Üçüncü Yol

CUMHURİYETİN AYDINLANMA NEFERİ BAHRİYE ÜÇOK

Türkiye’de Kemalizm’in getirdiği aydınlanmacı, laik bilimsel anlayışa karşı her gün yeni bir darbe vuruluyor. Her yeni gün, Türkiye’yi çağın gerisine sürüklemeye çalışan zihinlerin yeni saldırganlıkları ve utanmazlıklarıyla karşı karşıya kalıyoruz. Çok değil bundan birkaç gün önce yaşanan olaylar da bunun açık bir göstergesidir. Bu olaylardan birisi, devlet içerisinde yuvalanmaya çalışan tarikatları, birtakım faaliyetlerini; FETÖ borsasını dile getirerek ve karşı devrim hareketinin kanserli hücrelerinin nasıl bir yapılanma içerisinde olduğunu ortaya çıkararak karşı devrimcileri rahatsız eden, Metastaz kitabının yazarları Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu, tam anlamıyla özgürlüklerine kavuştu. Bir diğer olaysa halk arasında bilinen ismi “Cübbeli” olan ve daha önce iki bin selefi grubun ülkemiz içerisinde silahlandığını belirten tarikat lideri, savcılara 150 tanesini açıklayacağını belirtti. Bütün bunların dışında bir tarikat liderin bir çocuğa cinsel istismar uyguladığı ortaya çıktı ve tabi bir başka tarikat lideri de ““Türk toplumu müşrik bir toplumdur. Çünkü oy atmak ve çocukları okula göndermek şirktir. Askere gitmek küfürdür. Türkler Müslüman değildir.” İfadelerini kullandı.

Bütün bu yaşananlardan öte ülkemizde halen “tarikat lideri” kavramını dile getiriyor olmamız Atatürk ilke ve devrimlerine “karşı” bir devrim sürecinin ne denli önemli bir gelişme kaydettiğinin en somut göstergesi.

Bu gelişmeleri kaydederken aramızdan çok can aldı karşı devrim. Canla yetinmedi aydınlanma neferlerimizin özgürlüklerine kastettiler. Haksız hukuksuz bir şekilde Barışları, Müyesser Yıldız’ı özgürlüklerinden ve en önemlisi kalemlerinden mahrum bırakmaya çalıştılar.

Yıllar önce Orta Asya’da görev yapan Kaşif Kozinoğlu’nu yaka paça getirtip MİT sırlarını açığa çıkaran, kozmik odaya girerek devletin mahremiyetine el uzatan karşı devrimciler bugün MİT yasasını çarpıtarak hukuksuzca aydınlanma neferlerini cezalandırmak istedi. Yeni bir dünya düzeninin Türkiye ayağını Amerikan emperyalizmin desteğiyle yöneten karşı devrim hareketi yoluna halen devam ediyor.

Yeni Dünya Düzeni ve Aydınlanma Neferleri

Dünya vahşi kapitalizmin, ileri derecede liberalizmin yükseldiği ve insanların küçük azınlıklarca sömürülmeye başlandığı bir döneme girerken Türkiye, 12 Eylül 1980 darbesiyle tanışmıştı. Aslında 12 Eylül, dünyanın etkilendiği bu değişimin Türkiye’ye açılan anahtarı görevini gördü.

Özellikle Amerikan Emperyalizmin gözdesi olan karşı devrim, kilit açıldıktan sonra büyük bir güç kazandı ve korkusuz hale geldi. Öyle ki günümüzde en çok bilinen karşı devrim yapılarından birisi olan FETÖ, adımlarını çıkarttığı dergilerin isimleriyle açık bir şekilde ifade ediyordu. 1979 yılında çıkarttıkları “Sızıntı” dergisiyle devlete sızdıklarını ifade ediyorlardı. FETÖ elebaşısı durumu açıklarken “Mevcudiyetinizi hissettirmeden kılcal damarlarında dolaşacaksınız. Can damarlarına gireceksiniz.” Cümlesini kullanma cesaretinde bulunabiliyordu. Ne ilginçtir(!) 1980 darbesinden hemen sonra Son Karakol başlıklı bir yazı kaleme alan terörist başı, “Ümidimizin tükendiği yerde, Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe selam duruyoruz.”  Cümlesini ifade etmiş ve kahraman Mehmetçiğimizin ismini kullanarak, onların arasına sızmış Amerikancı destekçilerine adeta göz kırpmıştı. 1994’den itibaren çıkardıkları Aksiyon dergisiyle aslında devlet içerisinde Aksiyon almaya başladıklarını ifade ediyordu.

Bütün bunlar göz önünde yaşanırken ülkemizde bu istilaya karşı mücadele eden Atatürk’ün aydınları, Mustafa Kemal’in eğitim ordusunun askerleri vardı.

İşte o aydınlardan biri, 1953 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi olarak fakültenin ilk kadın öğretim üyesi olma ünvanına sahip olmuş Bahriye Üçok’tu.

Sadece Ankara Üniversitesi’nin değil Türkiye’nin ilk kadın İlahiyat Profesörü ünvanına sahipti.

