen isimleri çok daha planlı, programlı ve iletişim halinde ilerlemek zorundadır.


Fotoğraf: Mehmet Aman


MHP Genel Merkezi şu an bir miting düzenlese bu kalabalığı toplayamaz. Toplasa bile, Binali Yıldırım’ın yardımıyla MHP’li görünümlü AKP’lilerle toplayacağı malum. Bunu neden söylüyorum? 27 Ocak’ta Numan Kurtulmuş “İki farklı partinin bir anayasa değişiklik paketine ‘evet’ oyu vermesiyle bir müştereklik söz konusudur. Ama her iki parti de kendi öncelikleri bakımından bir referandum kampanyası yürütecektir. AK Parti ve MHP’nin ortak bir referandum kampanyası yürütmesi söz konusu değildir. MHP, kendisince önemli gördükleri noktaları anlatacak, biz de AK Parti olarak kendi önceliklerimiz etrafından bir kampanya yürüteceğiz. Her ikisi de evet kampanyası olacak.”[3] demiş, buna karşılık MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de 10 Şubat’ta “48 yıllık tüzel kişilik yapımız var. Dolayısıyla bu yapıyı koruyarak, anayasa değişikliğindeki referandum çalışmalarını sürdüreceğiz. Kampanya, MHP’nin kendi imkanlarıyla, kendi üslubuyla, kendi gerekçeleriyle yürütecektir.”[4] demişti. Binali Yıldırım Malta’da “MHP ile AK parti olarak biz bu değişikliği parlamentoya uzlaşarak getirdik. Bir amaç birliğimiz var. MHP de bu değişikliğin lehinde bir kampanya yapıyor. Biz de aynısını yapıyoruz. O bakımdan söylemlerimiz benzer olması gayet doğal.  Gerekirse bazı ortak etkinlikler de yapabiliriz.”[5] dedi ve MHP yine döndü: MHP Genel Başkan Yardımcısı Celal Adan “Olabilir… MHP ile örtüşen bir şey olabilirse, bunu kendi aramızda görüşürüz. Siyasi parti olarak yetkili organlarımızla görüşür karar alırız. Olabilir.”[6]  dedi. Anlaşılan o ki yolunda gitmeyen bir şeyler var. Anlaşılan ve bugün net bir şekilde görülen bir şey daha var: MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve kurmayları ve MHP Genel Merkezi meşruiyetini kaybetmiştir. Tabanda hiçbir karşılığı yoktur. Bilen bilir, “Taş Medreseli Ülkücüler” ülkücü hareketin tabanı olarak nitelendirilebilecek bir kitledir. Bugün onlar da oradaydı.

Fotoğraf: Mehmet Aman

Neler oldu?

  • Salon hınca hınç doluydu. Salon dışına büyük bir ekran kurulmuş, dışarıda kalan misafirler içeride olan bitenden haberdar olması sağlanmıştı.
  • Eski Devlet Bakanı Gürcan Dağdaş, Eski Bayındırlık ve İskan Bakanı Abdülkadir Akçan, Eski Devlet Bakanı ve Yeniçağ gazetesi yazarı Sadi Somuncuoğlu, Prof. Dr. Mustafa Kafalı, Eski Devlet Bakanı Ramazan Mirzaoğlu, Eski Tarım Bakanı Yusuf Gökalp, Eski Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz, Eski Kültür ve Ticaret Bakanı ve Yeniçağ gazetesi yazarı Agah Oktay Güner, Eski Devlet Bakanı Şuayip Üşenmez, Eski Adalet Bakanı Şakir Şeker, Eski Diyanet İşleri Bakanlığı’ndan sorumlu Devlet Bakanı Muhammed Kelleci, MHP’nin kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş’in kızı Çağrı Türkeş, MHP Isparta Milletvekili Nuri Okutan, MHP Balıkesir Milletvekili İsmail Ok, MHP Eski Genel Sekreteri Cihan Paçacı, Eski İçişleri Bakanı Hasan Hüseyin Türkoğlu, MHP İzmir eski İl Başkanı ve Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, MHP Uşak eski Milletvekili ve Merkez Bankası eski Başkanı Durmuş Yılmaz, HEPAR Genel Başkanı Yücel Savaş, HEPAR Onursal Başkanı Osman Pamukoğlu, Yurt Partisi Genel Başkanı Saadettin Tantan, Millet Partisi Genel Başkanı Aykut Edibali, Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Özdemir, Yılma Durak, .”[7]  Emekli Albay Mustafa Önsel, Engin Alan ve Erdal Sarızeybek salondaydı.
  • Beklenilenden aksine, Ümit Özdağ, Koray Aydın, Meral Akşener, Sinan Oğan ve Yusuf Halaçoğlu teker teker konuşmadı. Platform adına sadece Yusuf Halaçoğlu konuştu.
  • Yusuf Halaçoğlu konuşmadan önce salon içi ve dışındaki perdeden bir belgesel izletildi. Habur Sınır Kapısı rezaleti, Erdoğan’ın başkanlık hakkında yaptığı “eyalet” açıklaması, Erdoğan’ın Diyarbakır Mitingi, yine Erdoğan’ın “Milliyetçiliği ayaklar altına aldık.” konuşması, AKP Manisa İl Başkanının yaptığı iç savaş tehdidinin olduğu belgesele izleyenler anında tepkiler verdi. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türk milleti zekidir.” konuşması perdeye yansıdığında tüm salon ve dışarıdaki kalabalık alkış tufanı yarattı. Habur Sınır Kapısı rezaleti, Erdoğan’ın başkanlık hakkında yaptığı “eyalet” açıklaması, Erdoğan’ın Diyarbakır Mitingi, yine Erdoğan’ın “Milliyetçiliği ayaklar altına aldık.” kesitleri perdedeyken hatırı sayılır bir şeklide “yuh” sesleri yükseldi.
  • AKP Manisa İl Başkanının yaptığı iç savaş tehdidi perdeye yansıdığında ise an az o tehdit kadar tehlikeli bir düello teklifi yükseldi birçok kişiden: “Hazırız.” , “Din Arabın harp Türklüğündür!”…
  • Onun dışında “MHP ile özdeşleşen slogan nedir?” diye sorsak “Alparslan Türkeş’in askerleriyiz” cevabını alacağız. Çok karşılaşmadığımız –istisnalar hariç- bir şey oldu ve salon “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı ile bir süre inledi.
  • Salonu ve çevresini dolduran kalabalık büyük bir heyecan içindeydi. Gözlerden okunan bir heyecandı bu. Ve kulislerde şu konuşuluyor: “Bu heyecandan yeni bir siyasi hareket çıkabilir.”
  • Etkinliğe “MHP’li muhalifler” kadar HEPAR’lılar da ağırlığını koydu. HEPAR adına bir grup, etkinlik sonu Nazım Hikmet Heykeli önünde İzmir Marşı ve Osman Pamukoğlu’na ithafen “Tuna Nehri” marşını söyledi.
Fotoğraf: Mehmet Aman

