Üçüncü Yol

MUSTAFA KEMAL’İN TERHİS OLMAYAN ASKERİ: TURGUT ÖZAKMAN

“Sevgili gençler!
Cumhuriyet’in ne kadar büyük bir nimet olduğunu anlamak için Afganistan’ı, Irak’ı, İran’ı, Pakistan’ı, Emirlikleri, Suudi Arabistan’ı, Suriye’yi, Mısır’ı, Libya’yı, Tunus’u, Cezayir’i, Fas’ı, Müslüman Afrika’yı düşünün.

Cumhuriyetin önünde hazır bir model yoktu. Yolunu düşünerek, arayarak, deneyerek açtı. Şartlardan, ihtiyaçlardan, imkanlardan tarihten yararlandı. Para yok, kredi yok, yetişmiş yeterli sayıda eleman, uzman yok, araç-gereç yok. Osmanlı’dan borca batık bir miras kalmış. O altın kuşağın iki gücü vardı sadece: Akıl ve yurtseverlik. Bu iki güçle yola çıktılar.
Mucizeler yarattılar.”
(Cumhuriyet-I Türk Mucizesi, 2010)

Mucizeyi, Türk mucizesini yazan, anlatan da işte bu genç Cumhuriyet’in yetiştirdiği nesilden biri olan Turgut Özakman’dı.

Emperyalizme karşı Kurtuluş Savaşı vermiş, bağımsızlık mücadelesini kazanmış, birçok devrimi gerçekleştirmiş ve tüm bu niteliklerle “bütün mazlum milletlere örnek olan bir ulus”un yurttaşıydı Özakman. Bütün bunların ne anlama geldiğini de kıymetini de çok iyi biliyordu. Bunu en çok hayatı boyunca verdiği yapıtlardan, üretkenliğinden, gerçekçiliğinden, nezaket ve hassasiyetinden görebiliyorduk.

Turgut Özakman, yazın hayatı için çok önemli bir insandı. Oyunları, senaryoları, romanları, araştırmaları, incelemeleri vardı. Duvarların Ötesi, Güneşte On Kişi, Kanaviçe, Ocak, Ah Şu Gençler, Sarıpınar 1914, Fehimpaşa Konağı gibi “klasikleşen” oyunları vardı hatta o dönem oyun sergileyen çoğu liselerde sahnelenmişti. Bu yapıtların yanında Keloğlan Aramızda, Keloğlan’la Cankız, Tuzsuz Delibekir gibi geleneksel kültürün konu alındığı senaryoları da vardı.

Korkma İnsancık Korkma, Romantika, 19 Mayıs 1999 Atatürk Yeniden Samsun’da, Diriliş, Şu Çılgın Türkler, Çılgın Türkler: Kıbrıs, Cumhuriyet, yapıtlarıyla kalıcı ve unutulmaz izler bıraktı.

Diriliş, Çanakkale’nin, Şu Çılgın Türkler, Kurtuluş Savaşı’mızın, Cumhuriyet ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk döneminin, devrimlerimizin belgesel romanıydı. Yazar bu önemli, ölümsüz üç ürününe “Türkiye Üçlemesi” diyordu.
Özakman, 1963 Kanlı Noel olaylarından sonra Basın Yayın Genel Müdürlüğü Muhabiri olarak Kıbrıs’a gitmiş, orada katliamın bizzat tanığı olmuş ve yıllar sonra Çılgın Türkler: Kıbrıs’ı yazmıştı.

Ayrıca TRT’de çok büyük hizmetler verdi Özakman. Özellikle, TRT’de yayınlanan ve Millî Mücadele dönemini, Cumhuriyet’in kuruluş aşamasını anlatan ve bu yapılırken de son derece yalın bir anlatımla, tarihi gerçeklere sadık kalarak hazırlanan Kurtuluş ve Cumhuriyet dizilerinin de senaryolarını yazmıştı. Oldukça profesyonel çekilen bu dizilerin oyuncu kadrosu da sinema ve tiyatro dünyamız açısından da adeta bir yıldızlar geçidi.

Bir zamanlar milli bayramlarımızda gün gün yayınlanan bu diziler ne yazık ki yayından kaldırıldı. Bugün TRT arşivlerinden dahi ulaşamıyoruz.

Bu yapıtlar arasında özellikle “Şu Çılgın Türkler” romanıyla büyük başarıya imza attı. Kitap özellikle genç okurlardan büyük ilgi gördü. Tarihimizi belgeli ve böylesine akıcı, yalın bir Türkçe ile anlatması bugüne dek okullarda verilen tarih derslerindeki kalıp ve sınırlı bilgilerin ötesinde bilgiler vermesi oldukça önemliydi. Bu duruma bakarak, yapıtlara olan ilginin temelinde bir ihtiyaç, bir gereksinim var desek sanırım yanılmayız.

Özellikle son 20 yıldır gazetelerde, televizyonlarda, dergilerde, sosyal medyada uydurma “tarihçiler”, karşı devrime hizmet eden birtakım meczuplar eliyle Kurtuluş Savaşı’na, Mustafa Kemal Atatürk’le arkadaşlarına, Cumhuriyet değerlerine, kazanımlarına sistematik bir saldırı yapılırken, tarihin belgeye, kaynağa dayalı bilim dalı olduğu tamamen göz ardı ediliyor.
Bu kabul edilemez durumun karşısında ise Turgut Özakman gibi bilgi sunan bir yazarın varlığı objektif bir bakış açısı ve gerçek bilgiye ulaşma isteğine adeta bir ilaç gibiydi.

Dahası Osmanlıcılık-Padişahlık-Halifelik tutkusu ve yanılgısıyla donanmış olan Siyasal İslamcılar, bilimsel tarihimizi “resmi tarih” diyerek ve kendilerince küçümseyerek alternatif tarih yazıcılığına girişiyorlar. Akıl dışı, belgesiz yazılarını, kitaplarını, konuşmalarını, bu topraklara ihanet sözlerini -üstelik bu ülkenin imkanlarını kullanarak- “tarih” diye sunuyorlar.

Bu gibi yayınları medya aracılığıyla gündemden düşürmüyor, halkın kafası karıştırılıyor, milli hafızada boşluklar, tezatlıklar ve bilgi karmaşası yaratıyorlar. Böylece kişilerin tarih bilinci, olayları değerlendirme kriterleri bulanıklaşıyor ve gerçekten kopuk bir masal algısı zihinlere oturtuluyor.

İşte bu ortamda Turgut Özakman’ın yapıtı karşı devrimcilere, yalancılara, küçümsemecilere, akıl dışılığa verilen belgeli yanıttı.
Turgut Özakman bizlere titiz çalışmayı, gerçeğe sadık kalmayı, bilgiyi kullanma biçimini, üretkenliği öğretti. Vatanseverliğin sözde kalmaması gereken bir olgu olduğunu…

Cumhuriyet’in yetiştirdiği nadide insanlardan, Mustafa Kemal’in hiç terhis olmayan askeri Turgut Özakman’ı saygı ve özlemle anıyoruz.

Berrin Karadeniz
28 Eylül 2020, İstanbul

Yorum ekle

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Takip Et

Bizimle iletişim kurun. İnsanlarla tanışmayı ve yeni arkadaşlar edinmeyi çok seviyoruz.