Neden Varız?

ucuncu yollİlk insandan sonuncusuna kadar, belirli bir yıl ve bilinç düzeyinin üzerinde ömür yaşamış herkes bu sorunun yanıtını aramıştır, arayacaktır: Neden varız? Fakiri de epey meşgûl etmiştir ki hâlâ zaman zaman bu soruyu düşünmediğimi söyleyemem. Sonuçta insanın varlığıyla ilgili en temel soru, var oluşunun amacının ne olduğu…

Soruya iki farklı açıdan yaklaşmak olanaklı… Birincisi, -yalnızca insanlığı ve evreni var eden bir yaratıcı gücün varlığına inananlar için- yaratıcı gücün insanı ne amaçla var ettiği sorusu. İkincisi, insanın hangi temel amaçla yaşaması gerektiğidir. İlkine çoğu dinin ortak yanıtı “insanın yaratıcı güç tarafından ona özgür iradesiyle sâdık kalıp kalmayacağının sınanması ve buna bağlı olarak ödüllendirilmesi veya cezalandırılması”dır. Esas konumuz işin bu kısmı değil, ikinci kısmı, yani insanın kendi belirlediği (ya da belirlemediği) yaşama amacının ne olduğudur.

Erdem sahibi bir insanın bu soruya yanıtı, iyiliktir. İnsanın kendisi için, tanıyıp sevdikleri için, üyesi olduğu millet için, bir parçası olduğu insanlık için iyilik yapmak. Var oluşumuzun amacı budur. Yaşıyoruz, biraz daha yaşayıp yok olacağız. Bizden önce yaşayanlar olduğu gibi bizden sonra yaşayanlar da olacak. Geçmişin birikimini alıp, geleceğe yönelik plânlar tasarlayıp uygulayarak hem kendi geleceğimizi, hem bizden sonraki geleceği güzelleştirmek, güzelleştirmek için çaba harcamak… İnsan varlığını ancak bu şekilde anlamlandırabilir ve doyumsuzluk hissini giderebilir. Elbette tatmin olmak burada amaç değil, sonuçtur.

İşte bu amaç için, insanlığı ve onun bir alt kümesi olan büyük Türk milletini ilerletmek ve mutlu kılmak içindir süren ve sürecek olan mücadelemiz. Büyüklüğümüze, elimizdeki olanaklara, var olan koşullara göre hedefleri sıralayarak aşama aşama ilerleyeceğiz, ama nihai hedef, belki torunumuzun torununun dahi göremeyeceği son aşama, yani yeryüzünde haksızlığa uğratılmış kimsenin kalmadığı bir dünyadır.

Nihai hedefi şimdilik bir kenara bırakıp güncel koşullar Türkiye’sine gelirsek; bugün üzerimizde Türkiye’nin içinde bulunduğu bölünme ve yıkılma tehlikesine karşı ve her anlamda yozlaşmaya karşı “Türk istiklâlini ve Türk Cumhuriyetini” koruma ve savunma görevi bulunmaktadır. “Neden varız?” sorusunun genel yanıtından başka, özel yanıtı budur. Bu yolda erdem ve vatanseverlik sahibi herkes doğal yoldaşımızdır. Başaracağız! Biz değilsek bile, geçmişin birikimi ve bizim üzerine koyduklarımız sayesinde, bizden sonrakiler!

Erhan SANDIKÇI