*

Bir Cumartesi günü “Hayır” cephesi için böyle sonuçlandı Ankara’da. ADD bir yerde, “Türk Milliyetçileri Hayır Diyor Platformu” başka yerde… “Hayır” cephesinin ilk başlarda böyle iletişim sıkıntıları yaşaması bir yana dursun,  “MHP’li muhaliflerin”, tabandan lidere kadar, gözlerini karartarak hareketin vebası olarak adlandırabileceğimiz biat kültürüne baş kaldırması önemli bir milat. Farklı bir heyecan olduğu kesin. Bu heyecanı doğru şekilde kanalize edip etmemek, belki de Türkiye’nin kaderini belirleyecek en önemli etkenlerden birizi. Umuyoruz bu “heyecan” akılcılıktan uzaklaşmadan ilerler…

Mehmet Aman – Zeynep Nur Gözütok


Etkinlikten fotoğraflar…

Fotoğraf: Mehmet Aman
Fotoğraf: Mehmet Aman
Fotoğraf: Mehmet Aman
Fotoğraf: Mehmet Aman

DİPÇE

[1] http://www.hurriyet.com.tr/yalcinbayir-ak-partiyi-muhafazakar-demokrat-olarak-kurmadik-25071249

[2] http://www.sozcu.com.tr/2015/yazarlar/bekir-coskun/hdp-gercegi-840195/ 

[3] http://www.ortadogugazetesi.net/haber.php?id=56751

[4] http://www.milliyet.com.tr/sistem-gecmezse-turkiye-karma-siyaset-2393808/

[5] http://www.gazetevatan.com/mhp-ile-ortak-etkinlik-yapilacak-1039997-siyaset/

[6]http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/678227/MHP_den_AKP_ile_birlikte_kampanya_aciklamasi.html

[7] http://www.yenicaggazetesi.com.tr/ulkuculer-hayirda-birlesti-niyet-hayir-akibet-hayir-157295h.htm

 

 

 

 

 

Paylaş
Önceki İçerikKESERİN DÖNEN SAPI VE BİR MİKTAR HİDAYET KARACA
Sonraki İçerik(3.) “ABDÜLHAMİT DÜŞERKEN”
31 Ağustos 1990’da Mersin’de doğdu. İlköğrenimini Abdülkadir Perşembe İlköğretim Okulu ve Mersin Ortaokulu’nda bitirdi. Liseyi Mersin Endüstri Meslek Lisesi’nde İklimlendirme ve Soğutma Bölümü’nü okuyarak tamamladı. Fakat mesleğini sevmediği için devam ettirmedi. Gazetecilik aşkıyla askerlik görevinden sonra yeniden sınava girdi ve Niğde Üniversitesi Radyo ve Televizyon Programcılığı bölümünü kazandı. Eğitimine halen devam etmektedir. İlgi alanları; spor, edebiyat ve sinema. Hayattaki en büyük hedefi, gazetecilik mesleğinin onurlu bir şekilde yapılabilmesi için çalışmak…

Bir Cevap Yazın