Cumhuriyet devrimlerinin sosyal ve ekonomik boyutları ile birlikte tarifsiz bir devinim kazandığı yıl(1930) doğdu Turgut Özakman.

Bağımsızlık ateşinin, hür bireyler olarak yaşama inancının, çalışkanlığın, erdemin ve tüm güzel duyguların coşkunluğa ulaştığı yıllarda, ulusun yeni nesli de bu gelişimden nasibini almıştı.

Devrim nesli olarak ifade edebileceğimiz o nesil, bütün mazlum milletlere örnek olan bir kurtuluşu yaratanların çocuklarıydı.

Ve kendilerine ilk elden miras kalan bu olağanüstü özgüven ve sorumluluk, onları ulusun yorulmaz hizmetkârları kıldı.

Turgut Özakman ise bu neslin abideleşmiş örneklerinin başında geliyor.

Türk ulusal bağımsızlık savaşı ve ardından gelen devrimler yüreğinde o denli heyecan yaratmıştı ki bu heyecanın kaynağında sonsuzluğu bulacağına inanarak ömrü boyunca çalıştı.

Bu zengin kaynağa yaptığı yolculukta şehirdeki canlı şahitler ve yazılı kaynaklarla yetinmemiş, henüz 18 yaşındayken, on gün boyunca, Kurtuluş Savaşı’nın geçtiği cepheleri adım adım gezmiş, bozulmamış siperlerde kan ve barut kokusunu duymuştu. Onlarca gazinin kıymetli anılarını derlediği gibi, savaşın tam ortasında kalmış ve tüm seyrini izlemiş yüzlerce köylünün gözlemlerini de toparlamıştı.

Gelişen birikiminde hiçbir çabayı yeterli görmemişti.

Öyle ki ömrünü verdiği bu çalışmalar, gerçekliği, sıcaklığı ve samimiyeti ile tüm toplumda kabul görmüş, toplum tarafından gururla sahiplenilmişti.

Toplum için ürettikleri karşılık bulduğunda 16 yaşındaydı ve ilk oyun denemesi “Masum Katiller” Halkevi’nde oynatılmıştı. O artık Türkiye’nin en genç oyun yazarıydı.

Ürettikleri ile her zaman sanatsal bir etkileyiciliği olan Özakman, Türk aydını tipolojisine de hak ettiği katkıyı sunuyordu.

Halktan şikayet etmek dışında kalan zamanlarının çoğunda entelektüel gevezelik yapan aydın(!)ların karşısındaydı o. Tepki duyduğu çağcıllarının yaptığı gibi basit yazarlıkla TRT’de başı ağrımadan çalışabilirdi. O ise her türlü bürokratik ve siyasi baskıyı göze alarak Anadolu’nun köy okullarını dolaştı, sahne yeteneği olan Türk çocuklarını bulabilmek, onlara umut olabilmek amacıyla. Çabaları sonucunda yüzlercesini keşfetti ve bir o kadarına da sanatsal eğitim imkânı yarattı.

18 yaşında köyleri gezerek tanıdığı Cumhuriyet devrimciliği bunu gerektiriyordu. Özakman, savaştan 26 yıl sonra “Kemal’in askerli geldi” diyerek gözleri dolan köylüyü tanıyor ve aksi bir davranışın onlara ihanet olduğunu biliyordu.

Mücadelesi yaşının ilerleyişi ile yavaşlamamış, aksine boyut kazanmıştı. Araştırma eserleri bir devrin aydınlatılmasında yadsınamaz işlev görürken, Kurtuluş Savaşı’mızı senaryolaştırdığı TV dizisiyle ise tüm usta tiyatrocuları buluşturmuş ve mücadelemizi halkın görsel hafızasında yaşatmıştı.

Ve “Şu Çılgın Türkler”

Türk’ün onu okurken yaşadığı, yaşarken ağladığı, ağlarken ise içinde bulunduğu zamandan koparak o günlere gittiği bir eserdi.

Halk “kurtuluş”unun gerçekliğine ve coşkunluğuna kapılmıştı. Baskı sayısı yanına yaklaşılamayacak ölçüde büyük rekorlar kırmıştı.

Halk o gün mücadeleyi sahiplendiği gibi, 21. yüzyılda da onun mirası saydığı eserini sahiplenmişti.

Devrim neslinin mümtaz şahsiyeti idi Turgut Özakman. Acısı daha dün gibi gelmesine rağmen, beş yıl önce bugün yitirdik onu… Toplumun hafızasından asla silinmeyecek gerçek bir Türk aydınıydı.

Yaptıkları ile kendisini Cumhuriyet devrimcisi sayan herkese çok büyük bir eylem miras bıraktı.

Bilgi kutsalıydı. Şöyle diyordu: “Bir şeyi incelikle anlatamıyoruz. Kabalık yaygınlaştıkça yaygınlaşıyor. Oysa bilginin üslubu nazik, sesi sakindir.” [1]

Nefes gibi muhtaç olduğumuz bilgileri böyle sakince aktardı bizlere.

Bilginin sesi idi, ruhu şad olsun.

Çağatay UNCU 
27.09.2018

Dipçe:
[1] Turgut Özakman ile röportaj, Cumhuriyet gazetesi, 23.12.2008

Önceki İçerik“MAVİ VATAN”IN MİHENK TAŞI: PREVEZE ZAFERİ
Sonraki İçerikBAHRİYE ÜÇOK’UN ARDINDAN
Çağatay Uncu. 1992, Kütahya doğumlu. İlk ve orta öğrenimini İzmir'de tamamladı. 4 yıl boyunca Çukurova Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünde lisans öğrenimi aldı. Mezuniyetine 1 yıl kala okulunu dondurarak, 2015 yılında, Rusya Ulusal Nükleer Araştırmalar Üniversitesi Moskova Fizik Mühendisliği Enstitüsü'nde lisans öğrenimine başladı. Şu an bu öğrenimine devam etmektedir. Adana'da yaşadığı dönem boyunca 3 yıl süresince ÇÜ Atatürkçü Düşünce Kulübü üyeliği ve yöneticiliği yaptı. 2013 yılında kendisi gibi öğrenci olan arkadaşlarıyla birlikte "Vardiya Bizde Adana"nın kurulmasına öncülük etti. Haftalarca süren Sessiz Çığlık eylemlerinde hukuk mücadelesine katıldı. İlgi alanları; bilim felsefesi ve tarihi, popüler bilim, tarih, spor

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.