Zamanında Amerika’yı “Amerika Allah’a inanıyor, dini var, ehl-i kitaptır. Amerika’da İslâmiyet’i yayabilmek hürriyeti var.” diye güzelleyen, Amerikan 6. filosunun Türkiye’ye gelmesine, Türk karasularına demirlemesine isyan eden gençliği “kızılcıklar, deccaller” diye niteleyen ve bu gençlere karşı “müslümanlara” cihad çağrısı yapan Mehmet Şevket Eygi‘nin geçtiğimiz yıllarda İslâmcı yayın organlarında yayımlanan eski bir yazısından bir kesit yeniden sosyal medyada dolaşıma girmiş.

Bahse konu yazısında şöyle diyor Amerikancı İslâmcı Eygi: “Toplu taşıma vasıtalarında kadınlara ayrı vagonlar ayırmak onların haysiyetlerini yüceltmektir. Böyle bir şeye itiraz etmek çok ayıptır, rezilliktir. Tâcize uğramak, rahatsız olmak isteyenler karma vagonlara binme haklarını ve hürriyetlerini kullanabilirler.”

Türklüğe, Atatürk’e, Cumhuriyet’imize ve her türlü milli değerimize düşman bu aşağılık insan müsveddesi, Türk kadınını toplumdan tecrit etmenin hesabını yapıyor ve bu namussuzluğa isyan edeni de tâcize istekli olmakla ithâm ediyor.

Dervişin fikri neyse zikri de odur, derler. Arzuladıkları sapıklık ve sapkınlıkları başkalarına yamamaya azmetmiş, zihinleri foseptik çukuruna dönmüş bu tiplerin zihniyeti, gün gelecek, Türk kadınının -ayıp saydıkları- kahkahaları arasında kaybolup gidecek.

***

Eygi de kadının toplumsal yaşantıda hak ettiği yerde konumlanmasından rahatsız diğer İslâmcı muadilleri gibi hilâfet özlemi çekenlerden… Hatta tarih tâyin etmişliği de vardır, “Hilâfet 2024’te Kurulacaktır” başlıklı bir yazı yazarak. Aynı yazısında Mehdi ve Mesih efsanelerini de işlemiş, Mehdi’ye hilâfet koltuğunu bahşetmiş, Mesih’in de yeryüzüne inişiyle Hıristiyanların akın akın Müslüman olacağını müjdelemiştir(!). Akıl dışı savlarla, uydurmalara dayalı İslâm anlayışıyla okurlarına bu zırvaları aşılamayı ilke edinmiş bir “adam” olur yani kendisi.

***

Türklüğe, Atatürk’e ve Cumhuriyet’e yönelik kin ve nefreti öylesine yoğundur ki kaleminden mürekkep yerine irin damlar Eygi’nin.

Kâh Kemâlist Cumhuriyet’i “İslâm düşmanı faşist rejim” olarak niteler kâh “Laikliğin bir insan hakları değeri olmadığını çok iyi biliyorum.” der.

Bunları yazan bir yazardan da kadın hakları savunucusu olmasını beklemek abesle iştigal etmek olur zaten, yine de insan biraz olsun insanlıktan nasibini almış olduklarını görmek istiyor ama nâfile. O yüzden vahşi, zorba bir düzenin, karanlık bir çağın, gericiliğin öncülüğünü yapan Eygi ve türevlerinin hezeyanlarını ifşâ etmek ve savundukları şeylerin bizi hangi geri dönüşü olmayan yollara sürükleyeceğini göstermek de görevimizdir.

***

Eygi ve türevlerine uyarı içeren bir soruyu da iliştirelim yazımıza:

Türkiye’yi gömmek istediğiniz karanlıkta boğulacak zihniyetiniz, Türk kadınına revâ gördüğünüz şeyler burnunuzdan fitil fitil gelecek elbet. O gün geldiğinde insan içine çıkmaya yüzünüz olmayacak.

Bakalım o günler geldiğinde vatanınız bellediğiniz Suudi Arabistan yahut kıble bildiğiniz Amerika kucak açacak mı sizlere? Yoksa sınırdan mollalar diyârı İran’a kaçmak mı düşecek payınıza?

***

“Türk kadını sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye lâyıksın.” diyen Mustafa Kemal Atatürk‘e özlemle…

Ali KARAKÜÇÜK
13 Haziran 2017

Bir Cevap Yazın