YSK ne derse desin, referandum sonucunun ne olduğu da ne olmadığı da ortada.

AKP’nin toplumu kutuplaştırarak hayatta kalma stratejisi, diğer yandan da bir kesimin daha örgütlü ve bilinçli bir tavır takınmasını da hayati kılıyor.

Bu kapsamda diyebiliriz ki kurucu değerler etrafında oluşturulacak bir çekim merkezi, YSK’nin bile ancak %49’a indirebildiği cephenin en az %35‘ini bir noktada birleştirebilir.

Her zaman dediğimiz bir gerçeği yineliyoruz yeniden:

Sahte muhalefet yıkılmadan iktidar yıkılmaz.

Referandum sürecinde toplumsal muhalefetin çok daha diri olması, muhalefet parti genel merkezlerinin “kontrollü” yapısını iyiden iyiye su yüzüne çıkardı.

16 Nisan günü vatan kaygısı duyan herkes kimin meydanda kimin kayıplarda olduğunu gördü.

Kimlerle bu mücadelenin yürüyüp yürümeyeceğini de.

Bu sürecin en büyük yansımalarından birisi de CHP içinde yaşanıyor.

AKP siyasi projesinin başarılı olmasının olmazsa olmazı olarak CHP yönetimini dizayn edenler de bu dizaynın ideolojik destekçileri de aynı kişi ile bu işi yürütemeyeceklerinin farkında.

Parti seçmeninden genel merkeze doğru gelen dip dalgasını başka tarafa çekmeye çalışanlar, özünden saptırmak isteyenler de son bir hevesle gece gündüz çalışıyorlar…

Zemin kaygan, kişi başına soru işareti düşüyor ortamda…

CHP’nin özüne dönme ihtimali bile emperyalistlerin uykusunu kaçırmakta. Tabi onların uzantılarının da.

Ya birileri yeni birisini mevcut kişiyi göreve “indirdikleri” gibi CHP’nin başına indirecek, seçmenlere de bu kişiyi kendilerinden birisi gibi algılatarak…

Ya da tarihsel haklılıklarının farkında olan Atatürkçü, Kemalist, cumhuriyetçi, milliyetçi, devrimci CHP seçmeni partisine sahip çıkıp işgale de işgalcilere de dur diyecek.

Bu kapsamda dışarıdan bunları yazmak kadar içeriden bu mücadeleye nefer olmak da hayati önemli…

***

Bu sayfalardan birçok kişiyi eleştirdik, somut belgeler doğrultusunda yapılmaya çalışanları ifşa etmeye çalıştık.

Bunu yaptıkça en başta bize karşı çıkan birçok vatansever maalesef haklı olduğumuzu gördü. Maalesef diyoruz çünkü böyle bir konuda haksız çıkmak haklı çıkmaktan çok daha fazla Türkiye’mizin yararına olurdu.

Bununla beraber birçok kişi de “Herkes mi kötü? Hiç mi doğru insan yok?” dedi haklı olarak…

Bize parlatılan ve dayatılan hemen hemen herkesin soru işareti taşıdığı yanıtını verirken kefil olacağımız kişileri de destekleyeceğimizi belirttik.

Burada kişilerden kasıt, bir düşüncenin izdüşümü olanlardı.. Düşüncenin bizzat kendisi, et kemikle cana gelmiş olanları…

Bu bizim de işimize gelirdi çünkü her şeyi eleştirmek için eleştiren tipler gibi algılanmak istemiyorduk.

CHP’nin ancak özüne dönerek bu hayati mücadeleyi yürütebileceği tarihsel bir gerçeklik olarak karşımızda dururken hislerimize, kaygılarımıza tercüman olan bir ses Kadıköy’den yükseldi…

Hakkı Güğen ve arkadaşlarının öncülüğünü yaptığı KADIKÖYLÜ GENÇ KEMALİSTLER (KGK), 26 Nisan 2017’de bir bildiri yayımladı:

“ŞİMDİ KONUŞMANIN TAM YERİ VE TAM ZAMANI!

Bizler tercihini %80,60 oranında “Hayır”dan yana koymuş, Kadıköy’ün örgütlü, partili gençleri olarak referandum sonrası konuşma hakkını kendisinde görenleriz. Seçim dönemi partimizde; bölgemizdeki demokratik kitle örgütlerinde, bazen de harçlıklarımızdan arttırarak kendi üretimimiz materyallerle gece-gündüz inanarak çabaladığımız 2 ayı geride bıraktık.

