Üçüncü Yol

BİNGÖL 33 ER KATLİAMI – 1993’te Başka Neler Olmuştu?

Tarih 24 Mayıs 1993, Malatya İl Jandarma Komutanlığından öğlen 12 gibi kalkan iki minibüste daha 20’li yaşlarda 49 vatan evladı vardı. Görev yerlerine dağıtım için yola çıkarıldılar. Silahsızlardı ve üzerlerinde sivil giysiler vardı. Bazen kendi aralarında şakalaşarak, bazen de uzaklara dalıp yoğun bir hasret içinde geleceklerini hayal ederek yolculuklarına devam ediyorlardı.

Nereden bilsinler, yalnızca iki-üç saat sonra aslında hayat yolculuklarının insanlık dışı bir saldırı ile son bulacağını…

33 Mehmetçiğimizi şehit verdiğimiz o kara gün, bugün…

***

33 Mehmetçiğin şehit düştüğü, gazi olanların ise büyük travmalar ile yaşamına devam ettiği bu olay hakkında anlatılanlara, kimin yüreği dayanabilir bilinmez… Okurken veyahut dinlerken dahi kalbiniz sıkışıyor.

Katliamdan sağ kurtulan askerlerimizin anlattıkları ve yazılan raporlara göre, bugün hâlâ bazı noktaları açığa çıkmamış bu olayın “uzun süre” planlanmış olduğu, birçok farklı hedefe yönelik yapılan “psikolojik bir saldırı olduğu” ortaya çıkıyor.

Olayın nasıl geçekleştiğini hatırlayalım…

***

Malatya, o zamanlar acemi eğitimlerini bitiren askerlerin Doğu ve Güneydoğu’daki birliklerine, teskeresini alan veya izne giden askerlerin ise batı illerine gitmeleri için bir toplanma merkeziydi.

Terörün yoğunluğu nedeniyle askerler tek başına gönderilmiyor, toplu olarak yola çıkarılıyordu.

24 Mayıs 1993 tarihinde, Malatya’da toplanmış olan toplam 582 jandarma eri, minibüs ve otobüslerle gönderilecekti.

O gün sabah saat 4.30’dan, öğlen saat 13.00’e kadar, 16 ayrı otobüs ve minibüsle askerler yola çıkarıldı.

Malatya’dan Elazığ ve Bingöl istikametine doğru gitmek üzere saat 12.00’de yola çıkan minibüste 21 er, 13.00’te yola çıkan minibüste ise 28 er vardı.

Bu asker sevkiyatlarında askerler sivil kıyafetliydi ve araçlarda silahlı askerler bulunmuyordu.

Normalde silahsız ve sivil askerlere, koruma amacıyla askeri araçların refakat etmesi gerekiyordu ancak bu askeri konvoy yöntemi o gün uygulanmadı.

O gün, Elazığ-Bingöl karayolunun 17. kilometresinde Çevrimpınar mevkiinde saat 18.15 gibi PKK terör örgütü yol kesmeye başladı. İki kamyonla yolu kapatarak Elazığ-Bingöl arasında gidiş geliş yapan araçları durduran teröristler, kimlik kontrolü yapıyor, araçlardaki askerlerle polisleri tespit edip araçtan aşağıya indiriyordu.[1]

Saat 18.30 gibi Malatya’dan gelen toplam 49 askeri taşıyan iki minibüs de durduruldu. Sevk belgeleri ve künyeleri olan askerler araçlardan aşağıya indirildi.

Sivil bir otobüste yolcuların bir kısmı araçtan aşağıya inmeyi kabul etmeyince otobüsü silahla taradılar ve birçok yurttaşı yaraladılar. Yaklaşık elli altmış kadar aracı bu şekilde durduran bazılarını yakan PKK’lı teröristler, saat 20.30 gibi tespit ettikleri bütün askerleri ve alıkoydukları sivilleri alıp tepeye doğru çıktı.

Güvenlik güçleri, olay yerine ancak saat 21.00 ulaştı, otobüste taranan sivil yaralılara ancak müdahale edebildi.

PKK’lı teröristler, gece üçe kadar yürüttükleri asker ve sivilleri, gruplar halinde kurşuna dizdi.

Bu hain saldırıda, 33 asker ve 6 sivil şehit olurken, 19 asker ve sivil de yaralı olarak kurtuldu.

33 Er Katliamı’nda şehit düşen askerlerimizin acısını yüreğimizde hissederken, bu olayın arkasında kalan karanlık noktaları görmek adına 1993 yılında başka neler olduğuna iyi bakmamız gerekir.

***

Peki, 1993 yılında başka neler oldu?

