Üçüncü Yol

MUSTAFA KEMAL’İN ASKERİNE SAYGI YAZISI: JANDARMA YÜZBAŞI FERHAT ÇİFTÇİ – ÇAĞDAŞ BAYRAKTAR

Her durumda ordu, düşmanlarımızın birinci saldırı hedefi oldu. Orduyu yok etmek için mutlaka subayları mahvetmek, aşağılamak lazımdır. (…)
Düşmanlarımız herkesten önce subayları öldürür, onları aşağılar ve hor görürler.”

Mustafa Kemal Atatürk
31.07.1920
(Afyon’da Subaylara yaptığı konuşmadan)


Kanıksadık artık şehit haberlerini. Öyle ya, sosyal medyada gezinirken “şehit” haberi gördüğünde bir an duraksanıyor, lakin şehit haberinde yazan “sayı” büyük(!) ya da çatışmanın, saldırının olduğu yer okuyana çok yakın gelmiyorsa “tıklanmıyor” bile haberin detayını veren bağlantı…

Oysa her şehit, en az bir eve düşen ateştir… Çoğu zaman en az 2.. Üç, dört…

Günün yoğunluğu içinde şehit haberini görünce açtım ama hemen bakamadım, detayları ilk fırsatta sakin kafayla incelerim diye. O sırada Ergenekon kumpasında hedef olup 17 ay tutsak kalan, eski Türk subayı, yeni Avukat Cihan Arık kardeşim yazdı:

“Bizim bir devre Kağızman’da şehit olmuş… Adaletin batsın dünya… Melek gibi çocuktu lan harbiden… Cenazeye bile gidilemiyor, sadece birinci derece akrabalar… Nasıl bir zamana denk geldik?”

Haberi çok inceleyememiş ama şehidin yüzünü ayrı bir sıcak bulmuştum. Öyle olur, her şehit sizin için aynı acıdır ama insan bazen bazısıyla arasında daha farklı bir bağ kurar, başka bir yakınlık hisseder. En azından bende böyle…

İşte öyle bir hisle yine koşturmacama dönerken bu kez başka bir yerde daha yakından bir fotoğrafı görünce iyice ürperdim. Altında yazan not daha da ateşledi merakımı:

“Kars Kağızman Çemçe bölgesinde bugün, hainlerle girilen çatışmada şehit düşen komutanımız, Jandarma Yüzbaşı Ferhat Çiftçi. Mekanın cennet olsun komutanım.”

Çok tanıdıktı yüzündeki tebessüm. Bir dakika dedim, yoksa…

“İLHAN SELÇUK’UN CUMHURİYET’İNE ÇOK YAKIŞTINIZ”

Şehidimizin adını yazdığımda sosyal medya hesabından takipleştiğimizi fark ettim. Mesaj kutusunu tıkladığımda yazışmalar açıldı… Anımsadım… Yazılarımı takip ettiğini, benim aracılığımla Kara Pilot Yüzbaşı Murat Eren’in durumundan haberdar olduğunu, sonra bir baraj şantiyesinde Murat Eren’e benzerliğinden fark ettiği kardeşiyle sohbet edip, hem Murat Eren’den hem de benden bahsettiğini anlatmıştı.

Ve şöyle devam etmişti Şehit Komutan Ferhat Çiftçi:

“Gözlerinden okuduğum kadarıyla abisini tanımam ve övgüyle söz etmem onu çok onurlandırdı. Bu durum sizin sayenizde oldu. Bu kadar emek vermeseydiniz, çaba göstermeseydiniz, nereden bilebilirdik?

Gerçek vatanseverlerin yanında olduğunuz için sizi kutluyorum ve başarılarınızın devamını diliyorum.

İlhan Selçuk’un Cumhuriyet’ine çok yakıştınız. Bu mesajın aramızda kalmasını rica ediyorum. Ben Kars’ta görev yapan bir Yüzbaşıyım. Bu tarafa yolunuz düşerse elimden gelen ne varsa yaparım.

İyi akşamlar. ”

MUSTAFA KEMAL’İN ASKERİ VE ARDINDA KALAN 1 YAŞINDA “METE”…

Beni ağırlamak istediği Kars’ın Kağızman’ında şehit oldu komutan. Önce narko-terör örgütü PKK’lı teröristlerin tuzakladığı EYP patladı, sonra çatışma başladı. Boynundan vuruldu, bir süre muharebeye devam edip birliğini çatışmada yönetmeye devam etti. Bir süre sonra gelen helikoptere bile ayakta bindi. Fakat –muhtemelen kurşunun damara gelmesinden ötürü- aşırı kan kaybından kaldırıldığı hastanede kurtarılamadı, şehit oldu Yüzbaşı Ferhat Çiftçi…

Kişisel sosyal medya hesabını inceledim tekrardan. Son attığı gönderi, eşi ve çocuğu ile olan fotoğrafı… Altına düştüğü not, “Mete’nin bir yaş çekimi :)”…

Örneğin bir yakını yazmış, “Canım Mete’nin nice güzel yılları olsun.” Yılları ne kadar güzel olsa da eksik olacak, Mete’nin. Çünkü babası koparıldı onun hayatından, henüz daha bir yaşındayken.