Her türlü eşitsizliğe rağmen göğüs göğüse bir parti devleti yapılanmasıyla kıran kırana savaştık. Ve seçim sonuçlarında seçmen iradesinin kayda geçmesindeki usulsüzlüklerle mücadeleyi devam ettirmekle birlikte süreçteki olumsuzluklarla ilgili şimdi konuşmanın tam yeri, tam zamanı olduğunu düşünüyoruz.

İSYAN EDİYORUZ!

Seçim sürecindeki mücadelemizi tamamlayıp, yurttaşlarımızı tıpkı Kurtuluş Mücadelesi’nin 1. Meclisindeki çeşitlilik ve kararlılıkla sandıkta birleştirdikten sonra seçim gecesi gerçekleşen “yavuz hırsızlığın” ev sahibini sindirmesine isyan ediyoruz!

Evvela partimizin kökü ve ruhu kavranmalı!

16 Nisan seçimi sonrası gerçekleşen cılız, sinmiş, umutları da sindiren “kontrollü” tepkiler bu partinin köküne de ruhuna da yakışmamaktadır. CHP’nin kökünde apoletlerini sökerek “Sine-i Millet” diyen Mustafa Kemal vardır, ruhunda ise emperyalist devletlerin yanında saraya da meydan okuyan bir millet iradesi vardır. Bu günde başvuru yapacak mahkeme aramaktan daha büyük şeyler yapmalıdır.

“Hayır bir cephe hareketiydi, neden sadece CHP’yi eleştiriyorsunuz?”

Çünkü hayır cephesi bir donanmaysa, Cumhuriyet Halk Partisi fedakâr ve cefakâr örgütüyle bu mücadelenin Amiral gemisidir ve Amiral gemisi olmadan hiçbir deniz savaşı kazanılmaz.

SİNE-İ MİLLET DEĞİLSE BİLE SİNE-İ CHP!

Bizler Sivas Kongresi’nde “Paşam farz-ı misal manda fikrini siz kabul ederseniz, sizi de reddeder, Mustafa Kemal’i vatan kurtarıcısı değil vatan batırıcısı olarak adlandırır ve lanetleriz.” diyebilen Tıbbıyeli Hikmet’lerin yolundan gidenleriz. Gücümüzü ne makamlardan ne de ranttan alıyoruz, korkacak ve kaybedecek vatanımızın ve partimizin güzel geleceğinden başka hiçbir şeyimiz olmadığı için de gelecek güzel günler için cesurca haykırıyoruz.

Bizler kendini; Solcu, Kemalist olarak adlandıran partili gençler olarak:

Özgürlüğümüzü, demokrasimizi, cumhuriyetimizi ve geleceğimizi tek kişinin iki dudağının arasına bırakmamak için; Mustafa Kemal’in iki büyük eseri olan Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin onun yolunda payidar kalması için; AKP iktidarını yıkıp halkımızın hak ettiği Kamucu-Halkçı-Adil ve Özgür düzeni kurmak için; Cumhuriyet Halk Partisi’ni bu kokuşmuş atıl işleyişten ve bu pasif sinmiş kadrolardan kurtarıp içine girmekte olduğumuz Kurtuluş Savaşı koşullarına uygun Kuva-yi Milliye ordusuna dönüştürmek için tüm örgütümüzü sesimize kulak vermeye davet ediyoruz.

Yayınladıkları bildirilerle tarafını cesurlardan yana, davası olan insanlardan yana seçen Üsküdar, Beşiktaş, GOP, Beykoz ve Toroslar Gençlik Örgütlerimizi ve 20 Nisan Bildirisi’ni yayımlayan partili dava arkadaşlarımızı içtenlikle selamlıyoruz.

Bundan sonra siyasetimiz yeni bir düzleme giriyor, eski parti içi tartışmalar ve ekipleşmeler bizler için geride kalıyor, parti içi kongreler, kendi adaylıklarımız bizler için amaç değil; Cumhuriyet Halk Partisi’ni özüne doğru, köküne Altıok’a doğru dönüştürmek için araçtır.

