Seçim sürecine girilince birileri yine HDP barajı geçmeli demeye başladı.

Sanki o HDP, Atatürk ve Cumhuriyet nefreti konusunda AKP ile aynı çizgide ve “doğal müttefik” değilmiş…

Selahattin Demirtaş, narko terör örgütü PKK’nın liderini kastedip “Heykelini dikeceğiz” dememiş gibi…

Oysa HDP’li yöneticilerin PKK konusunda olumsuz manada dişe dokunur hiç sesi çıkmıyordu ki bu durumun böyle olmasının iki ihtimali vardır:

Ya HDP’nin yöneticileri PKK’ya karşılar ama bunu dillendirecek güce, cesarete sahip değiller.

Ya da PKK ile ideolojik olarak aynı yerde duruyorlar ve bu yüzden tepki vermiyorlar. O teröristlerden tek farkları dağda değil de mecliste, pratikte değil de teoride olmaları…

Bunun sebebi birinci seçenekse, kendi iradesi bile ipotek altında olan oluşumdan hangi duruşu ve tavrı bekleyebilirsin?

İkinci seçenekse cevap, bu düşüncede birileri ile hangi konuda beraber hareket edebilirsin?

Ki bu sorunun cevabını bulmak çok zor değil.

24 Haziran seçimleri için HDP’nin listeleri açıklanınca çok okunan bir haber sitesi şöyle bir manşet atmış ve haberde şöyle demişti:

“HDP listeleri açıklandı. Listede Öcalan damgası”

“Listede PKK’nın İmralı’daki lideri Abdullah Öcalan’ın iki yeğeni ve iki de avukatı yer aldı.” [1]

Tabii yine PKK’ya silah götürürken yakalanan HDP Milletvekili Faysal Sarıyıldız’ı da unutmamalı.

Yine “mağdur” payesi ile dolaylı “parlatılma” işlemine başlanan Selahattin Demirtaş’ın abisi kim?

Nurettin Demirtaş.

Kendisi şu an nerede? Dağda.

Neden dağda? Çünkü kendisi PKK’nın sözde yönetim kadrosunda. Peki ne demişti kendisi 24 Haziran seçimleri hakkında?

“HDP’ye ve kardeşime oy verenlere Kürdistan dağlarında tatlı ısmarlayabilirim.” [2]

***

Vedat Kaya. Sedat Yabalak. Hüseyin Sarı. Sedat Sorgun. Süleyman Sungur. Semih Özbey. Müslüm Altuntaş. Adil Kavaklı. Sedat Vardar. Ferdi Polat. Ümit Gıcır. Ve Mevlüt Kahveci.

Tanıdık gelmedi değil mi bu isimler? Muhtemelen çok bir anlam da ifade etmedi. O zaman biraz daha açarak anlatalım.

Vedat Kaya, polis. 24 Temmuz 2015 tarihinde Diyarbakır-Bingöl karayolunda PKK tarafından rehin alındı.

Sedat Yabalak, polis. 28 Temmuz 2015 tarihinde yine Diyarbakır Bingöl karayolunda terör örgütü tarafından kaçırıldı. Vedat Kaya’dan 4 gün sonra ve aynı yolda.

Hüseyin Sarı, Uzman Çavuş. 13 Ağustos 2015‘te Diyarbakır, Lice’de rehin alındı.

Sedat SorgunEr13 Ağustos 2015… Diyarbakır, Lice…

Süleyman Sungur Er13 Ağustos 2015… Diyarbakır, Lice…

Yukarıda bahsi geçen hangi Diyarbakır?

