Katar, son günlerin olaylı Körfez ülkesi, önemli para ve kaynak deposu.
Bölgede siyasi ve ekonomik kriz tırmanırken AKP Hükümeti’nin de can simidi haline gelen ülke aynı zamanda.

Yakın geçmişe kısaca bir göz atarsak son yıllarda Katar’la ilişkilerin şaşılacak bir biçimde ilerlediği dikkat çeker: Vizelerin karşılıklı olarak kaldırılması, doğal gaz alımı anlaşmaları, Katar şirketlerinin Türkiye’de yaptığı yoğun yatırımlar (Finansbank’ın satın alınması, ABank’a hissedar olunması, Sabah-ATV’nin Berat Albayrak ve kardeşi Serhat Albayrak’ın CEO olarak görev yaptığı Çalık Holding ortaklığı ile satın alınması, Star medya grubunun sahibi olan sonrasında Akşam, Güneş gazeteleri ve Kanal 24 ile Sky Türk 360 kanallarını satın alan Ethem Sancak ile savunma sanayide ortak olunması, Digitürk’ün satın alınması, tekstil alanında yapılan yüklü yatırımlar) ve Türkiye’nin sınırdışındaki ilk büyük üssünü Katar’da kurması. [1]

Aslında tabloya bakılırsa çok da şaşırılacak bir durum yoktur; Türkiye ekonomik açıdan köşeye sıkıştırılmıştır, AKP Hükümeti de nefes almak için Katar sıcak parasını kullanmaya başlamıştır…

Şimdi meselenin Türkiye ile ilgili olan boyutunu bırakıp Katar’ın uluslar arası anlamda yaşadığı krize kısaca değinelim. Körfez ülkeleri uzun süredir Katar’ın Orta Doğu’da terörizme destek verdiğini öne sürüyorlar, bölge ülkelerinde kaos ortamına yol açtığını iddia ediyorlardı. Bu krizin tırmandığı son nokta ise dün Suudi Arabistan, Mısır ve Bahreyn’in de içinde bulunduğu 7 ülkenin birden Katar’la ilişkilerini kesmesi oldu. Dünya kamuoyunda büyük yankı uyandıran bu Körfez krizi ABD Başkanı Donald Trump’ın sosyal medyada 7 ülkenin kararına destek verir açıklamalar yapmasıyla tarafları keskinleştirdi.

Türkiye’den ilk resmi açıklama ise Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’ndan geldi: ”Biz Körfez bölgesinin istikrarını kendi istikrarımız olarak görüyoruz. DAEŞ’le, radikalizmle, mezhepçilik ve İslamafobi gibi konularla mücadelede dayanışma önemli. Elbette ülkeler sorunlar ya da görüş ayrılıkları yaşayabilir. Ancak her şartta diyaloğun devam etmesi lazım. Mevcut tablodan üzüntü duyduk. Durumun normalleşmesi için de elimizden gelen her türlü desteği veririz.”[2] 

Türkiye, yapılan açıklamaya göre Körfez ülkeleri arasında yaşanan bu gerginlikte bir arabulucu görevi üstlenecekti. Teröre destek iddialarını başından bu yana reddeden Katar’ın da tam olarak ihtiyaç duyduğu şey buydu. Can simidini uzatacak taraf bu kez Türkiye olacaktı, tüm körfez ülkelerini ve ABD’yi karşısına almak pahasına.

Nitekim Türkiye yalnızca arabuluculuk görevini üstlenmekle kalmayıp bugün Katar ile jandarma eğitimi için işbirliği anlaşmasını Meclis’ten geçirerek Türk askerinin Katar’da konuşlandırılmasını kabul etti.

28 Nisan 2016’da Katar’ın başkenti Doha’da Türkiye ile Katar arasında ”Katar Topraklarında Türk Kuvvetlerinin Konuşlandırılmasına İlişkin Uygulama Anlaşması” imzalanmış, bu anlaşma çerçevesinde Türk askerinin Katar’da eğitim vermesi kararlaştırılmıştı. 1 yılı aşkın bir süredir bekletilen bu anlaşma, ne hikmetse tam da Körfez ülkelerinde krizin tırmandığı bugün apar topar Meclis’e getirildi ve karar çıkarıldı.

Önemli sorular var burada sorulması gereken. ABD destekli Körfez ülkeleri Katar ile tüm ilişkilerini keserken Türkiye neden ”teröre destek veren ülke” olarak anılan Katar’a asker göndermeyi kabul ediyor, hem de bugün?

Avrupa ve Orta Doğu IŞİD terörü ile sarsılırken, Türkiye PKK terörü ile her gün kan kaybederken ordu neden parçalara ayrılıyor?

Sözcü gazetesi yazarı Zeynep Gürcanlı geçtiğimiz ay, CHP’li vekillerin Türk askerinin neden Katar’da bulunacağına dair sorusunu yanıtlamak üzere gelen Büyükelçi Ümit Yardım‘ın açıklamalarını şu şekilde aktarmıştı: ”Büyükelçi Yardım, uzun uzun Katar’ın 15 Temmuz darbesi sırasında nasıl Türkiye’nin yanında durduğunu, FETÖ ile mücadele konusunda ne kadar yardımcı olduğunu, Katar’da hiç FETÖ unsuru bırakmadığını filan anlatıyor. Büyükelçi’nin açıklamalarından şu ortaya çıkıyor: Bundan sonra FETÖ ile iyi mücadele ediyor diye bazı ülkelere Mehmetçik gönderilecek… O ülkeleri korumak, gerekirse de o ülkeler adına savaşmak üzere…”[3]

Bu açıklama Körfez sorununun henüz bu denli tırmanmadığı dönemde yapıldı ve bugün doğruluğunu kanıtladı. Her adımın arkasından çıkan ”FETÖ bahanesi” burada da kullanıldı ancak asıl amacı gizleyemedi: Türk askeri Katar’a, Katar’ı olası bir dış müdahaleden korumak için gidiyor. 

Yani bir nevi AKP, Katar’dan elde ettiği sıcak paranın bedelini Türk askerini göndererek ödüyor…

Zeynep Nur GÖZÜTOK
8 HAZİRAN 2017


DİPÇE

[1] http://www.al-monitor.com/pulse/tr/originals/2015/12/turkey-israel-russia-qatari-money-props-up-erdogan.html

[2] http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-40159120#anchor5

[3] http://odatv.com/turk-askeri-katara-neden-gidiyor-1505171200.html

 

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.