Mesela başka bir yakını “Evladımızın şansı açık olsun, Analı babalı nice güzel yaşlar olsun” yazmış ki şu an bunu aktarırken tuşlara basan parmaklar bile sızladı, yutkunamadı.

Devresi ve dostum olan Cihan’ı aradım, açar açmaz sordum:

Cio, kardeş senin şehit olan devrenin adı neydi?
Ferhat Çiftçi…
Deme be kardeş…

Sonra anlatmaya başladı, benimle aynı yaşta şehit olan Ferhat’ı…

“Kimin nerede duracağını gözlemlemek için, hapisten çıktığımda kimseyi aramamıştım. İlk arayanlardan birisi Ferhat’tı. Lisede borç para aldığım… Hangi devresine Ferhat’ı sorsan, aynı yanıtı alırsın: Cumhuriyet değerlerine sonuna kadar bağlı, Kemalist, hiçbir menfaat gözetmeden herkesin yardımına koşan, özü sözü bir, mert ve iyi Beşiktaşlı… Tam bir Mustafa Kemal’in subayıydı.”

Olayın halen şokunda olduğundan şöyle devam ediyor, belki de bu ölümü kabullenemediğinden, “Tanırsan o kadar seversin ki…” Tanırsam… “Neyse, ben yazıya döneyim artık, sen şu keçiboynuzu pekmezi meselesi ile ilgili haber verirsin bana” deyip konuyu değiştirerek kapatmaya çalışıyorum telefonu ki, bu “parça tesirli cümle”nin bende yarattığı etki konuşmaya saçılmasın…

Onun da zaten düşük gardı, canından can gitmiş, muhtemelen anlıyor ve ekliyor, “Tamamdır… Limon meselesini de dediğim yerden soruştur…” Konuyla alakasız cümlelerle konuya dair konuşup anlaşıyor gibiyiz. Tam, “çok kötü hissediyorum kendimi olum” diye son bir giriş yapacak oluyor tutuyorum nefesimi, onun da titriyor sesi devamını getiremiyor, son bir nefesle “yazıya döndüm ben kardeşim” deyip kapatıyorum… Çünkü o an bunu ikimizden birisinin yapması gerekli… Şu an bunları yazarken bile ateşler basıyor alev alev… Göğsündeki sıkışmanın psikolojik olduğunu kestirmek zor değil.

BAZI ACILAR DİRİ KALMALI

Düzenli orduya Mete Han ile geçen iki bin yıllık Türk ordusunun neferi Ferhat Çiftçi düşerken vatan toprağına, ardında bir Mete bırakıyor, hem de sadece bir yaşında. Ne acı, ürpertici bir döngü…

Ve her şehit haberi; bir askerin -ne sebeple olursa olsun- istifa edip mevziyi terk etmesini ya da karargahından karga tulumba alınmasını, alındığında hiçbir şey yokmuş gibi hayatına “devam edebilmesini” kabul edilemez kılıyor.

Öyle ya, -tanımasam da eminim-, örneğin Ferhat Komutanın tüm devreleri ona haklarını helal ediyor. Herkes “Allah razı olsun” diyor ve adım gibi eminim:
Kimse Ferhat Komutana bela okumuyor. Vebal, arkasından bela okunanların boynunda.

ASKERİNİN VEDA NOTU

Vatani görevi sırasında komutanlığını yaptığı bir asker, onunla olan fotoğrafını paylaşmış ve altına not düşmüş:

“Bu fotoğrafları sen çekmiştin komutanım. Telefonumu yakalamıştın, hiçbir şey demedin, hatta sivilde hava atarsın demiştin, “komutana telefon yakalattım, fotoğraf çekti” diye…
Sen bize hep yol gösterdin. Bir abi, bir baba gibi yaklaştın bize, bu gidişin hiç olmadı. Mekanın cennet olsun komutanım. Biz hakkımızı helal ettik, sen de helal et komutanım…”

Bu can yakan bilgileri yazmak kolay değil ama yazılmalı. Hem bilinsin Ferhat Çiftçi hem de unutulmasın diye. Kin tutmak için değil, unutmamak, affetmemek, barışmamak için, bu ülkenin bölünmez bütünlüğüne, vatan evlatlarının canına kastedenlerle ve onları sevimli göstermeye çalışanlarla.

