(Bu seri, 17 Nisan itibarıyla uygulamaya geçildiğinde yapılması gerekenleri de bazı kişileri de unutmamak için yazılacaktır.)

AKP ve CHP’nin referandum parçaları yayımlandı.

Bu parçalardan önceki süreci hatırlayalım…

AKP, “Hayır” diyecek insanlara ne muamelesi yapıyor(du)?

“Terörist”.

Hatta son Almanya ve Hollanda olaylarından sonra hangi algıdan beslendi AKP?

“Dış güçler hayır diyor, bunlar da hayır diyor. Bunlar gayrı milli.

Bununla uyumlu biçimde AKP referandum klibinde bolca neyi kullanmış?

Türk bayrağını.

Ve izledikçe anlıyorsun ki hazırlanan klipte ortada bir kompozisyon var. Yapmak istedikleri ne varsa onun aksi yönünde verilen mesajlar var:

“Biz birlikte Türkiye’yiz” (Sanki Türk diyemeyen kendileri değilmiş gibi)

“Evet oyu isteyenler bizden biri.”

“Biz bir aileyiz”.

“Bizi ayıramazlar”.

“Biz milliyiz. Evet oyu vermek de milli bir tavır, Türkiye’nin menfaatine.”

Propaganda kanalı olarak kullanılan TRT’de yine AKP propagandası amaçlı dizilerde yaratılan algının hasatı da yine parçanın sözleriyle biçiliyor:

“Dirilişe evet, yükselişe evet”

***

Bu durumda CHP‘nin yapması gereken nedir?

Karşı tarafın yaptığı “gayri milli” saldırıyı boşa düşürmek.

Bunu nasıl ve neyle yaparsın?

Milli bir tavır ve milli bir yaklaşımla.

Bu beklentiyle CHP’nin seçim şarkısını ve klibini izlediğimizde ne görüyoruz?

Daha doğrusu ne göremiyoruz:

“Türk bayrağı”!

CHP’nin seçim klibinde Türk bayrağı motifi yok denecek kadar az. Onlar da birkaç saniye bile değil, yalnızca saliselik görüntü geçişlerinde. Hatta geçişler o kadar hızlı ki klibi ilk izlediğinizde o detayları fark etmiyorsunuz bile. Oysa klipteki dini motifler o kadar yoğun ve samimiyetsizdi ki insan klibin bir yerinden sonra tekbir çeken Sezgin Tanrıkulu çıkar diye bekledi, çıksa şaşırmazdı.

(Parçadaki “Ver kurtul bir hayırla!” cümlesinin “Hayır” oyu verince tüm sıkıntıların biteceği algısı yaratmasına değinmiyoruz bile.)

CHP’nin klibi kompozisyondan uzak, “İnşallah, maşallah”a bel bağlamış bir nakaratla dinleyende, izleyende hiçbir etki yapmayan bir “izleti”.

CHP, “Ekmeleddin İhsanoğlu kıvamında” yaptığı parça ve kliple kendisine yöneltilen “gayri milli” saldırısını boşa çıkaracağı yerde bu saldırıyı doğrulayacak bir parça ve klip hazırlamış. Tıpkı aynı saldırıya hizmet eden “Genel Merkez” yapısı gibi.

Zaten burada CHP diye eleştirilen de CHP seçmenine en büyük haksızlık olan “CHP Genel Merkezi.”

CHP’nin Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında “Ekmeleddin İhsanoğlu” dayatmasının ilerici kesime “ilerici-gerici” savaşındaki tahribatını seçimler yapılmadan önce gerici kesimin öncülerinden Mustafa Karaalioğlu şöyle ilan etmişti:

“Bu Yeni Türkiye’nin bir zaferi aslında. Bundan sonra bu ülkede, bu ülkenin 1,2,3 numaralı tepe koltuklarını muhafazakar profilli olmayan bir karakterin doldurma şansı yok. Bugün Kılıçdaroğlu ve Bahçeli bunu ilan etmişlerdir. Cumhurbaşkanlığı adaylığından çok daha önemli olan budur. Bu ülkenin artık politik gidişatı muhafazakar karakterli, muhafazakar referanslardan gelen isimler olmak zorunda. Bu açıdan Yeni Türkiye için önemli bir gün olduğunu düşünüyorum. Herhalde sayın Erdoğan şu an koltuğunda gururla izliyordur. Türkiye’de sağladığı değişimin -10 yıl gibi çok kısa bir sürede- geldiği nokta bu.”

Velhasıl, CHP Genel Merkezi, AKP’nin, “Siyasal İslam”ın, “Yeni Türkiye”cilerin ekmeğine yağ sürmeye devam ediyor, hâlâ!

