Üçüncü Yol

Org. Eşref Bitlis’in ardından…


Körfez Savaşı’nı takip eden süreçte Çekiç Güç vasıtası ile kukla Kürt devletinin ilk adımları atılmış, ortalama bir eşkıya sürüsü iken, ağır silahlara sahip tam teçhizatlı lejyoner(peşmerge) birlikleri ortaya çıkmıştı.

Irak devleti aç gözlülüğünün kurbanı olarak kafeslenmiş, ABD’nin bölge planlarının zorunlu bir piyonu olmuştu. Plana göre Bağdat hükümeti nüfuzunu ciddi ölçüde yitirecek, Irak petrolü ise gönüllü petrol bekçisi olacak olan peşmerge vasıtası ile kayıtsız şartsız sömürülecekti.

Özellikle 1990-1993 arasında bu planın oyuncusu olmaya gönüllü olmayan güçler Irak’ta olduğu gibi, Türkiye’de de vardı.  Güneyinde kukla bir terör devletinin kurulmasını asla kabul etmeyecek olan TSK, etkili isimleri üzerinden doğru bir psikolojik harp yürütmüş, ABD’nin bölge planları üzerinde tehdit oluşturmaya başlamıştı. 

Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis bu dönem öne çıkmış, Irak’ın yetkili isimleri ile ülkelerinin toprak bütünlüğüne dair sonuç almaya yönelik görüşmeler yapmış, sıcak kişiliği ile önemli aşamalar kaydetmişti. Dönemin ciddiye alınacak haber kaynakları tarandığında, bu girişimlerin karşılık bulduğunu ve bunun üzerine ABD’nin kimi ajanları vasıtası ile Türk devletini ve etkin isimlerini ne şekilde tehdit ettiğini görürüz.

Bu tehditleri kapsayacak şekilde baktığımızda, insanlık tarihi açısından utanç verici bir dönemi kapsıyor 90-93 arası. Emperyalist zorbalığın haklı olan duruşumuzu ya da haklı kalanlarımızı ne şekilde hedef aldığını görüyoruz. Muavenet Zırhlımızın vurulması; PKK’nın teknik, nicelik ve moral gücünün geometrik olarak arttırılması, tabiri caizse azdırılması; “Kara 93″ün devreye girmesiyle Uğur Mumcu ve Eşref Bitlis suikastlerinin işlenmesi, 33 silahsız askerimizin şehit edilmesi; Başbağlar ve Sivas katliamları…

İşte bize bu cehennemi yaşatanların en büyük isteği idi, Eşref Bitlis’in susması ve dolayısı ile durması. Ancak o şehit olduğunda amaçlarına erişeceklerdi. Şehit ettiler. O kadar güçlülerdi ki, Genelkurmay Başkanına bu kaybın buzlanmadan kaynaklı olduğu açıklaması yaptırdılar, üstelik daha hiçbir teknik inceleme yapılmadan. Yine “kahpe içeride”, yine “kapı kilit tutmuyor”du.

Dönemin Jandarma Asayiş Komutanı Org. Necati Özgen’in, 2002 yılında basına yaptığı “1992 yılında Irak’ın kuzeyinde bir operasyon sırasında Org. Bitlis’in içinde bulunduğu Sikorsky helikopteri, ABD jetlerinin tacizine uğradı. İçinde ben de vardım. Neredeyse yere çakılacaktık” açıklaması, o günlerde bizim haberimiz olmayan ama açıkça yaklaşan tehdidi gözler önüne seriyordu.

Önlem alınmadı, CIA ajanları Orgeneral Eşref Bitlis’i taşıyacak uçağın yakıt sistemine müdahale edebilecek ölçüde içeridelerdi. Hatta kaza sonrası enkazı süpürecek kadar etkili ve sonradan bunun üstünü örtecek kadar yetkili…

Eşref Bitlis o gün, Diyarbakır’a gitmek için havalanmıştı Ankara Güvercinlik Askeri Havaalanı’ndan. Heyeti taşıyan uçak havalandıktan beş dakika sonra yer çakıldı. Saat 12.25’ti. Org. Eşref Bitlis ile birlikte Albay Fahir Işık, Binbaşı Yaşar Erian, Yüzbaşı Tuğrul Sezginler ve Astsubay Emin Önen şehit oldu. Buzlanma nedeniyle düştüğü söylendi uçağın, teknik özelliklerinde eksi altmış dereceye dayanabileceği yazarken, Ankara’da(!).

Buzlanan uçak motoru ya da yakıtı değil, yetkililerin vatanseverlik hisleriydi. Donmuştu onlar, canlı değillerdi artık. Düşman ise canlı, güçlü ve hedefinde kararlıydı. ABD planı bölgede işlerlik kazandı, ancak güvenliğimiz ve barış adına mücadeleler devam ediyor. Nice Eşref Bitlisler tutuklandı ondan sonraki senelerde, kumpas davalar kapsamında, nicelerinin ömrü son buldu bu kavgada.

Hala devam ediyor kavga, devam edecek, mücadelesini miras bırakanların kutsal hatırasında.

17 Şubat 1993’te, ifade ettiğimiz alçak suikast ile şehit olan Org. Eşref Bitlis ve silah arkadaşlarının aziz ruhları şad olsun. Yaptıkları hiçbir fedakarlığın boşa gitmediğini bilerek uyusunlar.

Üçüncü Yol
17.02.2020

Yorum ekle

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Takip Et

Bizimle iletişim kurun. İnsanlarla tanışmayı ve yeni arkadaşlar edinmeyi çok seviyoruz.