Hain bir teröristin mermisi, melek gibi bir insanın, Ferhat’ın boğazını bulup da hayatla bağını koparırken güzellenemesin diye terör, uzantıları ile müzakere masalarına oturulamasın diye.

Bazı acılar unutulmamalı ki, ders alınmalı ki aynı acılar tekrarlanmasın. Ancak böyle mümkün, ateş düşmemesinin, başka evlere…

BİZDEN SELAM SÖYLE MUSTAFA KEMAL’E…

Sırf vatan sevgisinden, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlılığından dolayı hiç tanımadığı beni kardeşi bilmişti asil Türk subayı… Araştırıp bulmuştu haberlerimden beni, onurlandırmıştı güzel sözleriyle…

Bizden selam söyle Mustafa Kemal’e güzel yürekli kardeşim…

Sana söz; görevdir, bayrağı devralan silah arkadaşlarının, gerçek Mustafa Kemal askerlerinin hakkını savunmak, sesi olmak ve senin gibi kahramanların aziz hatıralarını unutturmamak…

Şimdi bu, bir saygı atışıdır, şehidimizin ardından…

Şimdi dilimizde bir ağıt, haberi aldığımızdan beri kulağımda oluşan uğultuya eşlik edercesine…

“Sana sıkılan kurşun ciğerime saplanır,
bilmem bu acı nasıl yüreğimde saklanır”

Şehit Jandarma Yüzbaşı Ferhat Çiftçi, vatan sana minnettardır.

ÇAĞDAŞ BAYRAKTAR
19 MAYIS 2020

Çağdaş Bayraktar

Çağdaş Bayraktar 1986 yılında doğdu. İlk ve orta öğrenimini Mersin'de tamamladı. 2014 yılında Çukurova Üniversitesi Ziraat Mühendisliği Tarım Ekonomisi bölümünü bitirdi. Aynı bölümde yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Lisans eğitimi süresince 5 yıl boyunca ilk üyelikten başkanlığına kadar Çukurova Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü'nin her kademesinde görev aldı.

Bu dönem içerisinde dava arkadaşları ile birlikte "Kemalizm"in yerel ve ulusal ölçekte ADK/T'ler nezdinde kurumsallaşması, yaygınlaşması ve bağımsız kalması adına yoğun çaba gösterdi
Öğrenimi müddetince okulun Türk Sanat Müziği korosunda aktif çalıştı.

2013 yılında kendisi gibi öğrenci olan arkadaşlarıyla birlikte "Vardiya Bizde Adana"nın kurulmasına öncülük etti. Haftalarca süren Sessiz Çığlık eylemlerinde hukuku savundu.

Karşı ve Yurt gazetesinin olmak üzere bir çok internet sitesi ve yerel gazetelerde yazıları yayınlandı.

Milli Mücadele döneminde kurulan ve "Kemalizmin İleri Karakolu" unvanıyla onurlandırılan Yeni Adana gazetesinde yazıları yayınlandı. Ayrıca aynı gazetenin Genç Yeni Adana ekinin kurucu editörlüğünü ve başyazarlığını yaptı. 27 sayı yayınlanan Genç Yeni Adana'daki yazarların bir çoğunun yazarlığa adım atmasında ve gelişmesinde öncülük etti.

Eski Vatan, yeni Aydınlık yazarı Mustafa Mutlu'nun resmi sosyal medya sayfalarının kurucu editörlüğünü yaptı.

Genç Yeni Adana'daki yazar kadrosunun büyük bölümüyle beraber Üçüncü Yol'u kurdu.

Bununla beraber Metin Aydoğan, Sinan Meydan ve Banu Avar gibi değerli aydınların ve de yine Üçüncü Yol yazarlarından Erhan Sandıkçı'nın da içinde bulunduğu partilerüstü Milli İrade Birliği platformunun yazar kadrosunda bulunmakta.

Milli İrade Birliği'nin "Milli İrade Nedir?" ve Mustafa Mutlu'nun "Dön Kardeşim" kitaplarında yazıları yayınlandı.

Yazarlık dışında kitap editörlüğü de yapan yazar tarih, müzik, felsefe, edebiyat, sanat, spor ve sosyoloji alanlarıyla ilgilenmektedir.

yorumlar

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

  • Sizler, Türk tarihinin bu kara günlerinde tıpkı Kurtuluş Savaşı sonrasında isimleri Türk tarihinde parıldayan isimler gibi olacaksınız.

  • Yazılarınızı zaman zaman severek okurum, ama bugünkü çok içimi yaktı .

  • Sayın meslekdaşıma yürüdüğü yolda başarılar diliyorum. Mekanı cennet kardeşimizin şehadet haberini okurken gördüm hayat hikayenizi, takipçi olcağım.

Takip Et

Bizimle iletişim kurun. İnsanlarla tanışmayı ve yeni arkadaşlar edinmeyi çok seviyoruz.