Üçüncü Yol

MİLLÎ ŞEHİT KEMAL BEY

Türk milleti için hem zifiri karanlığın, hem de en canlı şafağın yılı olan 1919’da şehit ettiler Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’i.

Her yılın 10 Nisan’ı aynı duygu ve özlem ile yad ediyoruz onu; aynı öfke ile hatırlıyoruz ona kıyanları.

2020 yılına geldik, “Türklerin büyük Şehidi Kemal Bey”e katledilişinden 101 yıl sonra tekrar tekrar minnet ve kararlılık ile selam duruyoruz.   

Türk milleti için hem zifiri karanlığın, hem de en canlı şafağın yılı olan 1919’da şehit ettiler Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’i.

Birinci Dünya Savaşı yıllarında Boğazlıyan(Yozgat ilinin ilçesi) Kaymakamı’ydı. Çocukları yedi cephede savaşan milletin canı, ırzı, iki parça ekmeği ona emanetti. Bunun bilinci ve eşsiz bir dikkat ile görevine eğildi. Görev yaptığı bölge, Ermeni nüfus üzerinden etnik kışkırtmanın zirve yaptığı çok tehlikeli bir fay hattıydı. Süreç herkesin bildiği gibi kanlı bir şekilde tırmanmış, Türk milleti içeriden açılan cephe ile kahpece kuşatılmış, sivil canlarını toplu katliamlar ile yitirir olmuştu.

Sadrazam Talat Paşa yönetimindeki Osmanlı hükümeti, ülkenin bir anda paramparça olma ve Türklerin soykırıma uğrama tehlikesi nedeniyle Ermeni nüfusunun önemli bir kısmını zorunlu cephe gerisine sevk etmişti. Bu karar sahadaki uygulayıcıları eliyle gerçekleştirilmiş ve cepheden dönen Türk askeri tek zenginliği olan ailelerine kavuşabilmişti.

Osmanlı hükümeti bu ağır ama zorunlu karar ile ulus çekirdeğini hayatta tutmuş, milli dönüşümü sağlayacak ruhu korumuştu. Bu nedenledir ki, kaybedilen dünya savaşı sonunda en ağır hükümler ve saldırılar bu kararı alan ve hakkıyla uygulayanlara yönelmişti. İşte, Kaymakam Kemal Bey tarih sahnesinin asla unutulmayacak katmanına bu nedenler ile ulaşmıştı.

Kendisi sadece ahlaklı bir uygulayıcı idi. Yasalara bağlı, halkını canı pahasına koruyan bir mülki amirdi. Onları soyan, savaşı fırsat bilip halkın malını çetelerle bölüşen bir alçak değildi. Bölge halkının gözünde sembolleştiği gibi, İngiliz işgalcilerin gözünde de sivrileşti. Halkın bitmek üzere olduğunu düşündükleri ulusal direncini, temiz duygular ile bağlı oldukları amirlerini yok ederek sıfıra indirmek istediler. Bu sebeple Kaymakam Kemal Bey özenle seçildi. Aşağılık bir politik baskı amacının kurbanı olacaktı, cenazesindekilerin tabiri ile “Milletin masum kurbanı”…  

İşgalcilerin ve işbirlikçi saray eşrafının amacı halk tarafından sevilen İttihatçılara en kötü sonu hazırlamaktı. Herkes İngilizlere düşman olmanın sonucunu öğrenmeliydi onlara göre. Uyguladılar. İdama götürdüler onu. Ermeni lobisinin yoğun isteği ve İngiliz işgal güçlerinin emri ile oluşturulan Nemrud Mustafa Paşa divanı verir hukuk adına bu aşağılık kararı. Ve İngiliz Muhipleri Cemiyeti üyesi olan Padişah Vahdettin ile Sadrazam Damat Ferit Paşa onaylar mahkemenin hükmünü. Ancak, amaç ölümlerle halkın direnişini kırmak olduğu için, her ne kadar ters tepse de, bu haksız politikanın yolu tutulmuştur. 

İfade ettiğimiz gibi amaçlarına ulaşamadılar, yalnızca masum bir canı sevdiklerinden ayırabildiler. Ne millet sindi bu olay sonunda, ne de milletin vicdanı soğudu. İşgalciler ve alçak saray eşrafı umduklarının tam tersi ile karşılaştılar. Halkın resmi işgal ile canından bezmiş hali tahammül edilemez bir noktaya gelmişti. Halk hüngür hüngür ağlar halde şehidini bağrına basmış, tabutunu bayrağa sarmış, kimi yerlerde bayrakları yarıya indirmişti. Ve çelenk taşımışlardı tabutunun önünden “Türklerin büyük şehidi Kemal Bey” yazan.  Milletin en ücra hücrelerinde dahi sarsıntı yaratan bir isyana vesile olmuştu bu idam. Vicdanlarda mahkum olan İstanbul’un bu kararıydı.

Zaten tarihin bu olaydan sonraki ilerleyişi işgalin her kararını reddeden bir anlayışa dönüşür. Saray ve onun kapıkulları dışında yardakçı kalmamıştır. 1919 yılının, İzmir’in işgali olayı ile birlikte en büyük milli mücadele kıvılcımıdır Kaymakam Kemal Bey’in şehit edilişi.

Son sözleri
şöyle idi:

“Sevgili vatandaşlarım, Ben bir Türk memuruyum. Aldığım emri yerine getirdim. Vazifemi yaptığıma vicdanım emindir. Sizlere yemin ederim ki, ben masumum. Son sözüm bugün de budur, yarın da budur. Ecnebi devletlere yaranmak için beni asıyorlar. Eğer adalet buna diyorlarsa, kahrolsun adalet.

Sevgili kardeşlerim, çocuklarımı asil Türk Milletine emanet ediyorum. Bu kahraman millet, elbette onlara bakacaktır. Allah, vatan ve milletimize zeval vermesin. Âmin. Borcum var, servetim yok. Üç çocuğumu, millet uğruna yetim bırakıyorum. Yaşasın Millet!”

Türk’ün asil devleti Cumhuriyet, Şehit Kemal Bey’in emanetine sahip çıktı. Ailesine maddi, manevi her türlü hakkı iade edildi. Sonsuzluğa göçen şehit, cumhuriyetin hafızasında en önemli kıvılcımlardan biri olarak varlığını korudu.

Ve tabii ki ulusun kalbi ve hatırasında da yüce yeri korunmaya devam ediyor.

Milli şehidimiz Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’in aziz ruhu şad olsun.

ÜÇÜNCÜ YOL
10.04.2020



Yorum ekle

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Takip Et

Bizimle iletişim kurun. İnsanlarla tanışmayı ve yeni arkadaşlar edinmeyi çok seviyoruz.