26 Şubat 1992.
Herkes uyuyor…
Birazdan elektrikler kesilecek ve dünyayla iletişiminiz kalmayacak.
Mahallenizin etrafı tanklarla ve Ermeni askeriyle çevrildikten sonra kapılarınız tekmelenerek kırılacak.
Eşinizin ve çocuğunuzun korku dolu bakışları sizin üzerinizdeyken cesaretinizi toplayıp onları korumaya çalışacaksınız fakat o esnada sizin de kapınız kırılacak.
Size kurşun sıkıp ruhunuzu teslim etmenizi beklemeden eşinize silahın kabzasıyla vuracaklar.
Siz ruhunuzu teslim etmeden son nefesinizde çocuğunuzu da doğradıklarını göreceksiniz.
Hamilelerin karınları bıçaklarla yarılacak, bebekler anne karınlarından çıkarılıp evlerin tahta direklerine çivilenecek.
Annelerin göğüsleri kesilecek çocuklarının ağzına koyulacak sonra da o çocuklar da öldürülecek.
Tüyleriniz ürperdi değil mi?
Bundan tam 26 yıl önce, 26 Şubat 1992 tarihinin gecesinde Hocalı‘da bunlar yaşanıyordu.
Analar oğulsuz kalamadı, kadınlar-erkekler dul kalamadı, çocuklar öksüz-yetim kalamadı.
Çünkü hepsini öldürdüler.

***

Bundan tam 26 yıl önce bugün Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ Bölgesine bağlı Hocalı kasabasında Ermeniler tarafından 106’sı kadın, 83’ü çocuk ve 70’i yaşlı 613 Azerbaycan Türk’ü Ermenistan ordusu tarafından vahşice öldürüldü. Yüzlerce kişi sakat kaldı ve binlerce kişi esir alındı. Esir alınan 150 kişinin ise yaşayıp yaşamadığı hâlâ belli değil.

Katliamın sorumlu birliklerinin başında da şu anki Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan vardı. Sarkisyan, 2012 yılında İngiliz araştırmacı Thomas De Wall’e verdiği bir röportajda şunları söyledi:

”Azerbaycanlılar, Ermenilerin sivil halka karşı katliam yapmayacağını düşünmekteydiler. Biz bunu Azerbaycanlılara şaka yapmadığımızı göstermek amacıyla ibret olsun diye yaptık.”

Ermeni gazeteci Daud Kheyriyan, For the Sake of Cross (Haçın Hatırı İçin) isimli kitabında da şu satırları aktarmaktadır:

“Gaflan denen ve ölülerin yakılmasıyla görevli Ermeni grup, Hocalı’nın 1 kilometre batısında bir yere 2 Mart günü 100 Azeri ölüsünü getirip yığdı. Son kamyonda 10 yaşında bir kız çocuğu gördüm. Başından ve elinden yaralıydı. Yüzü morarmıştı. Soğuğa, açlığa ve yaralarına rağmen hâlâ yaşıyordu. Çok az nefes alabiliyordu. Gözlerini ölüm korkusu sarmıştı. O sırada Tigranyan isimli bir asker onu tuttuğu gibi öteki cesetlerin üstüne fırlattı. Sonra tüm cesetleri yaktılar. Bana sanki yanmakta olan ölü bedenler arasından bir çığlık işittim gibi geldi. Yapabileceğim bir şey yoktu. Ben Şuşa’ya döndüm. Onlar Haç’ın hatırı için savaşa devam ettiler.” (sayfa:62-63)

”Tarihin Siyah Gecesi” olarak adlandırılan bu geceden kaçamayan Azerbaycan Türkleri yakın tarihin en acımasız, en vahşi soykırımına maruz kaldılar. Hem de sırf Türk oldukları için.

Bu kıyıma “Azerbaycanlılar, Anadolu’daki Türk halklarından daha çok İran’daki Azerilere yakındır. Onlar Şii, biz Sünniyiz.” diyerek cevap verdi Amerikancı Turgut Özal… Dönemin Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ebulfuz Elçibey ise Hürriyet Haber Ajansı Erzurum Bürosu’na teleksle geçtiği notta şöyle demiştir:

“Biz laik milletiz. 
Dinci değiliz, din ayrı millet ayrıdır. 
Şii olduk; ama biz Türküz. 
Bizim Türkiye’den beklentimiz, Ermeniler karşısında verdiğimiz haklı mücadelemize destek verilmesidir.”

Azerbaycan’da ”Hocalı Soykırımı”, Ermenistan’da ise ”Hocalı Olayı” olarak anılan katliamın üzerinden 26 yıl geçmesine rağmen herhangi bir sorumlu hâlâ cezalandırılmadı.

Orada şans eseri hayatta kalan insanlar 26 yıldır ağlıyor. 
Bu soykırıma karşı “barış elçisi” Batı körü, bugünün “hümanistleri” sağırı, bugünün sözde “solcu” özde etnikçileri ise dilsizi oynuyor.

26 yıldır tüm dünyanın sessiz kaldığı bu acıyı unutma.

Sena YAŞAR
26 Şubat 2018

*Serj Sarkisyan röportajının tamamı için:
http://carnegieendowment.org/2012/02/24/president-interview-and-tragic-anniversary/9vpa

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.