. 24 Ocak 1993’te, Uğur MUMCU arabasına konan bir bombalı suikastle katledildi.

. 17 Şubat 1993’te, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref BİTLİS uçak kazası süsü verilerek şehit edildi.

. 2 Temmuz 1993’te, Sivas Madımak Oteli’nde bulunan 33 aydın, sanatçı ve 2 otel çalışanın yakılarak katledildi.

. 5 Temmuz 1993’te, Erzincan Başbağlar Katliamı’nda 33 yurttaşımız terör örgütü PKK tarafından kurşuna dizilerek öldürüldü.

. 1993 yılının tamamında, terör örgütü PKK tarafından yapılan saldırılarda ve operasyonlarda toplam 1145 askerimiz şehit edildi.

***

1993 yılının geneline bakıldığında, emperyalizmin terör örgütlerini tetikçi, siyasetin içine yerleştirdiği makamı ve gücü elinde tutmak için her türlü hainliği yapacak kişileri de ülke siyasetini yönlendirmek için kullanıldığı açıkça ortadadır.

Sonuç olarak bu sistemli saldırılarla, Türkiye Cumhuriyeti’ni her manada parçalayıp, güçsüz bırakmayı ve yok etmeyi amaçladıkları ortadır.

Vatansever aydınlarımız ve askerlerimiz; bu sistemli saldırıların ve siyasi çıkmazların nedenini, etnik köken üzerinden Türkiye’ye saldıran PKK’nın sadece bir tetikçi olduğunu, asıl mücadelenin onu var eden ve destekleyen Batı emperyalizmiyle edilmesi gerektiğini ortaya koyup korkusuzca savaştılar.

1993 yılında, başta Uğur Mumcu ve Orgeneral Eşref Bitlis olmak üzere, kimi silahı kimi kalemiyle terör örgütleri ile emperyalizm arasındaki bağı ortaya çıkarmıştı.

O kahramanlar da, 1919’da milletiyle birlikte emperyalizme savaş açan Mustafa Kemal Atatürk’e olduğu gibi, içerideki işbirlikçi hainler ve düşman tarafından hedefe konuldu.

Onlar bu yolda Türkiye Cumhuriyeti’ni korumak için şehit düştüler ancak mücadele eden her bir vatan evladına da ışık oldular.

***

HÂLÂ CEVAPLANMAYAN SORULAR

33 Er Katliamı da, 1993’te gerçekleşen faili meçhul cinayetler, suikastlar ve saldırılarda olduğu gibi üstü kapatılmaya çalışıldı.

Bu katliamdan geriye cevapsız birçok soru kaldı.

Yapılan hain saldırının gerçekleştiği günü, öncesini ve sonrasını analiz ettiğimizde karşımıza hâlâ yanıta muhtaç sorular çıkıyor…

O tarihte terör tehlikesi olan bölgelerde helikopterle dağıtım yapılması kararı varken neden karadan dağıtım yapılmaya çalışıldı?

Karadan dağıtım yapılmaya karar verildiyse de içi asker dolu minibüslere neden askeri araçlar refakat ederek koruma sağlamadı?

Araçlarda sivil ve silahsız olan erlerin yanında neden silahlı bir askerimiz yoktu?

***

‘TEHLİKELİ GEÇİT’ OLDUĞU BİLİNİYOR

Hatta olayın öncesinde, ilgili kurumlara gelen istihbarat raporlarına göz attığımızda şunları görüyoruz:

* Güvenlik ve istihbarat birimlerince, olay yaşanmadan 3-4 gün önce, birkaç gündür 150 kişilik bir PKK’lı terörist grubun, yol kesmenin yapıldığı geçidin çok yakınındaki köylerde dolaştıkları tespit ediliyor.

* Elazığ- Bingöl arasındaki bu geçit noktasının, tehlikeli bir yer olduğu, bölgedeki PKK hareketliliği olay gerçekleşmeden 3-4 gün önce, hatta olayın olduğu gün bile askeri ve emniyet istihbarat belgelerine yansıyor.

* Askeri savcılık dosyasındaki belgelere göre, 24 Mayıs 1993 tarihli haber bildirim formunda bu istihbarat bilgileri yer alıyor ve Bingöl Jandarma komutanlığı’na da bildiriliyor. Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi de bu durumu tespit ediyor ve üç gün önce 21 Mayıs 1993 tarihinde Jandarma Genel Komutanlığı başta olmak üzere ilgili tüm makamlara teyitli olarak şu yazıyı gönderiyor:

“Elazığ’ın Palu ilçesindeki 300 kişilik PKK grubundan ayrılan 150 kişilik bir grubun, Bingöl bölgesine geldiği ve aynı grubun, birkaç gün içinde Bingöl- Elazığ karayolunu kesip eylem yapacağı, Bingöl il merkezi ile kendilerine yardımcı olmayan bazı köylere eylemde bulunacakları bilgisi alınmıştır.” [2]

Bütün bu istihbarat raporlarına bakıldığında ise, şu soruları sormak zorunlu hale geliyor:

Katliam gerçekleşmeden üç gün önce, bu kadar net bir istihbarat bilgisi varken neden silahsız ve sivil olan Mehmetçik hedef olarak ateşe atıldı?

