Başlık, yazarın yazıyı ilginç kılabilmesi için, yeri geldiğinde üzerinde saatlerce düşündüğü bir noktadır. Bugün sizlere sunacağım yazının başlığını da epey bir vakit düşündüm. Sonra başlığı uzaklarda aramamın gerekmediğini fark ettim. Çünkü yazının içeriğini ve konunun hassasiyet derecesini en iyi belirtebilecek tek bir kelime var.

O da; “Zeytin”.

***

30 Mayıs 2017 tarihinde Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’nda Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın zeytinlik sahalarını ilgilendiren 3 maddesi görüşülmeye başlandı. Görüşmelerde, muhalefetin baskısı sonucu ilk iki madde AKP tarafından çekilmiş fakat önemli bir madde olan tasarının 4. maddesinde değişiklik yapılarak, tasarıdaki yerini tekrardan almıştır. [1]


Mevcut yasa açık ve net bir şekilde “Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede, zeytinliklerin bitkisel gelişimini ve çoğalmalarını engelleyecek kimyasal atık oluşturacak tesis yapılamaz ve işletilemez.” diyor. Hazırlanan tasarıda da bu cümle yerini koruyor. Fakat yasaya, bu cümleden sonra ‘ancak’ diye başlayan “Alternatif alan bulunmaması ve kurulun uygun görmesi şartıyla bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış konut, konaklama tesisi, turistik tesis hariç, yatırımlar için zeytinlik sahalarında yatırım yapılmasına Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından izin verilebilir.” [2] diye devam eden bir cümle getirilmek isteniyor. Getirilen değişiklik taslağı, zeytinlik sahaları için birçok tehlikeli tesisin kurulmasının önünü açıyor.

Tasarı; “Birinci fıkra kapsamındaki yatırımları yapanlar bu faaliyetlerini izin amacına uygun, çevre ve zeytinlik sahalarına zarar vermeyecek şekilde yürütmekle, oluşabilecek zararı telafi etmekle ve kendilerine tahsis edilen yerleri tahsis süresi bitiminde eski vasfına getirmekle yükümlüdür” diye devam etmekte. Fakat tasarıyı hazırlayanlar, bir zeytin ağacının ne kadar zamanda büyüdüğünü ve zeytin sahalarına verilecek zararın ülke ekonomisine verilmiş bir zarar olacağının bilincinde değillermiş gibi duruyor.

Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, zeytinlik sahalarını ilgilendiren tasarının içinde bulunduğu “Reform Üretim Paketi”nin savunmasını “Türkiye’nin büyümesi lazım” diyerek yaptı. Her yerde “Güçlü ve Büyük Türkiye” sloganını dilinden düşürmeyen iktidar ve çevresi, “Güçlü Türkiye’yi, ülkemizin ‘kara elması’ olarak adlandırılan zeytinlerin yetiştiği sahaları yok ederek” gerçekleştireceğini düşünüyor olmalı.

***

Mevcut yasayı ve getirilmek istenen değişikleri inceledik. Zeytin sahalarını yok edecek olan bu değişikliğin oluşturacağı tehlikeyi anlatmak için şimdi sizlere zeytinin; tarihimizde, ekonomimizdeki hatta dünya tarihindeki yerini ve önemini aktarmaya çalışacağım. Buna minik bir zeytin tarihçesi de diyebiliriz.

Zeytin ağacına ilişkin bugün bildiğimiz en eski veri, Ege Denizi’ndeki Santorini Adası’nda yapılan arkeolojik çalışmalara dayanıyor. Bu çalışmalarda 39 bin yıllık zeytin yaprağı fosilleri ortaya çıkarıldı. Kuzey Afrika’daki Sahra Bölgesi’nde gerçekleştirilen arkeolojik araştırmalarda ise M.Ö. 12 bin yılına ait zeytin ağacı bulgularına rastlanmıştır. Ayrıca, tüm kutsal kitaplarda da zeytin ağacı “kutsallığın, bolluğun, adaletin, sağlığın, gururun, zaferin, refahın, bilgeliğin, aklın, arınmanın ve yeniden doğuşun, kısaca insanlık için en önemli erdem ve değerlerin” sembolüdür.

Dünya zeytin üretici ülkeleri arasında; ağaç varlığı açısından Türkiye 4’üncü, alan açısından da 6’ncı sırada yer alır. Böylece “dünya zeytinyağı üretimine % 8” oranında önemli bir katkıda bulunup, sofralık zeytin üretiminde de İspanya’dan sonra 2’nci, tüketiminde ise 1’inci sırada yer alıyoruz. Özellikle belli tarihsel aralıkları incelediğimiz zaman, son yıllarda zeytin üretiminde bir azalma ortadadır. Zeytin üretimindeki azalmadan kaynaklanan zeytinyağı üretiminde aynı olumsuzluk karşımıza çıkıyor. Bunun nedenleri olarak iklim faktörünün etkilerini(küresel ısınmanın getirdiği zamansız hava durumu) ve zeytin ağacı sayılarındaki azalma, zeytinlik sahalarının çoğalamaması ile açıklayabiliriz.

