“Maddeciliğin alıp yürüdüğü bugünlerde, Reşit Galip’in idealistliği bir kat daha gözümde büyüyor. İkide bir ‘Reşit Galiplere muhtacız’ sözünü, Hatif’in (bilinmezden haber veren melek) bir telkini imiş gibi tekrarlıyorum. Maymun iştahlı, para hırslı, uyuşuk insanlara rastladıkça: ‘Ah, bunlarda da o, Reşit Galip’i içinden yiyen ve gözlerinden ışıklandıran büyük ihtiras olsa!’ diye sızlanıyorum… Reşit Galip’in, bir yandan Türk halkının kalbine, bir yandan Türk tarihinin derinliğine eğilen güzel başını, ideal yolunda dik ve ışıklı yürürken görür gibi oluyorum. Onu, hiçbir zaman iskelet olmuş düşünemiyorum. O, öyle geniş ve aydınlık bir yolda, tek başına yürüyor, yürüyor gibi geliyor bana…”
[Behçet Kemal Çağlar, 30.06.1954]

***

Dünyada kaç ülke vardır Türkiye gibi bu kadar gerçek ve büyük kahramanları varken o kahramanlarını bilmesin ve de sahte kahramanlar yaratsın. Üstelik o kahramanlar ki bugün -her şeye rağmen- yaşadığımız modern Türkiye’nin mimarları…

Daha acısı da o kahramanlardan birçoğunu halkın; siyasal İslamcıların, etnikçilerin aşağılık ve iftiralarla dolu saldırılarıyla tanıyor, öğreniyor olması.

İdeolojilerini Kemalizm, Cumhuriyet, Atatürk, Türk karşıtlığı üzerine konumlayan, bu karşıtlık sayesinde kendilerini var edenlerin kol kola olduğu dönemlerdi… AKP, FETÖ, HDP/PKK… Bu üç unsur o kadar samimilerdi ki el ele verip halkalar çiziyorlardı Türkiye’nin üzerinde… İhanetin, yalanın, pişkinliğin, çirkinliğin bini bir paraydı.

İşte bu “gerçek” şer ittifakının hedeflerinden birisiydi andımız. Tabii andımızın yazarı Reşit Galip…

Bugün, 5 Mart 2018.

Bundan tam 84 yıl önce Mahmut Esat Bozkurt için de kullanılan tabirle “Bir yanardağı toprağa verdik”, Reşit Galip’i.

Onun hayatını bir yazıyla anlatmak imkansız. Onu tanımak isteyenler Özdemir İnce‘nin “Cumhuriyet’in Üç Fedaisi” ve Yener Oruç‘un “Atatürk’ün ‘Fikir Fedaisi’ Dr. Reşit Galip” kitaplarını okuyabilirler.

***

Atatürk, Kemalist Devrimin önderidir. (“Atatürk döneminde Kemalizm diye bir şey yoktu, sonradan uyduruldu.” diyenler 1935 yılında yapılan CHP Kurultayı’nda bizzat Atatürk tarafından yazılan parti programını okumalılar.)

Kemalizm, anlatılanın aksine “Tek Adam Devrimi” değildir. Dünyadaki en büyük devrimlerin kadroları ile ister siyasi ister entelektüel alanda olsun yarışacak ve üstün gelecek kadroya sahiptir Türk Devrimi.

Fakat 1930’lu yılların ortalarından itibaren bir güç, Kemalist Devrimin neferlerini, teorisyenleri Atatürk’ten uzaklaştırmış, bu sayede hem Atatürk hem de Kemalist Devrim “tek adam”laştırılmıştır. Bu durumun kimlerin işine geldiğini araştırmak, bu sinsi operasyonu yapanların kim olduğunun anlaşılmasını sağlayacaktır. Öyle ki Milli Mücadele’de cephede, Kemalist Devrimde eylemde ve söylemde bu kutsal mücadelenin birçok neferi, Atatürk’e yapılan “hasta”, “köşesine çekilmek istedi”, “öldü” gibi yanlış bilgilendirilmelerle Cumhuriyet yönetiminden ve fikirsel evriminden soyutlanmıştır.

İşte o kadroların başında gelir Reşit Galip.

Kendisi andımızın yazarıdır.

Henüz Tıbbiye öğrencisiyken gönüllü olarak Balkan Harbi ve Büyük Harbe katılmıştır. İzmir İdadisi’nde okurken Ferdayi Temmuz adında bir gazete çıkarmıştır. Tıbbiye öğrenciliği sırasında da “Hakikat” ve “Mizahi Mektep” gazetelerini yayımlamıştır.