Bu bölgede gerekli güvenlik önlemleri neden alınmadı?

33 Er Katliamı’yla ilgili, toplam 6 kişi yargılandı. Bazıları serbest bırakılırken, ceza alanlar da bir – iki yıl sonra beraat ettirildi. Vazifeyi bu kadar ihmal eden kişi ve kişiler neden ceza almadı?

Ocaklara ateşler düşerken bu olayın arkasında kalan karanlık noktalar neden aydınlatılmadı?

***

27 yıl sonra bile cevabı hâlâ verilmeyen her soru, evlatsız kalan her bir şehit annesinin, babanın, evladın, eşin yüreğine sıkılan bir kurşun gibidir…

Bunu ancak ve ancak ocağına ateş düşen anlar.

Daha 20’li yaşlarda olan 33 vatan evladına atılan binlerce kurşun, sadece bedenlerine değil; hayallerine, geleceklerine, doğacak çocuklarına, sevdikleri kadınlara ve yaşayamadıkları her türlü mutluluğa atıldı.

PKK terör örgütüne o tarihlerde güzelleme yapan ve bugün de yapmaya devam eden, karanlık siyaset uğruna teröristle kol kola giren kim varsa; bu ülkenin evlatlarına sıkılan her kurşunda ve akan her kanda parmağı var demektir.

1993’te ard arda yapılan saldırılarla asker, öğretmen, doktor, işçi, kadın, çocuk, bebek fark etmeksizin teröre kurban giden binler varken; o tarihlerde içeriğinde teröristi de kapsayan af tasarısını hazırlayarak Meclise sunanlar da unutulmamalıdır.

Bu af tasarısı, dağda eyleme karışmamış terörist, silah bırakacak, ovaya inip siyaset yapacak, hakkını siyasette savunacak gibi ülkenin ve milletin çıkarına hiçbir şekilde fayda sağlamayan kabul edilmeyecek bir mantıkla hazırlanmıştı.

Bunlar size neyi anımsattı?

Öncesinde hükümet ve terör örgütü arasında gizli görüşmelerin yapıldığı, 2013 yılında ise kamuoyu ile paylaşılıp başlatılan “çözüm sürecini” değil mi?..

1993’te, 33 Er Katliamı meydana gelince, bu tasarı Meclise gelmeden geri çekilmişti.

2013’te ise yakın geçmişte böyle vahim bir örnek olmasına karşın siyasi çıkar uğruna, “çözüm” denilerek koca devlet, teröristle aynı masaya oturtuldu.

Hem de binlerce şehit ailesinin acılarına, teröre karşı dik duran milyonlarca vatan evladına rağmen…

Sonuç olarak yüzlerce şehit verdik ve yine ocaklara ateş düştü. Aynen 1993’te olduğu gibi,  bedel yine Türk ulusuna ödetildi.

***

Tarih, zaman geçtikçe gerçekleri açığa çıkartır.

Gerçekler, “barış, demokrasi, çözüm” gibi sözcüklerinin; siyaset perdelerinin arkasına saklansa da; hainler elbet bir gün açığa çıkacaktır.

Bir şehit annesinin sıktığı yumruğun adaleti, er ya da geç yerini bulacaktır.

Türk ulusuna çektirilen her acıyı, yapılan her türlü hainliği unutmamak adına, 24 Mayıs 1993’te vatan aşkıyla yola çıkan 33 Mehmetçiği, suikast sonucu yitirdiğimiz tüm aydınlarımızı ve gözünü yummadan zafere koşan, bayrağa al kanını çalan bütün şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyoruz.

Ruhları şad olsun.

Mustafa BOZTEPE
24.05.2020

KAYNAKÇA

[1] TRT Haber, Faili Meçhul Programı, 33 Erimizin Şehit Edilmesi Mayıs 1993 Olayı Belgeseli

[2] ÖZTÜRK, Saygı, 33 Kurşun, Doğan Kitap, 2015

Yorum ekle

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Takip Et

Bizimle iletişim kurun. İnsanlarla tanışmayı ve yeni arkadaşlar edinmeyi çok seviyoruz.