Şu an büyük bir mutluluk ve gururla duyurusunu yaptığımız projemizdeki yazımın “başlarken” kısmında,  ilk projemizden bu dergiyi yayımlamayı düşündüğümüz 4 Temmuz 2017’ye kadar olan süreci şöyle açıklamıştım:

“Kelamı okurdan saklamamakta fayda var, fikri savunmaktan sakınmamakta olduğu gibi…

İlk projemiz, ‘Türk Ulusunun Egemenliği için HAYIR’, sizlerden yoğun bir ilgi gördü. Bu dergi vasıtasıyla partilerüstü konumumuzu, tavrımızı, Kemalizm olarak nitelendirdiğimiz Üçüncü Yol’un içini nasıl doldurduğumuzu basılı yayınımızla da anlatma fırsatı bulduk. Bahsettiğimiz bu çalışmamızda dergimize konuk ettiğimiz kişiler, toplumda karşılığı olan, belli konularda bizimle bile farklı düşünmelerine rağmen Türkiye’mizin kurucu değerleri konusunda aynı hassasiyet ve kaygılara sahip kaygıdaşlarımızdı.

Okuyucuyla buluşmasını düşündüğümüz ikinci proje ise ‘Yeniden Müdafaa-i Hukuk için NE YAPMALI’ olarak belirlendi ekibimizce. Bu proje kapsamında da çalışmalarımıza başladık, ciddi bir aşama kaydettik de. Fakat ülkedeki bazı toplumsal gelişmelerin yapay tepkiler ve ‘milli kaygı duymayan unsurlar’ın parlatılmasıyla; doğal toplumsal tepkilerin önünü almaya, bu şekilde de toplumda yükselen dinamizmin kontrol altına alınarak daha zararsız bir yörüngeye oturtulmak istediğini gözlemledik. Süreç ilerledikçe de gözlemlerimizle eylemler örtüştü. Fakat ülkede özellikle son 10 yılda yaşanan gelişmelerin, ilerici unsurlar için daralan yaşam alanının insanlarda yarattığı sıkışmışlık hissinin de etkisiyle insanlar gelişmelere analitik gözlemlerden ziyade her ışıkta bir çözüm arıyordu. Bu da gayet doğaldı. Bu durumun doğallığını Ulu Önder Nutuk’ta şöyle ifade etmişti:

‘Millet, tarihin, ancak devletlerin yıkılış ve çöküş gibi bunalımlı zamanlarında kaydettiği çok önemli ve tehlikeli anları yaşıyordu. Böyle anlarda, talih ve kaderini doğrudan doğruya kendi eline almakta gaflet gösteren milletlerin, gelecekleri karanlık ve felâketlerle doludur.
Türk milleti bu gerçeği anlamaya başlamıştı. Bu kavrayış sonucuydu ki, kurtuluş ümidi vaat eden her samimî işarete koşmaktaydı. Ancak, bir toplumun, uzun yüzyılların uyuşturucu yönetim ve terbiyesinin etkisinden bir günde, bir yılda kurtulup serbest kalabileceğini düşünmek ve kabul etmek doğru değildir.
Bu sebeple, durumu ve gerçeği bilenler, ellerinden geldiği kadar, bağlı bulundukları millete ışık tutup yol göstererek, ona kurtuluş hedefine yürümekte önderlik etmeyi en büyük insanlık görevi bilmelidirler.’

İşte bu ‘samimi işarete koşma’ arzusu ve eğilimi, o işaretlerdeki soru işaretlerine de bunların irdelenmesine de olması gerekenden çok daha fazla bir tepki oluşturmaktaydı. Ülkenin kurtuluşu için anlam ifade edebilecek birçok düşüncenin bu tepkisellik ekseninde toptan reddedilme, marjinelleştirilmesi ihtimali yok sayılacak seviyede değildi. Ortamın ve irdelemelerin hiç olmadığı kadar ‘subjektifleşmesi’, bu projemizi biraz daha erteleme kararı aldırdı bize.

‘Yeniden Müdafaa-i Hukuk için NE YAPMALI’ projemizden sonra düşündüğümüz projemiz ise tarafımızdan  ‘Yeniden Muasır Medeniyetler Seviyesine Ulaşmak için TÜRKİYE DENİZCİLEŞMELİDİR’ olarak kararlaştırıldı.

