Üçüncü Yol

KIBRIS’TA NELER OLUYOR?

      Kıbrıs Türk Halkı, 11 Ekim 2020, Pazar Günü, Cumhurbaşkanını seçmek için sandık başına gidiyor. 198.867 Seçmenin oy kullanacağı ve 11 Adayın yarışacağı seçim, aynı zamanda Kıbrıs Türk Siyasi Tarihi’nin en fazla adaylı Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinden biri olarak da kayıtlara geçecek. [1] Ancak Cumhurbaşkanlığı seçimine sadece birkaç gün kala  UBP-HP Koalisyon Hükümeti’nin çökmesi, ve bunun etkisinin seçime yansıyıp yansımayacağı merak ediliyor. Peki hükümeti çöküşe ne götürdü? Bu çöküşte Cumhurbaşkanlığı Seçimine giden sürecin ve pandemi döneminde yaşanılanların etkisi nelerdir?

      Aslında başından itibaren KKTC ciddi anlamda sıkıntılı bir seçim süreci ile karşı karşıya kaldı. Zira, 26 Nisan 2020 tarihinde yapılması planlanan Cumhurbaşkanlığı seçimi, dünyayı etkisi altına alan COVID-19 pandemisi’nin KKTC’ye de sıçraması sebebiyle 11 Ekim 2020 tarihine ertelenmişti.

      10 Mart 2020 tarihinde Gazimağusa’da ortaya çıkan ilk vakadan itibaren, iktidardaki UBP-HP Hükümeti hızlıca içe kapanma süreci başlattı. Ayrıca yurt içinde de önce “kısmi” daha sonra ise “tam” sokağa çıkma yasakları ilan edilerek, sosyal hayat durduruldu. Bu tip önlemler sayesinde, KKTC’de vaka sayısı 0’a kadar indirildi. 11 Mayıs 2020 tarihinde son COVID-19 hastasının da taburcu edilmesi ile, KKTC, her ne kadar uluslararası kamuoyu tarafından tanınmasa da dünyada pandemiyi en kısa sürede bitiren ülkelerden biri oldu. [2]

      Ancak, bu içe kapanma ve sosyal hayatı durdurma önlemlerinin doğal olarak ekonomik bir maliyeti de vardı. KKTC gibi ekonomik anlamda dışa bağımlı, sağlıklı ve güçlü bir iç ekonomiye sahip olmayan bir ülkede, bu tip önlemler, bu maliyeti de beraberinde getirdi. Özellikle hizmet sektöründeki faaliyetlerin durması, esnafın içine girdiği darboğaz ve benzeri sorunlar, içe kapanma politikasının daha fazla sürdürülemeyeceğini de gösteriyordu. [3]

        Bu süreçte Muhalefet partileri, pandemi ile mücadelede hükümete her türlü desteği vermeye hazır olduklarını ancak hükümetin pandemiyle mücadeleye yönelik uygulamalarının eksik ve hatalı olduğunu ifade ettiler. Eleştiriler özellikle Başbakan Ersin Tatar, Başbakan Yardımcısı Kudret Özersay ve Sağlık Bakanı Ali Pilli üzerinde yoğunlaştı. Yurtdışından getirilen KKTC vatandaşlarının  karantinaya alındıkları yerler, Pandemi Hastanesi’nin durumu, karantinada bazı kişilere çifte standart uygulandığı vb. konular ciddi anlamda tartışma konusu oldu.

        Yaz aylarına gelindiğinde ise KKTC’de önce sosyal hayatta normalleşme süreci başlatıldı, ardından da içe kapanma politikası kademeli olarak kaldırıldı. Önce, KKTC vatandaşları ülkeye alınmaya başlandı, ardından turistik faaliyetler başlatıldı. Ancak, bu süreçte, Türkiye’den ve Güney Kıbrıs’tan gelenlerden sadece PCR testi istenmesi ve karantina şartı uygulanmaması, ciddi eleştiri konusu oldu.

