1922…

26 Ağustos sabahı başlayan Büyük Taarruz

30 Ağustos, “Kurt Kapanı” planının hedefe ulaşması…

1 Eylül… “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!”

Ve 9 Eylül

15 günde 200 bin kişilik bir orduyu yenmek, 100 binden fazlasını yok etmek ve 10 günde yaklaşık 500 km yol yürümek, düşmanı önüne katarak, kovalayarak…

Futbolla ilgilenenler bilir, sakat oyuncu iyileşir ama takımla birlikte idmanlara çıkacak kondisyonu yoktur, o yüzden bir süre “fizyoterapist eşliğinde” çalışır, koşar.

30 Ağustos’tan 9 Eylül’e kadar olan süreç, Anadolu’yu işgale gelen, yakıp yıkan Yunan askerinin Türk askeri eşliğinde ve kontrolünde geldikleri yere doğru gönderilmesi, denize dökülmesidir. Yunan askerine kondisyon kazandırması açısından Türk askeri adeta bir fizyoterapist işlevindedir, bunu yaparken yüzme öğretmesi de cabası…

Velhasıl Yunan askeri; 9 Eylül itibariyle Türk askerinin kontrolünde ve “Anadolu”dan (g)ayrı” çalışmalarına, yaşamaya devam edecektir…

Bir gerçeğin altını çizerken yorulma lüksümüz yok, tüm yurttaşlarımız zihinlerine ulaşmadıkça:

Kurtuluş’u değerli yapan, kuruluş zaferleridir.

Yani Cumhuriyet kazanımlarıdır, Atatürk İlke ve Devrimleridir. Bu atılımlar bir kişinin şahsi tercihleri ve fantezisi değildir. Bu kazanımlar, vatansızlıkla sınanan Türklerin, bir daha vatansızlıkla sınanmamak, cephede kazanıp da masada kaybetmemek için aldığı hayati önlemler ve uygulamalar bütünüdür.

Bugün Cumhuriyet kazanımlarından uzaklaşmamızla, toplumsal ve ulusal anlamda daha kötü günler geçirmemizin arasında doğrudan ilişki vardır.

Tahterevallinin bir tarafında Cumhuriyet kazanımları, diğer tarafında ise Türk ulusu, Türk devleti vardır. Cumhuriyet kazanımları aşındıkça, ağırlığı, yani ülke yönetimindeki etkisi azaldıkça toplumun da ülkemizin de seviyesi alçalacak, Cumhuriyet kazanımları ağır bastığında ise tahterevallinin toplum ve devlet tarafı daha yükseğe çıkacaktır.

Bu dengeyi ve denklemi yok sayan hiçbir çözüm anlayışının başarılı olma şansı yoktur.

9 Eylül, tarihten silinmek istenen Türk halkının emperyalizme meydan okumasıdır ve mutlak zaferini müjdeler.

9 Eylül’den “sonrası” ise, en az Milli Mücadele kadar kutsal olan, bir daha böyle bir mücadeleye girişmek zorunda kalınmasın diye “kul”dan yurttaş, “ahali”den ulus/millet yaratma savaşı, mücadelesidir. Cephede verilen Milli Mücadele’nin yine halk desteği ile Meclis’te taçlandırılması, kazanımlarını kalıcılaştırması sürecidir.

Kuruluş savaşı, kurtuluşu tamamlamak, kurtuluşu daim kılmak içindir.

26 Ağustos’la “Bir uzun yürüyüş”e çıkmıştır Türk ulusu. 9 Eylül, bu yürüyüşün nihai sonucunun tüm dünyaya ilanıdır. Geride kalan 96 yılda yalpaladığı, yer yer gerilediği dönemler olmuştur, özellikle de onu yöneten kişilerin şahsi ikbal ve çıkar kaygısıyla…

Ama er ya da geç, bir şeyleri anlayarak ya da anlamak zorunda kalarak, bu kutlu yürüyüşe aynı kararlılıkla devam edecektir…

Tabii Atatürk devrimlerinin ve ilkelerinin ışığında.

Zaferlerimizin yıl dönümleri; geçmişten bizlere gelen hatırlatmalardır, hangi şartlarda neler yaptığımızı ve hangi şartlarda neler başarabileceğimizi anımsamamız için.

Silkinmemiz ve kendimize gelmemiz için.

Yeter ki özümüze, kurucu ayarlarımıza dönelim…

Sonrası yine tarihin tekrarı,”Geldikleri gibi giderler” aşaması…

Tekrardan zaferimiz kutlu olsun!

Şehit ve gazilerimize sonsuz saygı ve minnetle…

ÇAĞDAŞ BAYRAKTAR 
9 EYLÜL 2018

Önceki İçerikTARİHTEN GELEN BİR SES, SANA NE DİYOR DİNLE!
Sonraki İçerik“MAVİ VATAN”IN MİHENK TAŞI: PREVEZE ZAFERİ
Çağdaş Bayraktar 1986 yılında doğdu. İlk ve orta öğrenimini Mersin'de tamamladı. 2014 yılında Çukurova Üniversitesi Ziraat Mühendisliği Tarım Ekonomisi bölümünü bitirdi. Aynı bölümde yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Lisans eğitimi süresince 5 yıl boyunca ilk üyelikten başkanlığına kadar Çukurova Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü'nin her kademesinde görev aldı. Bu dönem içerisinde dava arkadaşları ile birlikte "Kemalizm"in yerel ve ulusal ölçekte ADK/T'ler nezdinde kurumsallaşması, yaygınlaşması ve bağımsız kalması adına yoğun çaba gösterdi Öğrenimi müddetince okulun Türk Sanat Müziği korosunda aktif çalıştı. 2013 yılında kendisi gibi öğrenci olan arkadaşlarıyla birlikte "Vardiya Bizde Adana"nın kurulmasına öncülük etti. Haftalarca süren Sessiz Çığlık eylemlerinde hukuku savundu. Karşı ve Yurt gazetesinin olmak üzere bir çok internet sitesi ve yerel gazetelerde yazıları yayınlandı. Milli Mücadele döneminde kurulan ve "Kemalizmin İleri Karakolu" unvanıyla onurlandırılan Yeni Adana gazetesinde yazıları yayınlandı. Ayrıca aynı gazetenin Genç Yeni Adana ekinin kurucu editörlüğünü ve başyazarlığını yaptı. 27 sayı yayınlanan Genç Yeni Adana'daki yazarların bir çoğunun yazarlığa adım atmasında ve gelişmesinde öncülük etti. Eski Vatan, yeni Aydınlık yazarı Mustafa Mutlu'nun resmi sosyal medya sayfalarının kurucu editörlüğünü yaptı. Genç Yeni Adana'daki yazar kadrosunun büyük bölümüyle beraber Üçüncü Yol'u kurdu. Bununla beraber Metin Aydoğan, Sinan Meydan ve Banu Avar gibi değerli aydınların ve de yine Üçüncü Yol yazarlarından Erhan Sandıkçı'nın da içinde bulunduğu partilerüstü Milli İrade Birliği platformunun yazar kadrosunda bulunmakta. Milli İrade Birliği'nin "Milli İrade Nedir?" ve Mustafa Mutlu'nun "Dön Kardeşim" kitaplarında yazıları yayınlandı. Yazarlık dışında kitap editörlüğü de yapan yazar tarih, müzik, felsefe, edebiyat, sanat, spor ve sosyoloji alanlarıyla ilgilenmektedir.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.