Aynı zamanda “İslam Devletlerinde Kadın Hükümdarlar” adlı çalışmanın ve İslam’dan Dönenler ve Yalancı Peygamberler, İslam Devletinde Kadın Hükümdarlar, İslam Tarihi, Emeviler-Abbasiler, Atatürk’ün İzinde Bir Arpa Boyu gibi eserlere imza atmış çağın oldukça ilerisinde bir “Teolog” ve omuzlar üzerinde yükselmeye layık kahraman bir Türk kadınıydı. Çünkü aydınlanma yolunda verdiği savaş, bizlere büyük bir örnek teşkil etmekteydi.

Siyasi yaşantısında 5 yıl Cumhuriyet Senatosu Divan Üyeliği, 1977’den itibaren CHP üyeliği, 12 Eylül Darbesi’nden sonra kurulan Halkçı Parti’nin kurucu üyeliğini ve 1 dönem milletvekili görevini üstlenen Üçok, 1986 yılından itibaren SHP üyeliğini ve 1990 yılından katledilmesine kadar parti meclisi üyeliği görevini yürütüyordu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin şeyhler, dervişler ve tarikatlar devleti olmaması için, Atatürk’ün ışığında bilimle ilerliyordu. Soruyordu, araştırıyordu ve en önemlisi sorgulatıyordu. Ulus devletin, ulusçuluğun tırpan görevi gören Yeşil Kuşak kuklaları vasıtasıyla tırpanlandığı, halkımızın toplum bilincinden yoksun bırakılmaya çalışıldığı bir dönemde bunu yapmaya çalışıyordu.

1960’lı yıllardan itibaren İslam’ı çağdaş, gerçekçi ve hoşgörüyle yorumlamasından ötürü tehditler alan Bahriye Üçok karşısında karşı devrimciler bekledikleri cesareti 12 Eylül sayesinde elde ettiler. Televizyonda yapılan açık oturumlarda çağdaşlığı, laikliği, aydınlığı ve dinin özünü en doğru bir şekilde aktarmasından iyice rahatsız olan emperyalizmin gözdesi ve gerici karşı devrimciler harekete geçtiler. Bahriye Üçok 6 Ekim 1990 tarihinde bombalı saldırıyla kalleşçe katledildi.

O gün kaybettiğimiz sadece bir öğretim üyesi değildi. Türkiye Cumhuriyeti, aydınlanma yolunda mücadele veren bir neferi kaybetmişti. Bu korkusuzluk bu kalleşlik sadece Bahriye Üçok’la sınırlı kalmamıştı. Ahmet Taner Kışlalı, Uğur Mumcu, Muammer Aksoy gibi Cumhuriyet’in aydınlanma neferleri kalleşçe katledilmişti. Karşı devrim bütün bunlarla sınırlı kalmadı bu ülkenin vatansever subaylarına, yazarlarına ve gazetecilerine ahlaksızca, haysiyetsizce saldırarak onlara kumpas kurdu ve bir kısmını bizlerden kopardı.

Karşı devrimcilerin hız kesmeden, utanmadan, korkmadan yüzsüzce hareket ettiği bu süreçte 30 yıl önce ulusumuzdan kalleşçe koparılan Bahriye Üçok’u saygı, sevgi ve minnetle anıyor, başta Bahriye Üçok olmak üzere aydınlanma yolunda mücadele vermiş ve vermekte olan neferlerin ışığında karanlığa karşı yürüyoruz.

Ahmet Deniz Dündar

04.10.2020

Kaynakça

  1. BAHRİYE ÜÇOK’UN ARDINDAN – Çağatay Uncu – 06.10.208 – Üçüncü Yol
  2. “Türkler Müslüman değildir, müşriktir” – İsmail Saymaz – 29.09.2020 – Sözcü
  3. Türkiye’nin Nabzı Özel – Didem Arslan – 17.01.2020 – Habertürk TV
  4. Cübbeli ‘den ‘iç savaş’ uyarısı: 150 derneğin isimlerini vermeye hazırım – 20.09.2020 – Cumhuriyet
  5. 1 Köy 4 Adam Altı Buçuk Darbe – Mustafa Önsel – Ekim 2017 – Galeatı Yayıncılık
  6. Metastaz – Barış Pehlivan & Barış Terkoğlu – Şubat 2019 – Kırmızı Kedi

Ahmet Deniz Dündar

17 Ekim 2000'de Adana'da doğdu. İlköğrenimini Buhara İlköğretim Okulu'nda bitirdi. Lise öğrenimini ÇEAŞ Anadolu Lisesi'nde tamamlayan Dündar, aynı lisenin Atatürkçü Düşünce Kulübü'nde 1 dönem başkan yardımcılığı ve 1 dönem başkanlık yaptı. Çukurova Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğrencisi olan Dündar, eğitimine halen devam etmektedir. İlgi alanları; spor, tarih ve müzik. En büyük hedefi gelecek nesillerin aklın ve bilimin ışığıyla yürümesini sağlamak.

Yorum ekle

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Takip Et

Bizimle iletişim kurun. İnsanlarla tanışmayı ve yeni arkadaşlar edinmeyi çok seviyoruz.