UTANIYORUM ŞULE…

130

Ankara’da üniversite öğrencisi Şule Çet‘in bir plazanın 20’nci katından düşerek şüpheli bir şekilde hayatını kaybetmesiyle ilgili iki sanıklı davanın ilk duruşması dün Ankara’da yapıldı.

Duruşmayı izlemeye gelen duyarlı vatandaşlar aracılığıyla sanıkların ve sanık avukatlarının savunmaları ortaya çıktı.

İnsanın öfkelendiği anlar vardır. İnsanın utandığı anlar vardır. Bazen insanın utancı öyle büyür ki utançla kaplanan öfke etkisiz kalır.

Utanıyorum.

İnsan olanın aklından geçmeyecek düşünceleri savunma olarak etrafa saçan bu kişiler adına utanıyorum.

Herhangi bir gerekçe ile tecavüzü dahi meşrulaştırabilenlerden utanıyorum. Erkek olduğum için değil, insan olduğum için utanıyorum ve merak ediyorum: Ders niteliğinde kararlar veren hakimler, sadece başka ülkelerde ve eski Türk filmlerinde mi olur?

Sarf edilen cümleleri duyduğumdan beri bir tepki vermek istiyorum. Ama can kırmaya, incitmeye bu kadar yatkın cümleleri can kırmadan, incitmeden, yara deşmeden nasıl tepki verilir kestiremiyorum.

Öğreniyoruz ki sanık avukatları insanlıkla bağdaşmayacak cümleleri kurarken gülümseyebiliyorlar. Özellikle son 10 yılda “cehaletin mahcubiyeti”nin yerini “cehaletin pişkinliği” alıyor. “Yaptık bir cahillik” cümlesinin yerini gizli öznesi “Kim bize dokunabilir” olan “Yaptık, ne var bunda” alıyor.

Bu gibi kişileri gördükçe insanın “Sizin hiç mi..” diye cümleye giresi geliyor ama devamı gelmiyor.
Çünkü bu beton yürekli bu canlılara ne dense, ne yapılsa boş…

Utanıyorum… Şule’nin hayattayken maruz kaldığı ifade ve davranışlar yetmemiş gibi şimdi de Şule’nin cansız bedeni iğrenç ifadelerle mahkeme salonunda sürükleniyor. Hakim bir sonraki duruşmada buna dur der mi, bilinmiyor…

Bu zihniyeti eleştirirken kullandığımız cümleler bile o zihniyetten kalıntılar barındırabiliyor. Her şeyden önce etrafımızı sarmakla kalmayıp inceden düşüncelerimize sızabilen bu zihinsel bataklığı kurutmalı.

Yoksa bizi içine çekmeye çalışan bataklık, böyle giderse hepimizi yutacak.

Utanıyorum, utanıyoruz Şule…

Senin canına, ruhuna, hayallerine kasteden zihniyet, insan kalarak başa çıkılacak gibi değil. Ama sana söz veriyoruz. Bedeli ne olursa olsun, mücadelene sahip çıkacağız insanca, yangın yerinde ve “Yangın yerinde insan kalarak”.


ÇAĞDAŞ BAYRAKTAR
7 ŞUBAT 2019

Önceki İçerikBÜTÜN KARA PARÇALARINDA; CEMAL SÜREYA*
Sonraki İçerikHOCALI SOYKIRIMI’NI ASLA UNUTMAYACAĞIZ!
Çağdaş Bayraktar 1986 yılında doğdu. İlk ve orta öğrenimini Mersin'de tamamladı. 2014 yılında Çukurova Üniversitesi Ziraat Mühendisliği Tarım Ekonomisi bölümünü bitirdi. Aynı bölümde yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Lisans eğitimi süresince 5 yıl boyunca ilk üyelikten başkanlığına kadar Çukurova Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü'nin her kademesinde görev aldı. Bu dönem içerisinde dava arkadaşları ile birlikte "Kemalizm"in yerel ve ulusal ölçekte ADK/T'ler nezdinde kurumsallaşması, yaygınlaşması ve bağımsız kalması adına yoğun çaba gösterdi Öğrenimi müddetince okulun Türk Sanat Müziği korosunda aktif çalıştı. 2013 yılında kendisi gibi öğrenci olan arkadaşlarıyla birlikte "Vardiya Bizde Adana"nın kurulmasına öncülük etti. Haftalarca süren Sessiz Çığlık eylemlerinde hukuku savundu. Karşı ve Yurt gazetesinin olmak üzere bir çok internet sitesi ve yerel gazetelerde yazıları yayınlandı. Milli Mücadele döneminde kurulan ve "Kemalizmin İleri Karakolu" unvanıyla onurlandırılan Yeni Adana gazetesinde yazıları yayınlandı. Ayrıca aynı gazetenin Genç Yeni Adana ekinin kurucu editörlüğünü ve başyazarlığını yaptı. 27 sayı yayınlanan Genç Yeni Adana'daki yazarların bir çoğunun yazarlığa adım atmasında ve gelişmesinde öncülük etti. Eski Vatan, yeni Aydınlık yazarı Mustafa Mutlu'nun resmi sosyal medya sayfalarının kurucu editörlüğünü yaptı. Genç Yeni Adana'daki yazar kadrosunun büyük bölümüyle beraber Üçüncü Yol'u kurdu. Bununla beraber Metin Aydoğan, Sinan Meydan ve Banu Avar gibi değerli aydınların ve de yine Üçüncü Yol yazarlarından Erhan Sandıkçı'nın da içinde bulunduğu partilerüstü Milli İrade Birliği platformunun yazar kadrosunda bulunmakta. Milli İrade Birliği'nin "Milli İrade Nedir?" ve Mustafa Mutlu'nun "Dön Kardeşim" kitaplarında yazıları yayınlandı. Yazarlık dışında kitap editörlüğü de yapan yazar tarih, müzik, felsefe, edebiyat, sanat, spor ve sosyoloji alanlarıyla ilgilenmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.