      Hükümeti sarsan olaylardan biri ise 12 Haziran 2020 tarihinde yaşandı. Ercan Havaalanı’na inen bir özel uçakta bulunan 9 kişinin karantina şartları uygulanmaksızın adaya giriş yapması ortalığı karıştırdı. Muhalefet, sorumluların istifasını talep etti ve olayı karantina şartlarında yapılan çifte standartın bir örneği  olarak gösterdi. Bu gelişmeler üzerine UBP’li Turizm ve Çevre Bakanı Ünal Üstel, 19 Haziran’da görevden alındı ve yerine Kutlu Evren getirildi. Basına “Özel Jet Skandalı” olarak yansıyan bu olay, koalisyonu zayıflatmıştı. Yaklaşık 1 yıl önce Dörtlü Koalisyon Hükümeti’ni yolsuzluk iddiaları sebebiyle yıkan HP, koalisyondan çekilmese de koalisyon ortakları partiler arasında güven bunalımının arttığı görülüyordu.

       Başbakan Ersin Tatar’ın Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya sunduğu kabine değişikliği önerisi listesinde, Turizm ve Çevre Bakanı Ünal Üstel’in yanı sıra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faiz Sucuoğlu’nu görevden alarak, yerine UBP Lefke Milletvekili Aytaç Çaluda’yı getirmek istemesi ise UBP’yi karıştırdı. Özel Jet Krizi’yle yakından bir ilgisi bulunmayan bu değişiklik kararının sebebi sorgulanırken, Cumhurbaşkanı Akıncı, Aytaç Çaluda’nın bakan olması önerisini, Çaluda’nın hakkında devam eden soruşturma süreci sebebiyle veto etti.  Akıncı’nın vetosu sonrası görevde kalan Sucuoğlu’nun ise başta istifa etmek istediği ancak daha sonra bu kararından vazgeçtiği biliniyor. [4]

Cumhurbaşkanlığı Seçimi Sürecine Giderken Koalisyon Ortaklarının Durumu:

      Siyasi Partiler, Cumhurbaşkanlığı seçimi’nde gösterecekleri aday ve izleyecekleri politikaya ilişkin seçimden aylar önce çalışmaya başladılar. Özellikle de KKTC Cumhuriyet Meclisi’nde bulunan Ulusal Birlik Partisi (UBP), Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), Halkın Partisi (HP), Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP), Yeniden Doğuş Partisi (YDP) ve Demokrat Parti (DP) gibi siyasi partilerin bu seçimde aday çıkarma veya aday destekleme konusunda nasıl bir tutum izleyecekleri merak konusuydu. Özellikle koalisyon ortakları olan UBP ve HP’nin “ortak aday” belirleyerek mi yoksa ayrı ayrı adaylarla mı seçimde yarışacağı, ayrı ayrı adaylarla seçime gidilmesi ve seçimde olası bir yenilginin alınması halinde bu durumun koalisyon hükümetine nasıl yansıyacağı soruları gündemi uzun süre meşgul etti. Hatta bir ara, UBP ile HP’nin ortak adayla seçime gitmesi fikri bazı kesimler tarafından da dile getirildi.