1912’de Tıbbiye’de Türk Ocakları’nı kurmuştur arkadaşları ile birlikte. İşgal döneminde kendince yapılacak en doğru yol olduğuna inandığı için arkadaşları ile Anadolu’ya geçip halk ve köylülerle beraber çalışacağı köycülük teşkilatı projesini hayata geçirmiştir. Üç doktor arkadaşı ile köy ortamında kendi evlerini dispansere dönüştürmüş, köylüleri tedavi etmiş ve milli fikirlerini aşılamışlardır.

Erzurum ve Sivas Kongreleri sonrası her tarafta Anadolu ve Rumeli Müdafaa-ı Hukuk teşkilatı yapılırken Reşit Galip de Kütahya ve havalisinde Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti kurulmasının öncülerinden olmuştur. Milli Mücadele’nin başarıyla sonuçlanmasından sonra da Gençler Birliği ve Türk Ocakları derneklerinde başkanlık yapmıştır.

Reşit Galip; İkinci Meclis’te Aydın Milletvekili olarak en sert ve ilerici eleştirilerin öncüsü oldu. Şeyh Sait İsyanı üzerine kurulan İstiklal Mahkemesine üye olarak seçildi. Türk Ocakları merkez başkanlığında bulundu. Cenevre Uluslararası Çocuk Esirgeme Örgütü Merkezi Yürütme Kurulu, kendisini beş yıl süreyle üyeliğine seçti. 1931’de CHP 3. Olağan Kongresinde Halk Fırkası Genel Yönetim Kurulu Üyeliğine seçildi ve Kültür ve Gençlik İşleri Başkanlığı yaptı. Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti Genel Sekreterliğine seçildi. Bugün halen içeriği ve bilimsel bakış açısı ile günümüz ders kitaplarından çok daha ileride olan dört ciltlik “Genel Tarih” ders kitaplarının hazırlanmasında büyük pay sahibi oldu. Dördüncü cildi bizzat kendisi Atatürk ile istişare ederek hazırladı.

19 Eylül 1932’de yılında Milli Eğitim Bakanı oldu, 13 Ağustos 1933’te istifa etti. On bir ay gibi kısa sürede üniversite reformu başta olmak üzere çok büyük işler başardı. Kazı ve müzecilik ile de ilgilendi. Türk Tarih Arkeologya ve Etnografya dergisini kurdu. Halkevleri’nin kuruluşunda aktif görev aldı. Kızılay Başhekimliği yaptı. Bu görevi sırasında sıtma mikroplarının boyanması için mevcut yöntemleri geliştirerek yeni bir yöntem buldu.

Bunlar, Reşit Galip’in çeşitli alanlarda verdiği katkıların sadece belli başlıları. Ve en az bunlar kadar önemli olan, Reşit Galip tüm hücreleri ile devrimciydi. Devrimin öncüsünün izinden gitmek demenin illa ona biat etmek anlamına gelmediğinin somut kanıtıydı. Atatürk’e Atatürk’ün masasında meydan okuyup, Atatürk’ün geç oldu isterseniz masadan kalkın sözüne “Burası sizin değil milletin masasıdır.” yanıtı verip Atatürk’ü masadan kaldıran, sonrasında da Atatürk tarafından Milli Eğitim Bakanı yapılan kişidir. İflah ve ıslah olmaz bir ilericidir.

“Devrimlerimiz, Türk milletinin çektiği uzun çileler sonucu elde edilen denemelerimizin fikir haline gelmiş kesin inancıdır. Her yerde, herkese ve her şeye karşı onları savunacağız. Gerekirse babalarımıza ya da çocuklarımıza karşı bile…” sözleri onun nasıl bir devrimci olduğunun göstergesidir.

Son yıllarını tamamen araştırmaya vermiştir. Yatağını bile kütüphanesine taşımış, 42 yaşında hayatını kaybetmiştir. Son anlarında “Etiler ve Selçuklular” kelimelerini sayıklayan Reşit Galip’in ölüm sebebi zatürredir. Öldüğünde ise cebinde sadece beş lira vardır.

Bugünün siyasi iktidarının ölüm yıl dönümünde anamayacağı kadar “yerli ve milli”; vekillik, bakanlık yaptığı CHP’nin günümüz yöneticilerinin anamayacağı kadar da Kemalist, devrimci ve antiemperyalist bir kişiliktir Reşit Galip.

Birileri tanımasa da birileri anlamasa da birileri anamasa da bizler için; Ulu Önderin izinde, başta Reşit Galip olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin harcını karan tüm güzel insanların meşalesini taşımak, bayrağını devralmak tarihsel bir sorumluluk, düşünsel bir zorunluluktur.

