Üçüncü Yol

KIBRIS TÜRK VAROLUŞ MÜCADELESI YENİ BİR SAFHAYA GEÇİYOR: DR.KÜÇÜK VE DENKTAŞ

İngiliz Sömürge İdaresi’nin sertleşen politikaları II.Dünya Savaşı’na girilmesiyle başka bir yöne evrildi. Siyasi yaşam 9 yıllık aranın ardından yavaş yavaş serbest bırakılmaya başlandı. Enosis talebini zihinlerinde baki tutan Rumlar, komünistiyle milliyetçisiyle yeniden örgütlenmeye giriştiler. Ancak Türk tarafında bu sefer de Halkçılar grubunun içerisinde iki klik ortaya çıktı. Kıbrıs Türk halkının bölünmüşlüğünün çözülmesi amacıyla önce “Kıbrıs Türk Azınlık Kurumu” kuruldu. Ancak zamanla dönemin Halkın Gazetesi sahibi Dr.Küçük kurumdan ayrıldı ve kendi partisi olan Kıbrıs Türk Milli Halk Partisi’ni 1944’te faaliyete geçirdi. Bu partinin adında “halk” ifadesine yer verilmesi ve logosunda “bozkurt” imgesinin kullanılması kendi açısından Türkiye’deki Atatürk döneminin Cumhuriyet Halk Partisi’ne bir atıftı. Ancak toplum içerisindeki bölünme gittikçe derinleşti. 1949’da Halkçıların eski lideri Necati Özkan da bu sefer “Kıbrıs Türk Birliği (İstiklal) Partisi”ni kurdu. Bu partinin de Kemalist düşünceden esinle logosunda “altı-ok” ibaresine yer verdiğini söylemek gerekir.

1940’lı yıllar, Kıbrıs Türk Varoluş Mücadelesi’nin siyasi alandaki örgütlenme yıllarıdır. Bu dönemde Kıbrıs Türk halkı içerisinde var olan değişik siyasi örgütlenmeler zaman zaman tek çatı altında toplanmaya çalışmış zaman zaman ise dağılmıştır.

Eğitiminden sonra yurtdışından adaya dönen genç bir doktor, Dr.Fazıl Küçük ise 1942 yılında Halkın Sesi Gazetesi’ni kurarak Kıbrıs Türk halkının sesini basın yoluyla duyurma anlamında önemli bir adım atar. Halkın sorunları ve Rumların Enosisçi faaliyetleri karşıtı yazılar kaleme alır. Küçük bu dönem 1945 yılında kaleme aldığı bir yazısında, kendisinin düşünsel duruşunu şu sözlerle ifade eder:

“Yolumuz Kemalizm yoludur. Bizler Büyük Ata’nın izinden yürümeye yemin etmiş Türk çocuklarıyız.”  (Halkın Sesi Gazetesi, 1945)

Yine Küçük, 1947’de kaleme aldığı bir makalede Kemalizm vurgusu yapar ve Kemalist mücadeleyi, toplumsal varoluş mücadelesi ile bütünleştiren şu ifadelere yer verir:

“Halkın Sesi Gazetesi’nin bir taraftan ‘ilhak’ ve ‘muhtariyetçi’lerle, diğer taraftan da ‘Kemalizm’ rejimi çiğnemek isteyen gericilere son nefesine kadar mücadeleye kararlı olduğunu bir kez daha belirtmek isteriz. Bizi ne hakaretler ne de tehditler yolumuzdan çeviremeyecektir!” 

 (Halkın Sesi Gazetesi, 1947)

Küçük burada, ilhakçılar olarak Enosis isteyen Rumları, Muhtariyetçi yani adaya özerklik verilmesi yanlısı olarak da İngiliz Sömürge İdaresi’ni kasteder (O dönem İngiliz Sömürge İdaresi bir ara adaya özerklik verilebilececeğini ifade etmişti.). Küçük’ün “Kemalizm rejimi” olarak ifade ettiği şeyin, Kıbrıs Türk halkının kendiliğinden benimsediği Kemalist devrimlerin tamamı olduğunu anlıyoruz. Küçük, bu devrimlere karşı çıkan karşı-devrimci çevrelere karşı kendilerinin mücadele edeceği vurgusunu yapıyor.

Hayatı boyunca Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı kalmayı vurgulayan Dr.Fazıl Küçük’ün, Kıbrıs’ın ilk Kemalistlerinden gelen geleneği sahiplendiğini, Kemalist devrimin Kıbrıs’ta kalıcılaşması için mücadele ettiğini anlamak zor değil. Zaten Küçük’ün hayatına baktığımızda, Kıbrıs’ta verilen varoluş mücadelesini Türkiye’deki Milli Mücadele ile özdeşleştiren bir anlayışı sahiplendiğini görüyoruz.