Ülke yönetenlerin kendi oy hesapları için Kandil’e bayrak dikeceğiz derken karayoluna sahip çıkamadığı, sözde çözüm süreci aşamasında o yollara sahip çıkacak askerlere, polislere “göz kapattırdığı”…

Yine o Diyarbakır ki Fransız Le Monde gazetesindeki yazısında Selahattin Demirtaş’ın “Türkiye’nin Kürt BÖLGESİNİN BAŞKENTİ” dediği… [3]

İnsanları etnisite ve mezheplerine göre ayırıp, ülkeyi de en başta kendi kafalarında bölüp sonra başkalarını ayrımcılıkla, ayrıştırıcılıkla, ırkçılıkla suçlamaları…

Neredeyse kimsenin de çıkıp “Bunları asıl yapan sizlersiniz, ırkçı da bölücü de sizsiniz” diyememesi…

Devam edelim…

Semih Özbey… Astsubay… 18 Eylül 2015 tarihinde Tunceli Erzincan karayolunda terör örgütü tarafından…

Müslüm AltuntaşAdil Kabaklı… İkisi de Er. 2 Ekim 2015. Tunceli- Pülümür yolu…

Sedat Vardar… Uzman Çavuş… 12 Aralık 2015… Şırnak…

Ferdi Polat… Uzman Çavuş… 12 Aralık 2015, Şırnak…

Ümit Gıcır… Uzman Çavuş. 21 Eylül 2016, Hakkari…

Mevlüt Kahveci, Uzman Çavuş, 21 Eylül 2016 Hakkari…

Cümleyi tamamlamak bile zorken aynı cümleyi bu kişiler için tekrar tekrar yazmak, vicdanı olan kalbi vatanı için atan yazara da okuyana da işkence.

Kimisi ailesinin, eşinin, çocuklarının yanında, kimisi usta birliğine teslim olmak için giderken kimisi de sınava giderken kaçırıldı…

Neredeyse 3 koca yıl…

Siz hiç canınız gibi sevdiğiniz birileri için “Diri ya da ölü kavuşalım artık” dediniz mi?

Canınızdan çok sevdiğiniz kişinin ölüsüne bile razı olacak evreye geldiniz mi?

Bu insanların aileleri işte bu haldeler. Üç yıldır birileri onlara bekleyin diyor, sadece bekleyin.

Tamam, devlet terör örgütü ile pazarlık etmez. Peki yok mudur bu işin başka yolu?

Mertliği, cesareti ve kabiliyeti tüm dünyaya mazhar olmuş ordumuz sadece dizilerde mi rehin kurtarır, askerine yurttaşına sahip çıkar?

Her seçim dönemi milliyetçiliği ayaklar altına aldığı yerden yeniden toplum seviyesine yükselten iktidar nerede? Hani sorsak dünya lideri birileri.

Diyemiyor mu “Van münit”?

İktidarın ittifak ortağı? Onlara göre de bu askerlerin terör örgütünün elinden alınması devletin bekasının dışında mı?

Peki ya muhalefet? Bir ara bu konuya dair çıkıp açıklama yaptınız, takipçisi olacağız dediniz. Sonra?

Gerçi bünyesinde Sezgin Tanrıkulu gibi terörist cenazesi müdavimlerini barındıran bir yapı bu konuda ne kadar samimi ve kararlı olabilir ki?

Yukarıda saydığımız isimler bilinen güvenlik mensuplarımız. Ya bilinmeyenler? Basınından, partilerinden seçmenine… Bu kadar mı duyarsızız?

Hain terör örgütü PKK, yaklaşık 10 gün önce ellerinde rehin tuttukları güvenlik güçlerimizden dokuzunun videolarını yayımladı.

O videolardaki vücut dillerini, söylediklerini duyduğunuzda o üç yılın nasıl geçtiğini anlıyorsunuz…

Videoları yayınlanan kişiler…

Adem Kabaklı… 1995 doğumlu.
Süleyman Sungur… 1994 doğumlu.
Mevlüt Kahveci… 1990 doğumlu.
Semih Özbey… 1993 doğumlu.
Ümit Gıcır… (Yaşına dair bilgi yok.)
Sedat Sorgun… 1985 doğumlu.
Sedat Yabalak… 1986 doğumlu.
Müslüm Altıntaş… 1995 doğumlu.
Hüseyin Sarı… 1989 doğumlu.

Bu kişilerin farklı zamanlarda yayımlanan videolarını sırayla izlerseniz yaşananları da değişimi de fark edersiniz….

Bir yandan onların yakınlarını incitmemek diğer yandan da durumun ciddiyetini bu durumdan haberdar olmayan insanlara aktarmaya çalışmak gerçekten çok zor.

Sözde barış ve demokrasi havarisi oluşumlardan bu kişiler hakkında bir açıklama ya da girişim duydunuz mu?

