Ezilenlerin yanındayız! (Gamze İlgezdi-TBMM Yemin Töreni)

7 Haziran 2015 Genel Seçimleri CHP İstanbul. 1. Bölge Ön Seçimlerini Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi’nin eşi Gamze Akkuş İlgezdi kazandı. 

25 bin 520 oy alarak İstanbul 1. Bölge CHP Milletvekili adayı olmaya hak kazanan Gamze Akkuş İlgezdi siyasi kariyerini 5 yılda zirveye taşıdı. Aslen diş hekimi olan ve bir de müzik albümüne sahip Gamze Akkuş İlgezdi, Battal İlgezdi ile evlenmesiyle başlayan yükselişini Meclis yolu açık vekil adayı olarak taçlandırdı.

Şimdi CHP kulislerinde herkes “İlgezdi eşinden dolayı mı yoksa örgüt içinde çok mesai harcadığı için mi ön seçimden çıkmayı başardı?” sorusuna cevap arıyor. CHP bazı çevreler İlgezdi’nin seçimden birinci çıkması sürpriz olarak yorumlarken, bazıları ise ön seçim öncesi yaptığı harcama ve kampanyası nedeniyle ‘beklenen bir şeydi’ diye değerlendiriyor.

( http://www.internethaber.com/chp-istanbul-milletvekili-adayi-gamze-akkus-ilgezdi-kimdir-777308h.htm )

**

1 Kasım 2015 Genel Seçimleri 

İstanbul 1. Bölgede Genel Başkan Yardımcısı Şafak Pavey yer aldı. Bu bölgede ikinci sıra ise hakkındaki iddialar nedeniyle tartışma konusu olan Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi’nin eşi Gamze Akkuş İlgezdi’nin oldu. İlgezdi, 7 Haziran seçimlerindeki yerini korudu.

**

O Türkiye’nin tartışmasız en “yetenekli”kadını.

Kendi ifadesiyle “657’ye tabi bir devlet memuru” iken en az 15 lüks “rezidans”sahibi oldu.

Ortaya çıkan belgeler gösteriyor ki sadece kendisi değil akrabaları da kısa sürede zenginleşti, emlak zengini oldular.

Kuşkusuz insanın en büyük “destekçi”si ailesi.

Bu yükselişte İstanbul’un en büyük inşaat rantının döndüğü semtin belediye başkanı olan ve kendisi de inşaatçı olan eşinin desteği elbette unutulmaz.

Nihayetinde yuvayı bazen erkek kuş da yapar.

“Yetenek”
leri sadece bu kadar değil.

Eşinin görev yaptığı belediyedeki görevinden siyasete adım attığı gibi önseçimde yılların siyasetçilerini geride bırakarak seçildi.

Parti üyeleri nedense yıllarını CHP’ye vermiş isimleri değil de onu seçtiler.

Bunda belki de sadece “yetenek”in değil “şans”ın da payı vardı.

Zira partinin desteklediği medyada en çok onun reklamı yapılıyordu.

Rüzgar ve fırtına bile ondan yanaydı.

Öyle ki seçildiği İstanbul Anadolu yakasında eşinin görev yaptığı belediyenin bulunduğu mıntıkada diğer adayların afişleri, pankartları “rüzgar ve fırtına” ile paramparça olurken, onunkiler ayakta kalmaya devam ediyordu.

Şans bu ya, malvarlığı ile belgelerin medyaya sızdığı hafta sızıntının 1 numaralı şüphelisi sokak ortasında eşek sudan gelinceye kadar dövüldü.

( http://odatv.com/yetenkli-bayan-ilgezdi-1207151200.html )

**

Sahip olduğu rezidans daireleriyle ve hakkında çıkan yolsuzluk iddialarıyla gündemden düşmeyen CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, PKK’lı teröristin cenazesinde gözyaşlarına boğuldu.


