Antalya Emniyet Müdürlüğü, dün (27 Nisan 2017) kendi internet sitesinden Antalya Valiliğinin aldığı bir kararı duyurdu.[1]
Valilik kararı, Antalya il sınırları içerisinde nerelerde alkol içilip içilemeyeceğine yönelik bir karar.

Bu karara ve Emniyetin duyurusuna göre “kamunun istifadesinde açık park, bahçe ve üzerinde tesis bulunmayan açık alanlarda, belediye sınırları içerisinde, meskun mahallerde, karayollarında, umuma mahsus yerlerde veya umumun istifadesinde sunulan piknik ve ören yeri gibi alanlarda, gar, otogar, meydan, cadde, sokak, tarihi ve kültürel mekanlarda, ibadethaneler ile terk edilen kullanılmayan yapılar, inşaatlar, banka ATM’leri, köprü altları, mezarlıklar, gezinti yerleri vb. ile nerede park halinde olduğuna bakılmaksızın her türlü aracın içerisinde” alkol tüketimi yasaklanmış bulunuyor. Aksi yönde hareket eden vatandaşlar da Kabahatler Kanunu‘ndan işlem görecek. Valiliğin ve Emniyetin bu kararı alırken ve duyururkenki gerekçesi de “Antalya il sınırları içerisinde huzur ve güvenliği ile kamu esenliğinin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi ve işlenen suçun aydınlatılması” olarak belirtilmiş.

Türk insanının aklıyla dalga geçen bu karar ve gerekçelerin kafalarda uyandırdığı soru işaretlerini sıralayalım öncelikle:

– Alınan son kararla birlikte alkol tüketiminin yasaklandığı yerlerde, alkol tüketimi yüzünden daha önce hiç huzur ve güvenlik bozulmuş mudur?

Kamu esenliği kaç kez tehlikeye düşmüştür?

Bahsi geçen yerlerde alkol sebebiyle kaç suç işlenmiş, işlenen kaç suç yine aynı sebepten aydınlatılamamıştır?

Alkolden kaynaklandığı öne sürülecek sorunlar yüzünden hakikaten Antalya’daki vatandaşlarımızın bir kısmı sistematik olarak bu sebepten suça meyletmekte ve yine Antalya’daki vatandaşlarımızın başka bir kısmını mağdur mu etmektedir, yoksa yaşananlar münferit hadiseler midir?

Eğer yaşanan hadiseler gerçekten münferit değilse ve sistematik bir şekilde uzun süredir devam ediyorsa Valilik ve Emniyet bu kararı neden şimdi alma gereği duymuştur? Kamu esenliği, Valilik ve Emniyetin aklına yeni mi gelmiştir?

– Siyasal İslâmcı Akp iktidarının atadığı il idârecileri kendi ideolojik görüşlerine uygun bir şekilde aldığı kararları “kamu esenliği” adı altında kamufle mi etmektedir?

– Yine aynı idâreciler almış oldukları kararın toplum içerisinde kutuplaşmaya neden olacağını görememekte midir? Yoksa zaten amaçlanan kutuplaşmaya sebep olarak ya da mevcut kutuplaşmayı arttırarak İslâmcıların saflarını sıklaştırmaya yönelik hamleler yapmak mıdır?

– Anadolu Federe İslâm Devleti’ne dönüştürülmek istenen Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin illeri içerisinden pilot bölgeler seçilip toplum üzerinde sosyal deneyler mi yapılmaktadır? İslâmcı dönüşümün toplumsal yaşantıya ne kadar sirayet ettiği mi ölçülmektedir?

Alınan kararın ekonomik yaşantıya etkisi düşünülmüş müdür? Örneğin, turizm açısından en önemli şehirlerimizden olan Antalya’da böyle bir karar alınması turizme darbe vurmayacak mıdır?

Türkiye’nin ve Türklerin, Dünya kamuoyunda hedef gösterilmeye çalışıldığı bir dönemde bu karar zaten yerlerde olan imajımızı daha da zedelemeyecek mi? Emperyalistlerin hakkımızda oluşturmak istediği algı beslenmiş olmayacak mı? İstenen bu mudur yoksa?

Soruları arttırmak mümkün, kaygılar hayli fazla… Ancak meselenin özünü anlamak açısından bu kadarı yeterli olacaktır.

***

Kararın ardından farklı yerlerden sesler yükseldi. Tepkiler baş gösterdi. Gösterilen tepkiler zülfü yâre dokunmuş olacak ki alınan kararın ardından 1 gün sonra (28 Nisan 2017) Valilik ve Emniyet yazılı bir açıklama yapmak, duyuru yayımlamak zorunda kaldı.[2]

Yapmış oldukları bu açıklamada aldıkları kararla alkol içmeyi yasaklamadıklarını, turizmi hedef almadıklarını, özgürlüklerle bir dertleri olmadıklarını, bu gibi söylemlerin manipülatif ve gerçeği yansıtmayan söylemler olduğunu iddia ediyorlar, pişkinlik de büyük maharet doğrusu(!)

Bu arada İslâmcıların saldırılarıyla bugünlere geleceğimiz bariz bir şekilde ortadayken ülkenin namuslu aydınlarının uyarılarını göz ardı eden, “Laiklik, tehlikede değildir.” diyen ve partisinde bile İslâmcılara koltuk bahşeden bir CHP Genel Başkanı vardı, sâhi o nerelerde?[3]

***

Görülen o ki Türk milletinin yaşam hakkına, sosyal yaşantısına ve özgür iradesine müdahaleyi kendisine hak gören ve bunu görev edinen İslâmcıların toplumu dönüştürme çabaları hız kesmeden devam edecek. Mesele bu perspektiften incelenmelidir. Alkol kullanıp kullanmamak bu karara isyan etmekte etmen değildir. Hassasiyetleri ve inancı ne olursa olsun Türk vatandaşları, uğrunda bedel ödediği hürriyetlerine yönelik bu saldırıya isyan etmelidir.

Ayrıca meselenin nihayetinde varacağı noktayı görebilmek açısından da İran tarihi yakından incelenmelidir. Eğer bu yapılırsa “İran mı oluyoruz?” sorusunun paranoyakça birtakım hezeyanlardan ibaret olmadığı ve yaşanan sürecin benzerliği net bir şekilde görülecektir.

Ali KARAKÜÇÜK
28 Nisan 2017

DİPÇE:
[1] http://www.antalya.pol.tr/Haberler/Sayfalar/Antalyada-cevreyi-Rahatsiz-Edecek-sekilde-alkol-icilmesi-ile-ilgili-Valilik-Karari-.aspx
[2] http://www.antalya.pol.tr/Haberler/Sayfalar/Antalya-Valiliginin-Yeni-Alkol-Duzenlemesine-iliskin-Basin-Aciklamasi.aspx
[3] http://www.hurriyet.com.tr/bugun-icin-laiklik-tehlikede-diyemem-15837090

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.