Peki ya yetkililer?

Vatandaşına sahip çıkmayan, onun yanında olduğunu hissettirmeyen devlet, yurttaşları ile arasındaki gönül bağını diri tutabilir mi?

Normal zamanda aklınıza gelmiyor, bari seçim dönemi bir şeyler yapın!

İnsan bu manzarayı gördükçe düşünmeden edemiyor.

Türkiye Cumhuriyeti Atatürk’ün anlayışı ile yönetiliyor olsa ve bir terör örgütü güvenlik güçlerimizi kaçırsa, o asker düşman elinde bu kadar uzun süre kalır mıydı? O dağ, güvenlik kuvvetlerimize zindan olduğu yerde, o dağ kaç kere dümdüz yapılırdı?

Duyun artık mağdur askerlerin ve ailelerin isyanını, acısını, haykırışını, duyun!

İnsanların sabrı da gücü de kalmadı…

ÇAĞDAŞ BAYRAKTAR 
22 HAZİRAN 2018

DİPÇE
[1] https://odatv.com/listede-ocalan-damgasi-21051839.html
[2] https://odatv.com/kardesime-oy-verenlere-kurdistan-daglarinda-tatli-ismarlayabilirim-06061837.html
[3] http://aryenhaber79.xyz/demirtasin-le-mondeda-yayimlanan-yazisi/

Önceki İçerikAYNI AZİM VE AYNI KARARLILIK İLE…
Sonraki İçerikDENİZCİLİK VE KABOTAJ BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN!
Çağdaş Bayraktar 1986 yılında doğdu. İlk ve orta öğrenimini Mersin'de tamamladı. 2014 yılında Çukurova Üniversitesi Ziraat Mühendisliği Tarım Ekonomisi bölümünü bitirdi. Aynı bölümde yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Lisans eğitimi süresince 5 yıl boyunca ilk üyelikten başkanlığına kadar Çukurova Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü'nin her kademesinde görev aldı. Bu dönem içerisinde dava arkadaşları ile birlikte "Kemalizm"in yerel ve ulusal ölçekte ADK/T'ler nezdinde kurumsallaşması, yaygınlaşması ve bağımsız kalması adına yoğun çaba gösterdi Öğrenimi müddetince okulun Türk Sanat Müziği korosunda aktif çalıştı. 2013 yılında kendisi gibi öğrenci olan arkadaşlarıyla birlikte "Vardiya Bizde Adana"nın kurulmasına öncülük etti. Haftalarca süren Sessiz Çığlık eylemlerinde hukuku savundu. Karşı ve Yurt gazetesinin olmak üzere bir çok internet sitesi ve yerel gazetelerde yazıları yayınlandı. Milli Mücadele döneminde kurulan ve "Kemalizmin İleri Karakolu" unvanıyla onurlandırılan Yeni Adana gazetesinde yazıları yayınlandı. Ayrıca aynı gazetenin Genç Yeni Adana ekinin kurucu editörlüğünü ve başyazarlığını yaptı. 27 sayı yayınlanan Genç Yeni Adana'daki yazarların bir çoğunun yazarlığa adım atmasında ve gelişmesinde öncülük etti. Eski Vatan, yeni Aydınlık yazarı Mustafa Mutlu'nun resmi sosyal medya sayfalarının kurucu editörlüğünü yaptı. Genç Yeni Adana'daki yazar kadrosunun büyük bölümüyle beraber Üçüncü Yol'u kurdu. Bununla beraber Metin Aydoğan, Sinan Meydan ve Banu Avar gibi değerli aydınların ve de yine Üçüncü Yol yazarlarından Erhan Sandıkçı'nın da içinde bulunduğu partilerüstü Milli İrade Birliği platformunun yazar kadrosunda bulunmakta. Milli İrade Birliği'nin "Milli İrade Nedir?" ve Mustafa Mutlu'nun "Dön Kardeşim" kitaplarında yazıları yayınlandı. Yazarlık dışında kitap editörlüğü de yapan yazar tarih, müzik, felsefe, edebiyat, sanat, spor ve sosyoloji alanlarıyla ilgilenmektedir.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.