“KISA PANTALONUYLA TOP KOŞTURAN ÇOCUKLARDAN BİRİYDİ”

CHP’li vekil, fotoğraflarının medyada yer almasından sonra zorunlu bir açıklama yaptı. Öldürülen teörörist Aziz Güler’i çocukluğundan beri tanıdığını söyleyen İlgezdi, “Ben genç bir hekimken, o mahallemizin kısa pantolonuyla top koşturan çocuklarından biriydi. Hem kendisi hem ailesi hastalarım arasındaydı. “59 gündür oğlunun cenazesine kavuşmayı bekleyen bir anne ile 59 gündür Kobane’de morgda oğlunun cenazesinin başında bekleyen bir babanın acısına ortak olmak bir insanlık, hekimlik ve komşuluk görevimdir. Bu acıyı bir kara propaganda malzemesi olarak kullananları Allah’a havale ediyorum.” dedi.


(http://www.ensonhaber.com/chpli-gamze-akkus-ilgezdiden-terorist-aciklamasi-2015-11-22.html)

**

(CHP milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi-Seyit Rıza Posteriyle Eylemde)

Gözaltında kayıplara karşı Cumartesi Anneleri tarafından düzenlenen oturma eyleminin 600’üncüsüne, kayıp yakınları, milletvekilleri ve sivil toplum temsilcileri katıldı. Oturma eylemine HDP Milletvekilleri Hüda Kaya, Pervin Buldan, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, CHP milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, babası Sami Elvan ile KESK başkanı Lami Özgen’de destek verdi. ( http://odatv.com/36-senedir-gozyasim-kurudu-2409161200.html )

**

Gamze İlgezdi’nin HDP/PKK milletvekilleriyle birlikte katıldığı oturma eyleminde Cumhuriyetimizi yıkmak için gerici toprak ağaları, şeyh ve şıhlarla pervasızca isyan çıkartan ‘Seyit Rıza’nın posterini taşıması şaşırtıcı mı? Elbette değil.  Bu alçakça isyanın bastırılmasının hayat memat meselesi olduğunu, “Analar ağlamasın” zırvalıklarıyla bu isyana nasıl teslim olunmadıysa PKK’ya da öyle teslim olunamayacağını Meclis kürsüsünden dile getirdiği için belli merkezlerden yönlendirilen bir siyasal linç kampanyasıyla Onur Öymenler CHP’de etkisizleştirilirken Gamze İlgezdi gibilerin baş tacı edilmesine de şaşırmamak gerekiyor.

Bu vesileyle  4 Aralık 2011’de yayınlanan “Bir Küresel Operasyon: Dersim, Hedef Cumhuriyet!”başlıklı yazımı hatırlatma gereği duydum. Y-CHP’deki başkalaşım ve bozuşmanın rastlantısal olmadığının,  bu küresel operasyonun adım adım nasıl yürütüldüğünün kanıtlarını ortaya seriyor bu yazı.

***

“BİR KÜRESEL OPERASYON: DERSİM, HEDEF CUMHURİYET!

“Her şeyden önce size kıvançla arz edeyim ki ulus ve ülke geçen yılı tam bir huzur ve sükun içinde yükselme ve kalkınma çalışmaları ile geçirmiştir. Uzun yıllardan beri süregelen ve zaman zaman gergin bir şekil alan Tunceli’ndeki toplu haydutluk olayları belli bir program içindeki çalışmalar sonucu kısa bir sürede ortadan kaldırılmış, bölgede bu gibi olaylar bir daha tekrarlanmamak üzere tarihe aktarılmıştır.Cumhuriyetin getirdiği bütün iyiliklerden yurdun diğer evlatları gibi oradakiler de tam anlamı ile yararlanacaklardır.”