***

Fakat bu durum kimseyi şaşırtmamalı, kimsenin de motivasyonunu kaybettirmemeli. Çünkü “Hayır” cephesinin öncüleri Türk ulusu, bu ülkenin aydınlık birikimini genel merkezlerini yok sayarak savunan, mücadele eden aydınlar ve halktır.

CHP Genel Merkezi, “Hayır” cephesinin önünde en az AKP kadar engeldir. Bu sebeple CHP Genel Merkezi, ummadık anda ummadık yerden karşı cepheyi besleme potansiyeli açısından “her daim göz önünde tutulması gereken”; söz dinlemez, antipatik ve aile fertlerini zor durumda bıraktığından aile fertleri tarafından yok sayılan “akraba” muamelesine maruz bırakılmalıdır. “Görülmez engel” kabul edilmelidir.

CHP Genel Merkezi “gayri milli” algıdan rahatsız olmamış, hatta bunu içselleştirmiş olabilir. Fakat CHP’nin kurucu iradesi de seçmeni de sapına kadar millidir, milli insanlara gayri milli diyenlerin ne kadar milli olacağını bilecek ve ortaya çıkaracak kadar!

Tabii bu yaklaşım da not alınmalıdır, 16 Nisan sonrasında hesabının sorulması ve gerekenin yapılması adına.

ÇAĞDAŞ BAYRAKTAR
16 MART 2017

NOT:
Yazarın “17 NİSAN’A NOTLAR” adlı yazı dizisinin diğer yazılarını okumak için:
17 Nisan’a Notlar-1
17 Nisan’a Notlar-2
17 Nisan’a Notlar-3

***

Yazıda bahsedilen seçim kliplerini izlemek için:
CHP Referandum Klibi:

AKP Referandum Klibi:

Paylaş
Önceki İçerikSESİMİZİ DUYAN VAR MI?
Sonraki İçerik“TÜRK ULUSUNUN EGEMENLİĞİ İÇİN HAYIR” ÇIKTI!
Çağdaş Bayraktar 1986 yılında doğdu. İlk ve orta öğrenimini Mersin'de tamamladı. 2014 yılında Çukurova Üniversitesi Ziraat Mühendisliği Tarım Ekonomisi bölümünü bitirdi. Aynı bölümde yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Lisans eğitimi süresince 5 yıl boyunca ilk üyelikten başkanlığına kadar Çukurova Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü'nin her kademesinde görev aldı. Bu dönem içerisinde dava arkadaşları ile birlikte "Kemalizm"in yerel ve ulusal ölçekte ADK/T'ler nezdinde kurumsallaşması, yaygınlaşması ve bağımsız kalması adına yoğun çaba gösterdi Öğrenimi müddetince okulun Türk Sanat Müziği korosunda aktif çalıştı. 2013 yılında kendisi gibi öğrenci olan arkadaşlarıyla birlikte "Vardiya Bizde Adana"nın kurulmasına öncülük etti. Haftalarca süren Sessiz Çığlık eylemlerinde hukuku savundu. Karşı ve Yurt gazetesinin olmak üzere bir çok internet sitesi ve yerel gazetelerde yazıları yayınlandı. Milli Mücadele döneminde kurulan ve "Kemalizmin İleri Karakolu" unvanıyla onurlandırılan Yeni Adana gazetesinde yazıları yayınlandı. Ayrıca aynı gazetenin Genç Yeni Adana ekinin kurucu editörlüğünü ve başyazarlığını yaptı. 27 sayı yayınlanan Genç Yeni Adana'daki yazarların bir çoğunun yazarlığa adım atmasında ve gelişmesinde öncülük etti. Eski Vatan, yeni Aydınlık yazarı Mustafa Mutlu'nun resmi sosyal medya sayfalarının kurucu editörlüğünü yaptı. Genç Yeni Adana'daki yazar kadrosunun büyük bölümüyle beraber Üçüncü Yol'u kurdu. Bununla beraber Metin Aydoğan, Sinan Meydan ve Banu Avar gibi değerli aydınların ve de yine Üçüncü Yol yazarlarından Erhan Sandıkçı'nın da içinde bulunduğu partilerüstü Milli İrade Birliği platformunun yazar kadrosunda bulunmakta. Milli İrade Birliği'nin "Milli İrade Nedir?" ve Mustafa Mutlu'nun "Dön Kardeşim" kitaplarında yazıları yayınlandı. Yazarlık dışında kitap editörlüğü de yapan yazar tarih, müzik, felsefe, edebiyat, sanat, spor ve sosyoloji alanlarıyla ilgilenmektedir.

Bir Cevap Yazın