Ülke bu haldeyken TÜRKİYE DENİZCİLEŞMELİDİR demek, ya bir öncelik hatası ve fanteziydi; ya da yaşadığımız tüm sorunların çözümsüzlüğünü zaten bu zamana kadarki öncelik ve önem sırasında yaptığımız hata besliyordu. Eğer ikinci seçenek doğruysa Türkiye’nin denizcileşmenin önemini kavrayamaması birileri tarafından bilinçli bir yönlendirme miydi?

Ve de ikinci projemizin adında sorduğumuz ‘Ne yapmalı’ sorusunun uzun vadeli ve kalıcı yanıtı, üçüncü projemizin adında gizliydi, gizlenmeye çalışmaktaydı.”

***

Bu açıklama, projelerimizdeki sıra değişikliğini açıklıyordu, bu açıklamaya göre de dergimiz 4 Temmuz 2017’de Cem Aziz Çakmak Amiral’imizin ölüm yıl dönümünde sizlerle olacaktı fakat yine tarihi ileriye alma kararı verdik. Bunun sebebi de ikinci projemizin sağlıklı algılanmasını engelleyecek ülke gündeminin Türkiye Denizcileşmelidir projemizin ikinci planda kalmasını sağlayabilecek olmasıydı. Bu yüzden dergimizi sizlere ulaştırmak için en azından Adalet Yürüyüşü’nün sonlanmasını ve yankılarının da normalleşmesini bekleme kararı aldık.

Dergimizin çıkış tarihi için son kez tarih değiştirildi: 28 Temmuz 2017.

***

GÜNDEM DIŞI BIRAKILDIĞINDAN YA DA ÖNEMİ ALGILANAMADIĞINDAN ÖZEL SANILAN GENEL BİR KONU: DENİZCİLİK, DENİZCİLEŞME

Bu çalışmamıza kadar denizcilik ve denizcileşmeye dair pek fazla araştırma yapmamış, yayın takip etmemiş kişiler -ki bu onların da suçu değil-, bu projenin kısıtlı bir alana hitap eden konu olduğunu düşüneceklerdir.

Bir Çin atasözü şöyle der: Bir yıllık refah istiyorsan tahıl yetiştir, on yıllık refah istiyorsan ağaç yetiştir, yüz yıllık refah istiyorsan insan yetiştir.” 

Bu çalışmamızı edinip okuyacak kişiler, kendilerine algılatılmak istenenin aksine dünyanın çok başka bir yöne gittiğini görecek, atasözünde kastedilen “yüz yıllık refah”ın yolunun devletimiz ve ulusumuz için denizcilikten, denizcileşmemizden geçtiğini kavrayacaklardır.

Buna rağmen yine de “Ülke bu haldeyken bu konunun zamanı mıydı?” diye soracak kişilere yanıtımız: “Mustafa Kemal Atatürk‘ün Milli Mücadele sırasında Milli Eğitim’in temelini atan kongrelere cepheden gelip katılması, bunu yadırgayanların, yanlış bulanların aksine ne kadar doğru zamanlı ise bu çalışmanın böyle bir dönemde yapılması da aynı şekilde doğru zamanlı, tam zamanı. Bunun teyidini bizzat tarihin yapacağından da hiç şüphemiz yok.”

Bu sebeple ülkesi için kaygı duyan, ülkesinin yeniden muasır medeniyetler seviyesine yükselmesini isteyen tüm yurttaşlar; yaşları, pozisyonları ne olursa olsun bu dergiye ulaşmalı, bu dergiyi alabildiğine kaygıdaşlarına ulaştırmalı. Dergiyi okumaya başladığınız zaman bu cümlelerin dergi pazarlamak ve satmak için yapılmadığını fark edeceksiniz zaten.

112 sayfa olan birinci sayımızdan biraz daha kalın, 144 sayfa olan dergimizde alanlarında uzman, ödediği bedeller açısından da vatanseverlik payeleri bizzat emperyalizmin saldırılarıyla taçlanan Ahmet Necdet Pamir, Ali Türkşen, Barbaros Büyüksağnak, Bora Serdar, Can Erenoğlu, Cem Gürdeniz, Deniz Mehmet Irak, Fikret Güneş, Mesut Zafer Sarı, Mustafa Önsel, Nejat Tarakçı, Sencer Başat, Sevgi Çakmak, Sinan Efe Noyan, Uğur Esmer, Umut Pelit; çizimi ile Alesta Çizer ve Üçüncü Yol yazarlarının yazıları sizlerle olacak…

Tabi dergimizin başyazarı da “Hücremin Lumbuzundan” kitabının sunuş kısmıyla bizzat dergimizi ithaf ettiğimiz kumpas şehidimiz Cem Aziz Çakmak

ANMAK YERİNE ANLAMAYI TERCİH ETMEK

Üçüncü Yol olarak başta Cem Aziz Çakmak olmak üzere kumpas şehitlerimizi kuru kuruya bir güne hapsederek anmak yerine onları hedef yapan fikirlerine katkı sağlamaya, kısıtlı kaldığımız konularda da alanının en iyilerini bir araya getirmeye çalıştık elimizden geldiğince. Bu aşamada ulaşamadığımız değerli büyüklerimizin, kişilerin affına sığınıyoruz.