***

Zeytinin yöresel önemi de azımsanmamalıdır. Ben, sizlere yazımı “Ege’nin incisi İzmir”, “İzmir’in incisi Urla”dan yazıyorum. Urla’da doğup büyüdüğüm için zeytinle büyümüş sayılırım. İlçemizde 15 adet zeytin sıkım tesisi, 5485 hektar zeytin alanı bulunmaktadır.[3] Hatta bahçeli çoğu evde yüzlerce yıllık zeytin ağaçları bulunur. Nesilden nesile, ilk göz ağrısı gibi bakılır bu ağaçlara. Fakat zeytin tarihinin, yörede öncesi de vardır.

Urla, çok eski bir yerleşim yeridir. On İki İyon Kentinden bir tanesi olan Klazomenai, Urla’nın eski adıdır. O döneme ait yerleşim yerlerinde yapılmaya devam edilen kazılarda, zeytin işlemeciliğinin yapıldığı geniş tesisler ortaya çıkmıştır. Sistemli bir şekilde insan gücü ile zeytinin ham halinden zeytinyağı haline getirilişinde kullanılan aletler ve düzenekler temsili olarak yerlerinde bulunmaktadır.[4] M.Ö 2000 yıllarının sonlarında Klazomenai’de yaşandığı bilinmektedir. Zeytinin bu yörede ki tarihinin M.Ö. 2000’li yıllara dayandığını bu kazılar sonucunda net bir şekilde öğrenmiş oluyoruz. Ayrıca, Urla-Çeşme Yolu üzerinde bulunan “Köstem Zeytinyağı Müzesi”nde de eski dönemlerde zeytinyağının hangi aletler ile hangi aşamalarla elde edildiği sergilenmektedir.

Ortaya çıkan bulguları incelediğimiz ve büyüklerimizden yaşanmışlıkları dinlediğimiz zaman, zeytinin insanlar için sadece gelir kaynağı olmadığını, bir tarih bir kültür olduğunu görebiliyoruz. Zeytin kültürün bir parçası olmuş hatta yöre kültürlerinde atasözlerinde de yerini almıştır. Bunu da Urla tarihi hakkında araştırmalar yapan ve bizlere yaşadığımız yeri öğrenmemiz konusunda büyük yardımlarda bulunan Kemal Ergün Ağabeyimiz’den öğrendim. Kendisi Urla’nın yerlisidir. Geçtiğimiz günlerde yasanın gündeme gelmesinin ardından bu konudaki düşüncelerini öğrenmek için yanına uğradım. Kemal Ağabey, geçtiğimiz sene iş merkezinin bahçesine zeytin ağaçları dikmişti. İş merkezinin bahçesine 4 tane zeytin ağacı diken kişiyle bu konuda sohbet etmenin tabii ki ayrı bir anlamı var. Zeytin ve yasa üzerine biraz sohbet ettikten sonra bana bir atasözünden bahsetti; “Adam olana Bozavlu’da, bir ağaç zeytin yeter’’. (Bozavlu: Urla’da bir yer adı.)

Ülkemiz için birçok açıdan önemli olan zeytin sahalarının istilaya açılmasını kimler istemektedirler?

Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili Tacettin Bayır, Urla Cumhuriyet Meydanı’nda katıldığı zeytin eyleminde, tasarının komisyona daha önce 6 kere geldiğinden bahsetmiştir.

İktidarın, bu değişikliği bu kadar ısrarlı bir şekilde istemesinin sebebi nedir?

Yasada yapılacak olan bu değişikliği, dış güçler ekonomimizi daha çok zarara uğratmak için mi istemekte diye merak etmemek elde değil.

Ve son sorumuz; Ülkenin milli gelirine büyük katkısı olan, tarımda en büyük gelir paylarından birini oluşturan, binlerce yıla dayanan kültürü barındıran hatta ve hatta atasözlerinde olumlu anlamlarda yer alan zeytinin kaderini, belki de bir zeytin ağacının altında 5 dakika bile oturmamış milletvekillerinin belirlemeye çalışması hak mıdır?

Halk meclisteki temsilcilere; ülkemizin geleceğini, tarımını, kültürünü yok etsinler, yabancılara peşkeş çeksinler, ülkede yaşama alanını giderek azaltsınlar diye mi oy vermiştir?

DİPÇE 

[1] http://www.hurriyet.com.tr/zeytinlik-alanlar-icin-son-dakika-gelismesi-40475897
[2] MADDE 4- 3573 sayılı Kanunun 20’nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 20- Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az üç kilometre mesafede, zeytinliklerin bitkisel gelişimini ve çoğalmalarını engelleyecek kimyasal atık oluşturacak, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve kurulun uygun görmesi şartıyla bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış konut, konaklama tesisi, turistik tesis hariç, yatırımlar için zeytinlik sahalarında yatırım yapılmasına Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından izin verilebilir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bu yetkisini gerektiğinde valiliklere devredebilir.
[3] http://www.izmirkulturturizm.gov.tr/TR,77470/urla.html
[4] Alan sorumlusu Ertan İplikçi’den alınan bilgiler.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.