HOCALI SOYKIRIMI’NI ASLA UNUTMAYACAĞIZ!

87

25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlayan o karanlık gece

Hava belki de o gece olacakları bildiğinden buz kesmiş…

Kıbrıs’tan sonra bir kez daha Türklere karşı yakın tarihin en vicdansız katliamı gerçekleştiriliyor. Bu kez “savaş etiği”, “ahlak”, “insani değerler”den hiçbir şekilde nasibini almamış, büyük devletlerin “paralı askerliğini” yapmış Ermeni ordusu tarafından.

Bundan tam 27 yıl önce bugün…

Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ Bölgesi’ne bağlı Hocalı kasabasında Ermeniler tarafından 106’sı kadın, 83’ü çocuk ve 70’i yaşlı 613 Azerbaycan Türkü, Ermeniler tarafından vahşice öldürüldü. Yüzlerce kişi sakat kaldı ve binlerce kişi esir alındı. Esir alınan 150 kişinin ise yaşayıp yaşamadığı hâlâ belli değil.

En karanlık gece…

Bebekler anne karınlarından çıkarılıp evlerin tahta direklerine çivilenmiş, çocuklar katledilmiş, kadınlar tecavüze uğramış, uzuvları kesilmiş.

Ve bütün bu kıyımın sebebi sadece Türk oluşları.

Osmanlı’nın son zamanlarına kadar uzanan bir nefret ve kin hâlâ devam ediyor. Bu nefreti taşıyanlardan Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan, Hocalı’daki katliamdan sorumlu birliklerin liderlerinden biri, bazı kaynaklara göre katliam emirlerinin sahibi. Bu insanlık suçundan en ufak bir utanma belirtisi göstermiyor ve İngiliz araştırmacı Thomas de Wall’un yaptığı bir röportajda şu cümleleri kullanıyor:

“Azerbaycanlılar Ermenilerin sivil halka karşı katliam yapmayacağını düşünmekteydiler. Biz bunu Azerbaycanlılara şaka yapmadığımızı göstermek amacıyla ibret olsun diye yaptık.”

Rus Binbaşı Leonid Kravets, katliamla ilgili şu cümleleri kuruyor:

“Ben şahsen tepede 100 civarında ceset gördüm.Bir erkek çocuğun kafası yok idi.Her tarafta acımasızca öldürülmüş kadın, çocuk ve ihtiyar vardı.”

Ermeni gazeteci Daud Kheyriyan, For the Sake of Cross (Haçın Hatırı İçin) isimli kitabında da şu satırları aktarmaktadır:

“Ölülerin yakılmasıyla görevli Ermeni grup, Hocalı’nın 1 kilometre batısında bir yere 2 Mart günü 100 Azeri ölüsünü getirip yığdı. Son kamyonda 10 yaşında bir kız çocuğu gördüm. Başından ve elinden yaralıydı. yüzü morarmıştı. Soğuğa, açlığa ve yaralarına rağmen hâlâ yaşıyordu. Çok az nefes alabiliyordu. Gözlerini ölüm korkusu sarmıştı. O sırada Tigranyan isimli bir asker onu tuttuğu gibi öteki cesetlerin üstüne fırlattı. Sonra tüm cesetleri yaktılar. Bana sanki yanmakta olan ölü bedenler arasından bir çığlık işittim gibi geldi. Yapabileceğim bir şey yoktu. Ben Şuşa’ya döndüm. Onlar Haç’ın hatırı için savaşa devam ettiler.”

Sözde “uygarlığın beşiği” olan Batı’nın İnsan Hakları İzleme Örgütü, yaşanan olayı Dağlık Karabağ’ın işgalinin ardından yaşanan en kapsamlı sivil katliam olarak nitelendirmiştir ama BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 2,3,5,9 ve 17. maddelerinin ihlal edildiği Hocalı Katliamı’ndan ötürü hiç kimseyi yargılamamıştır.

1915’teki sözde Ermeni soykırımını her defasında, sinsice Türkiye’ye karşı bir siyasi tehdit olarak kullanan Avrupa, 1992 yılında asıl soykırıma uğrayan Azerbaycan Türklerine karşı sırtını dönmüştür. Hatta Amerika’yı efendi kabul edip her istediğini Türkiye’de uygulamaya büyük gayret gösteren Turgut Özal, bu kıyıma, “Azerbaycanlılar, Anadolu’daki Türk halklarından daha çok İran’daki Azerilere yakındır. Onlar Şii, biz Sünniyiz” diyerek yaklaşmıştır.

Türk’e karşı alerjisi olan, Türk kimliğini, bulunduğu her platformda aşağılayan “sözde solcu ve hümanistler” ise zaten sus pus. Ve bu kanlı katliamdan fiziken kurtulabilenler hâlâ kalplerinde bu soykırımın acısını yaşıyor, kan ağlıyor. Acıları yok sayıldığı gibi evlatlarının, eşlerinin, ana ve babalarının katilleri hâlâ cezalandırılmıyor. Ama bizler, bütün dünyanın sessiz kaldığı bu katliamı ve de soykırımı asla unutmayacağız ve unutturmayacağız!

ÜÇÜNCÜ YOL

**Serj Sarkisyan röportajının tamamı için: http://carnegieendowment.org/2012/02/24/president-interview-and-tragic-anniversary/9vpa

*İzvestiya (Moskova) 13 Mart 1992

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.