Mustafa Kemal Atatürk

CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün 10 Kasımda Fethullah Gülen’in yayın organı Zaman gazetesinde Dersim ile ilgili açıklamalarının ardından yandaş medyada ve cemaat medyasında Cumhuriyetin kurucu kadrolarını ve nihayet kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü hedef alan bir linç kampanyası başlatıldı. Hüseyin Aygün, CHP’li değildi, Tunceli’de EMEP merkez ilçe başkanıydı. Seçilme sürecinde CHP’li olmadığını, Kemal Kılıçdaroğlu’nun daveti üzerine seçimlere girdiğini, Dersim’le ilgili olarak bugüne kadar yürüttüğü çalışmaları CHP çatısı altında özgürce sürdürmesini bizzat Kılıçdaroğlu’nun kendisinden talep ettiğini açıklamıştı. Aygün’ün biri Kırmançki olmak üzere yayımlanan üç kitabı dikkat çekiciydi: Eve Tarixê Ho Têri Amaene, Dersim 1938 ve Zorunlu İskan ve 0.0.1938 Resmiyet ve Hakikat. [1]

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Hüseyin Aygün vasıtasıyla Y-CHP’den gelen pası iyi değerlendirerek mecliste devlet adına Dersim için özür diledi. Y-CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise hızını alamayarak özrün yetmeyeceğini, tarihi bütün belgelerin açıklanması ve sürgün edilen ailelere topraklarının geri verilmesi gerektiğini söyleyiverdi, Pandora’nın kutusu açılmıştı artık. [2]

Toprak ağalarının, aşiret reislerinin, şeyhlerin, şıhların, seyitlerin hüküm sürdüğü sömürgeci feodal düzen, Seyit Rıza gibi din önderlerinin yönetiminde eşitlikçi bir düzen olduğu iddiasıyla kutsanıyor, aydınlanmacı Cumhuriyet hedef haline getiriliyordu. Topraklar kime iade edilecekti? Derebeylerinin varislerine. Kılıçdaroğlu’da övünerek bir seyit torunu olduğunu söylüyor, Abdullah Gül’ün Dersim arşivlerinin açılması çağrısını saygıyla karşıladıklarını ve destek verdiklerini açıklıyordu.[3]

Cumhuriyetle hesaplaşmak için olgunlaştırılan bu süreçte Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG) yöneticileri Dersim isyanın elebaşısı Seyit Rıza’nın torunu Rüstem Polat’la birlikte Başbakanlıkta Bülent Arınç’la görüştü. Polat, “Bizim kimseye kinimiz düşmanlığımız yok. Ülkemizde barış istiyoruz. Başbakan’ın özrü beni duygulandırdı, sevindirdi” derken CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’yla da bir araya geldiklerini söyleyen FDG Başkanı Yaşar Kaya ise Erdoğan’ın açıklamasını ‘cesur’ bulduğunu dile getirerek, “Özür dilenmesiyle birlikte Türkiye’de hakikatlerin yazıldığı bir defter açıldı ve ilk sayfasına da ‘Dersim’ yazıldı. Tarihle yüzleşmek bir günlük, iki günlük, üç aylık bir iş değildir” diyordu. [4]

Almanya başta olmak üzere Avrupa Birliği’nin yakın ilgi ve desteğine mazhar olan Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG) Dersim’le ilgili senaryoların odağında yer alıyor. FDG Kasım 2006’da kuruldu, misyonu tarihle yüzleşme maskesiyle Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Dersim’de soykırım yaptığını kanıtlamak, Mustafa Kemal ve Cumhuriyetin kurucu kadrosunu soykırımcı diye yaftalayarak Cumhuriyetin meşruiyetini tartışmaya açmak.

Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu’nun 17 Mayıs 2011’de Berlin Eyalet Parlamentosu’nda düzenlediği Dersim Tertelesi (Soykırımı) Konferansı sonuç bildirgesi oldukça dikkat çekici: 1937-38 yıllarında Dersim aşiretleri devlete karşı herhangi bir isyana girişmedi. Mütecaviz karakollara yapılan saldırılar meşru ve haklıydı. Devlet çok sınırlı kalan bu meşru savunma hareketlerini bir bahane olarak kullandı. Kemalist hükümet yıllar önce Dersim kırımına karar vermişti. Dersim toplumu etnik-kültürel kimliği, tarihi duruşu, kendine özgü yaşam tarzı ve sosyal yapısı yüzünden bu kırıma uğramıştır. Kemalist Hükümet öncelikle düşman bir Dersim ve Dersimli konsepti oluşturdu. Dersim toplumunu yabancı bir nesne, bir çıban başı olarak tanımladılar. Sonra Türk Hükümeti somut hazırlıklara girişti. 1935 yılında 2884 sayılı özel Tunceli Kanunu çıkarıldı. 4 Mayıs 1937 tarihinde Bakanlar Kurulu, Tunceli Tenkil Harekâtı kararı aldı. 20/21 Mart gecesi başlayan ve 16 Eylül 1938’de son bulan bu saldırıda Dersim’de binlerce silahsız savunmasız sivil öldürüldü. Keza binlerce insan sürgün edildi. Aileler parçalanarak aile fertleri ayrı ayrı yerlere gönderildiler. Binlerce çocuk yetim yurtlarına veya Türk ailelerine evlatlık olarak verildi. Binlerce çocuğun akıbeti hâlâ bilinmemektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti inkâr politikasından vazgeçerek Dersim Soykırımını tanımalıdır. Başbakan Erdoğan Dersim kırımını yalnızca politik polemiklere konu etmekten vazgeçerek devlet arşivini açmalıdır. Çağımız tarihle yüzleşme ve özür dileme çağıdır.

Sonuç bildirgesinin en can alıcı noktası ise Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği gibi uluslar arası kuruluşlara müdahale çağrısıydı. Bu bildirge, özür, toprakların iadesi, soykırımın kabulü gibi dayatmaların nerelere uzanacağının ibretlik bir göstergesiydi.

1937-38 kırımı devlet tarafından ısrarla inkâr edildiği gibi, devletin 1990’lı yılların başında terörle mücadele bahanesiyle köyleri boşaltarak bölgeyi insansızlaştırması Dersim halkı için yeni bir toptan yok olma tehlikesi doğurmuştur. Kırmancki/Zazaki Birleşmiş Milletler (BM) tarafından ölü diller ailesine dahil olmak tehlikesi yaşayan bir dil olarak kabul edilmiştir. BM Örgütü, uluslararası insan hakları kuruluşları, Avrupa Parlamentosu başta olmak üzere bütün demokratik kuruluşları Dersim halkının etnik-kültürel kimliğiyle yok olma tehlikesi içinde olduğu gerçeğini görmeye ve Dersim halkına yardım elini uzatmaya çağırıyoruz.[5]

Avrupa Parlamentosu’nda da art arda düzenlenen “Dersim Soykırımı” toplantılarında koçbaşı rolü verilen bu derne ğin yöneticilerinin Başbakanlıkta ağırlanması ve Y- CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile görüşmesi çok düşündürücü.

Ulusal kurtuluş savaşından gelen tarihsel birikimiyle Cumhuriyet Halk Partisi örgütlerinin ve tabanının Cumhuriyeti, kurucu kadrosunu ve CHP’yi hedef alan bu küresel operasyona seyirci kalmaması yaşamsal önem taşıyor.

[1] Hüseyin Aygün, kişisel web sayfası, hakkımda. http://www.huseyinaygun.org/hakkinda.html
[2] Özür yetmez diyen Erdoğan’a Dersim yanıtı: Topraklar iade edilsin 25 Kasım 2011, http://www.chp.org.tr/?p=50153
[3] Kılıçdaroğlu: CHP mezhep partisi değildir. Fikret Bila, Milliyet, 3 Aralık 2011. http://siyaset.milliyet.com.tr/kilicdaroglu-chp-mezhep-partisi-degildir-/siyaset/siyasetyazardetay/03.12.2011/1470412/default.htm
[4] Tarih yazıldı! Vatan gazetesi, 3 Aralık 2011. http://haber.gazetevatan.com/tarih-yazildi/415189/1/Gundem
[5] TERTELE (Dersim Soykırımı 37/38) Sonuçları, burada ve bugün, FDG Web Sitesi.

http://www.fdg-dersim.com/turkce/fdg/60-basin-aciklamalari/160-tertele-dersim-soykrm-3738-sonuclar-burada-ve-buguen.html “

Ali Rıza ÜÇER
6 KASIM 2017

 

Bir Cevap Yazın