     UBP’nin HP’nin çıkaracağı bir adayı desteklemeye pek sıcak bakılmadığı ortadaydı. Zira, UBP, KKTC Tarihi’ndeki bütün Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Cumhurbaşkanı adayı çıkarmış, (yalnızca 2015 Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde UBP’nin desteklediği Derviş Eroğlu “Bağımsız Aday” olarak seçime girdi), şu an Cumhuriyet Meclisi’nde en çok sandalyeye sahip olan ve 2018’deki son genel seçimlerde en yüksek oyu alan siyasi partiydi. Bütün bu sebeplerle, UBP’nin başka bir partinin adayını desteklemesi fikri parti içerisinde de kabul görmemişti. Parti, kendi adayıyla seçime girmeyi, alabilirse de HP’nin desteğini ilk turda ya da ihtimal dahilinde ikinci turda almayı amaçlıyordu. Ancak, HP’de de kendi adayını çıkarma eğilimi daha ağır bastı. Zaten HP Genel Başkanı Kudret Özersay,  2015 Cumhurbaşkanlığı Seçimlerine de “bağımsız aday” olarak girmiş (o dönem parti henüz kurulmamıştı. Özersay ve destekçilerinin oluşturduğu “Toparlanıyoruz Hareketi” vardı)  ve her ne kadar ikinci tura kalamasa da beklentilerin oldukça üstüne çıkarak %21.25 oranında oy almıştı. Bu sebeple HP, kendi adayını “bağımsız” olarak çıkarma kararı aldı ve Kudret Özersay,  genel başkanlıktan istifa edip partisinin desteklediği bağımsız aday olarak, 2020 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine adaylık koydu.

Kapalı Maraş Meselesi:

     Başbakan ve C.Başkanı Adayı Ersin Tatar, Cumhurbaşkanlığı seçiminde söylemini genel anlamda, federasyon tartışmaların sona erdiği ve KKTC’nin kendi başına hareket ettiği bir yönetim tarzı getireceği söylemi üzerine inşa etmiş ve “yeni bir gelecek” ifadesini kullanmıştı. Tatar’ın söylemlerinde değindiği en önemli meselelerden biri de Kapalı Maraş’ın açılması meselesi idi.

       Maraş, Gazimağusa Şehrinin hemen yanında yer alan Turistik bir yerleşim bölgesiydi. Özellikle “Ortak Cumhuriyet” döneminde adanın Turizm Merkezi olarak ün yapmış, birçok yatırımcıyı adaya çekmiş önemli bir ekonomik alan ve kaynaktı. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nın 2.Aşamasında  13 Ağustos 1974 tarihinde Mağusa’ya giren Türk Kuvvetleri, Maraş’ı da kontrol altına almış, Maraş daha sonra iskana yasak bölge ilan edilmiş ve sivillere kapatılmıştı.  Aslında Maraş konusu, BM Güvenlik Kurulu’nda da da  gündeme geldiği gibi Kıbrıs Müzakerelerine de konu olmuş, Maraş’ın olası bir federasyonun kurulması ihtimalinde iki toplum tarafından ortak kullanıma açılması gibi öneriler masaya konmuştu. Ancak, 2003’te hazırlanan Annan Planı’na göre Maraş Bölgesi, Kıbrıs Rum Kesimi’ne bırakılacaktı. Halkoylamasında Rum Kesimi “red” oyu verince, Maraş, Türk tarafında kalmış oldu.

    Maraş’ın KKTC tarafından açılması düşüncesine en sert tepki Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nden geldi. Zira, Rumlar, Maraş’ta kendilerinin oldukça fazla mülkünün bulunduğunu, KKTC’nin burayı açmasının “hak gaspı” olduğunu iddia ettiler. Öte yandan KKTC Hükümeti ve Kıbrıs Vakıflar İdaresi (EVKAF), Maraş’ta Osmanlı döneminden kalma vakıf mallarının bulunduğunu, İngiliz Sömürge İdaresi tarafından 1900’lü yıllarda yasadışı şekilde bu malların Rumlara devredildiğini, bu devir işleminin  sadece vakıf yasalarına değil, dönemin İngiliz Sömürge İdaresi Yasalarına ve Uluslararası Yasalara göre de uygunsuz olduğunu ifade etmiş ve Maraş’taki vakıf arazilerini gösteren harita ve belgeler yayınlamışlardır. [5]