Cesurlar,asla teslim olmayanlar ve teslim alınamayanlar bir tarafa; ülke yanarken önce koltuğum,önce belediyedeki işim, önce hemşehrim diyenler bir tarafa!

Ayağa Kalk Cumhuriyet Halk Partisi Örgütü, Mustafa Kemal’in iki büyük emaneti için ayağa kalk!
Bakma “şimdi zamanı değil” diyenlere, yarın, çok geç olmadan ayağa kalk!”

***
Partilerüstü mücadeleye inanan Üçüncü Yol olarak, partisel mücadeleye inanan ve bu doğrultuda aktif mücadele veren herkes, bizim için aynı cephenin farklı siperinde mücadele veren yoldaşlarımızdır; bazı detaylarda farklı düşünsek de bütün olarak aynı kaygı ve düşüncelere, ideolojik netliğe sahip olduğumuz sürece.

Onların mücadelesine omuz vermek de dostluk ilişkilerinin bir sonucu olmasından ziyade Kemalistlere tarihin yüklediği onurlu sorumluluk, hayati zorunluluktur.

Kadıköylü Genç Kemalistler‘e selam olsun!

ÇAĞDAŞ BAYRAKTAR
ÜÇÜNCÜ YOL GENEL YAYIN YÖNETMENİ
29 NİSAN 2017

Paylaş
Önceki İçerikABD VE RUSYA PKK/PYD SAVUNMASINDA: “OPERASYON İÇİN, GÜVENLİĞİNİZ İÇİN BİZE DANIŞTINIZ MI?”
Sonraki İçerikKAMU ESENLİĞİ ADI ALTINDA İSLAMCI DIŞAVURUMLAR

Çağdaş Bayraktar 1986 yılında doğdu. İlk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. 2014 yılında Çukurova Üniversitesi Ziraat Mühendisliği Tarım Ekonomisi bölümünü bitirdi. Aynı bölümde yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Lisans eğitimi süresince 5 yıl boyunca ilk üyelikten başkanlığına kadar Çukurova Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü’nin her kademesinde görev aldı.

Bu dönem içerisinde dava arkadaşları ile birlikte “Kemalizm”in yerel ve ulusal ölçekte ADK/T’ler nezdinde kurumsallaşması, yaygınlaşması ve bağımsız kalması adına yoğun çaba gösterdi
Öğrenimi müddetince okulun Türk Sanat Müziği korosunda aktif çalıştı.

2013 yılında kendisi gibi öğrenci olan arkadaşlarıyla birlikte “Vardiya Bizde Adana”nın kurulmasına öncülük etti. Haftalarca süren Sessiz Çığlık eylemlerinde hukuku savundu.

Karşı ve Yurt gazetesinin olmak üzere bir çok internet sitesi ve yerel gazetelerde yazıları yayınlandı.

Milli Mücadele döneminde kurulan ve “Kemalizmin İleri Karakolu” unvanıyla onurlandırılan Yeni Adana gazetesinde yazıları yayınlandı. Ayrıca aynı gazetenin Genç Yeni Adana ekinin kurucu editörlüğünü ve başyazarlığını yaptı. 27 sayı yayınlanan Genç Yeni Adana’daki yazarların bir çoğunun yazarlığa adım atmasında ve gelişmesinde öncülük etti.

Eski Vatan, yeni Aydınlık yazarı Mustafa Mutlu’nun resmi sosyal medya sayfalarının kurucu editörlüğünü yaptı.

Genç Yeni Adana’daki yazar kadrosunun büyük bölümüyle beraber Üçüncü Yol’u kurdu.

Bununla beraber Metin Aydoğan, Sinan Meydan ve Banu Avar gibi değerli aydınların ve de yine Üçüncü Yol yazarlarından Erhan Sandıkçı’nın da içinde bulunduğu partilerüstü Milli İrade Birliği platformunun yazar kadrosunda bulunmakta.

Milli İrade Birliği’nin “Milli İrade Nedir?” ve Mustafa Mutlu’nun “Dön Kardeşim” kitaplarında yazıları yayınlandı.

Yazarlık dışında kitap editörlüğü de yapan yazar tarih, müzik, felsefe, edebiyat, sanat, spor ve sosyoloji alanlarıyla ilgilenmektedir.

1 Yorum

Bir Cevap Yazın