Zafer ve zafere giden yolu belki onlarca kez okuduk, dinledik, izledik. Her seferinde kendimizi o günlerde yaşarken bulduk.

Akıl ve bilimle, meclis iradesiyle, güçlü tarih bilgisiyle, sosyolojik ve psikolojik tespitlerle cepheden cepheye koşarak; kurtuluşa, bağımsızlığa, onurlu yaşama milletini inandıran ve onun yolunda da gözünü kırpmadan, varıyla yoğuyla, elindeki son imkanla (imkansızlıkla) ölümün üstüne taarruz eden şanlı Türk milletinin şanlı mücadelesinin sonucuydu bu zafer.

Zaferin mimarı Atatürk, Türk askerinin ve Türk milletinin kurtuluş ve bağımsızlık yolunda gösterdiği azme atıf yaparak Nutuk’ta şu sözlere yer veriyordu:

“Bir memleketi zapt ve işgal etmek o memleketin sahiplerine hâkim olmak için kâfi değildir. Bir milletin ruhu zapt olunmadıkça, bir milletin azim ve irâdesi kırılmadıkça, o millete hâkim olmanın imkânı yoktur! Mahkûm olmak istemeyen bir milleti, esaret altında tutmaya gücü yetecek kadar kuvvetli müstebitler, artık dünya yüzünde kalmamıştır.”

*

Aslında Gazi Paşa’nın mesajı çok netti. İnanç ve azim bu milletin kalbinde yok olursa bağımsızlığı sürdüremez, himayeden kurtulamazdık.

Bugün yaşadığımız günler aslında emperyalizmin Atatürk’ün şifrelerini bizden önce çözüp bize karşı uygulamasının yansımasıdır.

Birlikte yaşama arzusunu kaybetmiş, birbirine yabancılaşmış, kültürüne, diline, tarihine, akla, bilime, eğitime, üretime sırtını dönmüş bir millet yaşadığı topraklarda işgal ordularının postal izlerini görmese ne olur? Yine de işgal altında değil midir?

İşte bugün bunu görerek ve kabul ederek yola çıkmaz, Atatürk’ün işaret ettiği millet olma inancı, bağımsızlık aşkı ve mücadele azmine yeniden sarılmazsak ebediyen boynumuza asılır esirlik prangası.

Yaptık, yine yaparız.

Tarihimiz, biz yola çıktığımızda kulağımıza fısıldayacak özümüzdeki şanlı destanları.
Damarımızdaki kan deli akmak için sabırsızlanıyor.
Kültürümüz, bizi yeniden birbirimize sarmak için en güzel pamuklarını hazırlıyor.

“Kurtuluşa inanmayan -ki adam değildir-…”
diyen Gazi Paşa’ya bir söz veriyoruz:

İNANIYORUZ PAŞAM!

26 Ağustos 1922’nin şafak vakti, Yunan mevzilerinin tepesinde patlayan yüzlerce top mermisi gibi patlamak için gün sayıyoruz.

Şeref mücadeleniz emanetimizdir, baş üstüdür!

30 Ağustos, -yeni zaferlerin habercisi olması dileğiyle- Türk ulusuna kutlu olsun!

MEHMET ANIL PARLAK 
30 Ağustos 2017

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.