     KKTC Bakanlar Kurulu, 18 Haziran 2019 tarihinde aldığı kararla, Maraş’ta envanter çalışması başlattı. Bakanlar Kurulu kararına GKRY’den gelen tepkilerin yanı sıra, CTP, TDP, Yasemin Hareketi, Bağımsızlık Yolu, YKP ve KSP gibi federasyoncu partiler ve örgütler de karara tepki gösterdiler. Maraş’ın KKTC tarafından açılmasının adada barışın tesis edilmesini zorlaştıracağını söyleyen partiler, hükümeti ve Maraş’ın açılmasına destek verenleri “ganimetçilikle” ve “ülkeyi uluslararası arenada zor duruma düşürmekle” suçladılar. Maraş’ın açılmasına bir diğer tepki de Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’dan geldi. Akıncı, hükümetin envanter çalışması kararına karşı çıkmadığını ancak, KKTC Cumhurbaşkanlığı Makamı’nın dışlanarak sürecin yönetilemeyeceğini söylemiş, “Politika oluşturulurken bu konuyla ilgili olarak mutlaka BM ile işbirliği ve uluslararası hukuk içinde kalınması gerektiğini hükümete bir kez daha hatırlattım” ifadelerini kullanmıştı. [6]

       Cumhurbaşkanlığı seçimine giden süreçte hükümete yönelik Maraş hakkındaki en büyük eleştirilerden biri de hükümetin Maraş’ı seçim malzemesi haline getirdiği eleştirisiydi. Özellikle, UBP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve mevcut Başbakan Ersin Tatar’ın Maraş’a yönelik söylemlerini sıklıkla kullanması, Tatar’ın Maraş’ı bir seçim yatırımı olarak gördüğü şeklinde yorumlandı. Koalisyon ortağı Halkın Partisi de prensipte Maraş’ın açılmasına karşı değildi. Ancak, Kapalı Maraş bölgesinin, seçimden sonra açılması planlanmıştı. Özersay, koalisyondan çekildikten sonra yaptığı açıklamada mevcut kararın Kapalı Maraş’ta bulunan ve sivillerin kullanımına açık olan sahil alanlarına yenisinin eklenmesi kararı olduğunu, bunun Kapalı Maraş’ın açılması projesi olmadığını, bölgenin “askeri bölge” statüsünün devam ettiğini, ancak Başbakan ve C.Başkanı Adayı Tatar’ın 07 Ekim 2020 tarihinde yaptığı “Maraş’ı Sivillere açıyoruz” açıklamasının siyasi bir manevra olduğunu ifade etti. Yani Maraş Sorunu koalisyonun da sonunu getirmişti. [7]

Seçime Müdahale İddiaları:

      KKTC’deki  her seçimde seçime dış müdahale yapıldığına ilişkin iddialar sıklıkla gündeme getirilmiştir. Bu seçimde de seçim tarihi yaklaştıkça dış müdahale iddialarının yine arttığı gözlendi. Aslında, müdahale iddiaları seçimden önceki döneme yani Dörtlü Koalisyon Hükümeti’nin yıkılışına kadar gidiyor. Zira, Dörtlü Koalisyon Hükümeti’nin Türkiye’nin isteğiyle yıkıldığı ve UBP-HP Koalisyonunun kurulduğu iddiasını özellikle CTP ve TDP kesimi ısrarla vurgulanmıştı. Şimdi de Cumhurbaşkanlığı seçimine günler kala mevcut Cumhurbaşkanı ve Aday Mustafa Akıncı, CTP, TDP, Federasyoncu radikal siyasal partiler ve bağımsız Aday Serdar Denktaş, Türkiye’nin adadaki seçimlere müdahale ettiğini ve edeceğini iddia ediyorlar. Öte yandan mevcut Başbakan ve Cumhurbaşkanı adayı Ersin Tatar da, bazı yabancı istihbarat örgütlerinin, Türkiye ile gerçekleştirilen teknik çalışmaları manipüle ederek KKTC’deki seçim süreci ve seçim sonucunu kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmeye çalıştıklarını iddia etti.