Yazıyı yine onun sözleri ile sonlandıralım:

“Türk devrimini Batı’ya veya Doğu’ya bakarak, Batı’daki veya Doğu’daki sistemler ve okullarla karşılaştırarak hangisine uyduğunu araştırmak ve herhangi birine uydurmaya çabalamak boştur. Türk devrimi özgündür, kuram olarak başlı başına bir siyasi sistem, uygulama olarak da başlı başına bir sistem, dinamik gelişim yeteneğine en üst düzeye sahip bir sistemdir.

Türk devrim felsefesi ‘ütopya’dan, hayalperestlikten hoşlanmaz. Bu felsefenin metodu en büyük ve en canlı hakikat olan milletin her sahada realist gözle incelenmesine dayanır. Milli hayat hakikatlerine sırtını dönmüş olduğu halde milli hayata kanal açmak davasını güden kuramlar ve felsefelerle Türk devriminin kaynaşması imkansızdır.

(…)

‘Uygarlık yolunda en ileri!’ ülküsü Türk kuşaklarının hayatını hor görürcesine çalışmasını savunur. Bu uğurda ölümü savaş alanlarındaki ölümden daha az şeref, daha az yerinde saymaya kimsenin hakkı yoktur.”

ÇAĞDAŞ BAYRAKTAR 
5 MART 2018

(Ziyaret etmek isteyenlerin bilgisine: Reşit Galip, Ankara-Cebeci Asri Mezarlığında 46. Ada, 24. parselde, yine eski Milli Eğitim Bakanları Mustafa Necati Uğural ve Hüseyin Vasıf Çınar ile yan yana yatmaktadır.)

Önceki İçerik“HOCALI SOYKIRIMI”NI UNUTMA!
Sonraki İçerikANLAŞILANLAR, ANLAŞILAMAYANLAR VE ANLAŞILMASI GEREKENLERLE ÇANAKKALE ZAFERİ VE YIL DÖNÜMÜ…
Çağdaş Bayraktar 1986 yılında doğdu. İlk ve orta öğrenimini Mersin'de tamamladı. 2014 yılında Çukurova Üniversitesi Ziraat Mühendisliği Tarım Ekonomisi bölümünü bitirdi. Aynı bölümde yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Lisans eğitimi süresince 5 yıl boyunca ilk üyelikten başkanlığına kadar Çukurova Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü'nin her kademesinde görev aldı. Bu dönem içerisinde dava arkadaşları ile birlikte "Kemalizm"in yerel ve ulusal ölçekte ADK/T'ler nezdinde kurumsallaşması, yaygınlaşması ve bağımsız kalması adına yoğun çaba gösterdi Öğrenimi müddetince okulun Türk Sanat Müziği korosunda aktif çalıştı. 2013 yılında kendisi gibi öğrenci olan arkadaşlarıyla birlikte "Vardiya Bizde Adana"nın kurulmasına öncülük etti. Haftalarca süren Sessiz Çığlık eylemlerinde hukuku savundu. Karşı ve Yurt gazetesinin olmak üzere bir çok internet sitesi ve yerel gazetelerde yazıları yayınlandı. Milli Mücadele döneminde kurulan ve "Kemalizmin İleri Karakolu" unvanıyla onurlandırılan Yeni Adana gazetesinde yazıları yayınlandı. Ayrıca aynı gazetenin Genç Yeni Adana ekinin kurucu editörlüğünü ve başyazarlığını yaptı. 27 sayı yayınlanan Genç Yeni Adana'daki yazarların bir çoğunun yazarlığa adım atmasında ve gelişmesinde öncülük etti. Eski Vatan, yeni Aydınlık yazarı Mustafa Mutlu'nun resmi sosyal medya sayfalarının kurucu editörlüğünü yaptı. Genç Yeni Adana'daki yazar kadrosunun büyük bölümüyle beraber Üçüncü Yol'u kurdu. Bununla beraber Metin Aydoğan, Sinan Meydan ve Banu Avar gibi değerli aydınların ve de yine Üçüncü Yol yazarlarından Erhan Sandıkçı'nın da içinde bulunduğu partilerüstü Milli İrade Birliği platformunun yazar kadrosunda bulunmakta. Milli İrade Birliği'nin "Milli İrade Nedir?" ve Mustafa Mutlu'nun "Dön Kardeşim" kitaplarında yazıları yayınlandı. Yazarlık dışında kitap editörlüğü de yapan yazar tarih, müzik, felsefe, edebiyat, sanat, spor ve sosyoloji alanlarıyla ilgilenmektedir.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.