Dergimizin içeriğinin bizde yarattığı hissiyat o kadar kuvvetli ki bu tanıtım ve duyuru yazısında ne yazsak eksik kalacak…

Bu dergi, kumpas davaların ülkemizde yarattığı tahribatın büyüklüğünün anlaşılması açısından da yüzleştirici ve sarsıcı etki yaratacak.

İçimiz; kaybettiğimiz değerler ve ülkemize ödetilen bedeller sebebiyle bir yandan buruk fakat bir yandan da gururlu ve kararlı.

Bir taraftan yazmaya, üretmeye devam edeceğiz; diğer taraftan da unutmayacağız, barışmayacağız, affetmeyeceğiz.

Türkiye Cumhuriyeti için bedel ödeyen tüm vatanseverlerin enerjisinden güç alarak; dergimizin denizciliğin ve denizcileşmenin anlaşılması, doğal olarak da ülkemizin gelişimine katkı sağlaması dileğiyle, dergimiz için pruvamız neta, bu yazı içinse köprüüstü müsade…

ÇAĞDAŞ BAYRAKTAR
28 TEMMUZ 2017

Paylaş
Önceki İçerik“NE YAPTI ULAN BU DEVLET SİZE!”
Sonraki İçerikVATAN SANA MİNNETTAR “EREN İYİ Kİ VARSIN”

Çağdaş Bayraktar 1986 yılında doğdu. İlk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. 2014 yılında Çukurova Üniversitesi Ziraat Mühendisliği Tarım Ekonomisi bölümünü bitirdi. Aynı bölümde yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Lisans eğitimi süresince 5 yıl boyunca ilk üyelikten başkanlığına kadar Çukurova Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü’nin her kademesinde görev aldı.

Bu dönem içerisinde dava arkadaşları ile birlikte “Kemalizm”in yerel ve ulusal ölçekte ADK/T’ler nezdinde kurumsallaşması, yaygınlaşması ve bağımsız kalması adına yoğun çaba gösterdi
Öğrenimi müddetince okulun Türk Sanat Müziği korosunda aktif çalıştı.

2013 yılında kendisi gibi öğrenci olan arkadaşlarıyla birlikte “Vardiya Bizde Adana”nın kurulmasına öncülük etti. Haftalarca süren Sessiz Çığlık eylemlerinde hukuku savundu.

Karşı ve Yurt gazetesinin olmak üzere bir çok internet sitesi ve yerel gazetelerde yazıları yayınlandı.

Milli Mücadele döneminde kurulan ve “Kemalizmin İleri Karakolu” unvanıyla onurlandırılan Yeni Adana gazetesinde yazıları yayınlandı. Ayrıca aynı gazetenin Genç Yeni Adana ekinin kurucu editörlüğünü ve başyazarlığını yaptı. 27 sayı yayınlanan Genç Yeni Adana’daki yazarların bir çoğunun yazarlığa adım atmasında ve gelişmesinde öncülük etti.

Eski Vatan, yeni Aydınlık yazarı Mustafa Mutlu’nun resmi sosyal medya sayfalarının kurucu editörlüğünü yaptı.

Genç Yeni Adana’daki yazar kadrosunun büyük bölümüyle beraber Üçüncü Yol’u kurdu.

Bununla beraber Metin Aydoğan, Sinan Meydan ve Banu Avar gibi değerli aydınların ve de yine Üçüncü Yol yazarlarından Erhan Sandıkçı’nın da içinde bulunduğu partilerüstü Milli İrade Birliği platformunun yazar kadrosunda bulunmakta.

Milli İrade Birliği’nin “Milli İrade Nedir?” ve Mustafa Mutlu’nun “Dön Kardeşim” kitaplarında yazıları yayınlandı.

Yazarlık dışında kitap editörlüğü de yapan yazar tarih, müzik, felsefe, edebiyat, sanat, spor ve sosyoloji alanlarıyla ilgilenmektedir.

Bir Cevap Yazın