Hükümeti Sarsan Olaylar:

        Aslında UBP-HP hükümetinin kurulduğu günden itibaren hükümetin görev süresini tamamlayıp tamamlayamayacağına dair kafalarda soru işaretleri vardı. Dörtlü Koalisyon Hükümeti’ni yıkan HP’ ye yönelik “bozguncu” eleştirileri yapılırken, UBP de klasik bir “statüko” partisi olarak nitelendiriliyor ve bu iki partinin koalisyonunun  ne kadar sürdürebileceği konusunda bir görüş birliğine varılamıyordu. Üstüne üstlük COVID-19 pandemisinin KKTC’ye sıçrayınca, hükümet, KKTC tarihinin en sıkıntılı süreçlerinden biriyle karşı karşıya kaldı.  Bu süreçte belirli eleştiriler getirse de çok güçlü ve sağlam bir sağlık sistemi olmayan ülkede vaka sayısını 0’a indirilmesi, KKTC’de belirli ölçüde bir rahatlamaya sebep oldu. Ancak, ekonomik sebepler sebebiyle, içe kapanma ve sosyal hayatın durdurulması önlemleri kaldırılırken hükümetin yaptığı uygulamalar, birçok kesimin tepkisini çekti. 14 Gün Karantina şartının kaldırılması ve ülkeye giriş yapanlardan sadece PCR Testi istenmesi şartının getirilmesinin ardından Türkiye ve GKRY’yle gidiş-geliş trafiği başladıktan sonra yeniden vaka çıkması ve vakaların sayısının ciddi anlamda artması, yine karantina şartlarında çifte standart uygulandığı iddialarını güçlendiren Özel Jet Krizi’nin yaşanması, hükümetin uzun süre kalıcı olamayacağını gösterdi.

Hükümetin Sonunu Getiren Olay:

         Başbakan ve Cumhurbaşkanı adayı Ersin Tatar, 6 Ekim 2020 tarihinde Ankara’da düzenlenen, KKTC’ye Su Temini Töreni’nde Maraş’ın sahil bandının 8 Ekim’de sivil girişe açılacağını açıkladı. Aynı gün akşam saatlerinde ise koalisyon ortağı Halkın Partisi (HP) koalisyondan çekildi ve böylece hükümet de çöktü. HP adına koalisyondan çekilme kararını basına duyuran mevcut Genel Başkan Yenal Senin, Başbakan ve C.Başkanı Adayı  Ersin Tatar’ın KKTC Su Temini Töreni’nde yaptığı konuşma konusunda, Başbakan Yardımcısı ve HP’nin desteklediği C.Başkanı adayı Kudret Özersay’a önceden bilgi vermediğini, Maraş’ın açılması projesinin UBP ve Ersin Tatar tarafından seçim malzemesi yapıldığını, sürece büyük katkısı olan HP ve Kudret Özersay’ın sürecin dışında bırakılmaya çalışıldığını söyledi. Kapalı Maraş’ın açılması konusunda HP’nin hiçbir zaman tereddüt yaşamadığını ancak bu kadar hayati bir konunun seçim malzemesi haline getirilmesi karşısında sessiz kalamayacaklarını belirten Senin, partisinin, koalisyon döneminde yaşanılan bazı şeyleri sineye çektiğini de sözlerine ekledi. [8]

       Başbakan Ersin Tatar ise, HP’nin hükümetten çekilme kararına ilişkin verdiği beyanatta, “Halkımıza hayırlı olmasını dilerim” derken, “Halkın Partisi’nin insanımızın özlemle beklediği Türkiye’den yeniden ülkemize su gelmesinin gerçekleştiği, Maraş’ın tarihi bir kararla Türkiye’nin de tam desteği ile açıldığı gün hükümetten çekilme kararı alması bize göre ülke yararına doğru bir karar değildir” ifadelerini kullandı. [9]

Sonuç:

      UBP-HP hükümetinin seçime günler kala çökmesinin seçime etki edip etmeyeceği, olası etkinin ne yönde ve ne çapta olacağı elbette ki hala tartışma konusudur. Ancak, kritik bir önemde bulunan Cumhurbaşkanlığı seçimine bu kadar kısa zaman kala hükümetin çökmesi ve koalisyon ortaklığı yapmış olan iki adayın da birbirini suçlamasının federasyoncu kanatta bulunan Akıncı ve Erhürman’a yarayıp yaramayacağını ve seçimin ikinci tura taşınması halinde ortaya çıkacak muhtemel senaryoları konuşmak için ise önce birinci tur sonucunu görmek gerekiyor. Kıbrıs’ta otoriteler, seçimin Birinci Tur’da sonuçlanmayacağında hemfikirler. Ancak, seçmenin olası bir İkinci Tur’da oyunu hangi adaya yönelik kullanacağı veya nasıl davranışlarının ne yönde şekilleneceğini kestirmek güç. Özellikle Meclis’te 3. parti konumunda bulunan  HP ve onun desteklediği Bağımsız aday Kudret Özersay’a ilk turda oy verecek olan seçmenin Özersay’ın İkinci Tur’a kalamaması halinde yapacakları tercih, seçimin sonucunu tayin edecekmiş gibi görünüyor.

                                                                                        09.10.2020

                                                                            Ali ERGENDEDEOĞLU

KAYNAKÇA:

1) “KKTC’de seçim ve halkoylaması için geri sayım” – BRT – 08.10.2020 – https://brtk.net/kktcde-secim-ve-halkoylamasi-icin-geri-sayim/

2) “KKTC’deki son corona virüs hastası da taburcu edildi” – Milliyet – 11.5.2020 – https://www.milliyet.com.tr/gundem/kktcdeki-son-corona-virus-hastasi-da-taburcu-edildi-6210189

3) “KKTC’de Koronavirüs Süreci ve Ekonomik Göstergeler” – Miraç Özpolat – Üçüncü Yol – 12.05.2020 – http://ucuncuyol1919.com/2020/05/12/kktcde-koronavirus-sureci-ve-ekonomik-gostergeler/

4) “Faiz Sucuoğlu, istifa edebilir” – Kıbrıs Gazetesi – 21.06.2020 – https://www.kibrisgazetesi.com/kibris/faiz-sucuoglu-istifa-edebilir-h91535.html

5) “Maraş Hakkındaki Bilgi ve Belgeler” – Kıbrıs Vakıflar İdaresi – http://www.evkaf.org/site/sayfa.aspx?pkey=891

6) “KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı: Maraş’ta sadece envanter çalışması yapma kararı aldık” – TRT Haber – 27.6.2019 – https://www.trthaber.com/haber/gundem/kktc-cumhurbaskani-akinci-marasta-sadece-envanter-calismasi-yapma-karari-aldik-420974.html

7) “Özersay: Maraş’ın Açılma Projesi Bu Değildir” – Volkan Gazetesi – 06.10.2020 – http://www.volkangazetesikktc.com/ozersay-marasin-acilmasi-projesi-bu-degildir,ID_87785.html

8) “Yenal Senin HP’nin hükümetten çekildiğini doğruladı: “Hükümetin bozulma sebebi Ersin Tatar’dır” – 06.10.2020 – Kıbrıs Postası – https://www.kibrispostasi.com/c35-KIBRIS_HABERLERI/n350861-yenal-senin-hpnin-hukumetten-cekildigini-dogruladi-hukumetin-bozulma-sebebi-ersin-tatardir

9) “KKTC Başbakanı Tatar: HP’nin aldığı karar halkımıza hayırlı olsun” – DHA – 07.10.2020 – https://www.dha.com.tr/dunya/kktc-basbakani-tatar-hpnin-aldigi-karar-halkimiza-hayirli-olsun/haber-1791636

Ali Ergendedeoğlu

Yorum ekle

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Takip Et

Bizimle iletişim kurun. İnsanlarla tanışmayı ve yeni arkadaşlar edinmeyi çok seviyoruz.