Kıbrıs Türk Varoluş Mücadelesi’nin diğer tartışılmaz lideri olan Rauf Denktaş ise, Kemalist gelenekle iç içe geçmiş bir aileden geliyor. 1924 yılında dünyaya gelen Denktaş, gözünü Halkçı (Kemalist)-Evkafçı (İngilizci) siyasi ayrımının olduğu bir toplumsal yaşama açmıştı. Babası, Mehmet Raif Bey, Kemalist bir hakimdi. Babasının o dönem diğer Kemalistler gibi nasıl baskı altına alındığını Denktaş şu sözlerle anlatır;

“İngilizler, Kraliçe’nin doğum gününde burada yüksek memurlara sıra ile bir nişan verirlerdi. 1938’de babamı çağırıyorlar “bu hafta sana verilecek olan nişan merasiminde vali hazretleri fes giymeni istedi” diyor. Çünkü fesi atanları İngiliz karşıtı, Kemalist olarak görüyorlar. Yine bizim insanlarımız, fesi atmayanlar vasıtasıyla. Babam der ki “ben fesi atalı bukadar sene oldu. Ben şimdi fes giyemem bu nişanı almak için” diyor. Bu tartışma büyüyor. Sonunda babam soruyor “yasa mı var nişan alırken fes giyilir diye. Öyle bir şey yok ama siz zorluyorsunuz beni” diyor. Sonuçta bir ara yol bulunuyor. Nişan almaya başı açık gidecek. Şapka da giymeyecek. Tören gerçekleştiği sırada vali, kendisine nişanı takarken başka tarafa bakıyor. Ve babamı Kemalist kabul ettikleri için kendisini eziyet altında yaşatıyorlar. Sürekli takip altında tutuyorlar. Biz o günleri yaşadık.”(Yüksel, 2009)

Denktaş, varoluş mücadelesine girdiği andan itibaren bu mücadeleyi Türkiye’deki Milli Mücadele ile özdeşleştiren isimlerden biri olmuştur.

Denktaş’ın 1973 yılında Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı seçiminde yayınlamış olduğu seçim bildirgesinde Kemalizm vurgusu dikkat çeker:

“Kıbrıs Türk Gençliği denilince buna verdiğimiz anlamı bir kere daha belirtmekte fayda vardır: Gençlik dendiğinde hedef ve gaye, kutsal direnişine ve davasına Atatürkçülükle bağdaşan bir kapsam ve yorum kazandırmaya çalışan; Kemalist Devrim İdeolojisinin bilinci içerisinde kalmayı gözeten; Ulusçulukta Anavatan’a dönük; mutluluğunu toplum katlarında tanımlayan; mücahitlik görevini seve seve yükümlenmiş: bu adanın toprağına ve taşına aşina olmuş, hangi kesimde yaşarsa yaşasın, ne iş tutarsa tutsun, köylüsüyle, şehirlisiyle, çiftçisiyle, işçisiyle, esnafıyle, memuriyle, öğrencisiyle, öğretmeniyle, yüksek okul ve üniversitelisiyle -kız veya erkek- tüm gençliği bu yolda yetiştirmektir.”

Yine Denktaş aynı bildigede, Kemalizm’in Kıbrıs Türk halkının milli benliğini devam ettirmesi için şart ve tek seçenek olduğunu şu sözlerle vurgular;

“Kıbrıs Türk toplumunun millî benliğini idame ettirebilmesi, Rum tahakkümü altına girmemesi. Kıbrıs’ta yücelmesi, toplumun millî-ve dinî geleneklerine bağlı, Anavatanından ve Kemalizmden ışık alan, tutumlu, çalışkan üretici, birbirini seven ve koruyan, kimseye karşı düşmanlık beslemeyen fakat kendisini düşman görenleri iyice bilen bir kitle haline getirilmesine bağlıdır.” (…)

(…) “Kıbrıs’taki siyasi, İdarî ve askerî gerçeklerin ışığında bu çıkarların Kemalizm’e bağlı kalmakta ve Anavatan la ilişkilerimizi her alanda, takviye ederken Türk toplumunun iktisadi özgürlüğünü teinin edip, perçinleyecek tedbirleri almakta görüyoruz. Yabancı ideolojilere ihtiyacımız olmadığına ve bunların millî bekâ davamızı temelden sarsacağına inandığımızı teyid ederiz. Atatürkçülük yolunda birleşip, yücelmeyi öngörmekteyiz. Bu yolda yürüyeceğiz. Bu yolda yürüyenlerin yanında olacağız”

(Bozkurt Gazetesi, 3.2.1973)

Görüldüğü üzere Rauf Denktaş da tıpkı Fazıl Küçük gibi hayatının büyük bölümünde Atatürk ilke ve devrimlerine bağlılığının tartışılmaz önemini vurgulamış, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de bu ilkeler temelinde yükselmesini tasarlamıştır. 1970’lerde anavatanda adı geçirilmeyen “Kemalist devrim ideolojisi” kavramını kendi seçim beyannamesinde kullanmıştır.

Bunun temel sebebi; Bu iki isim de siyasi yaşamdaki düşünsel ve eylemsel duruşlarını Kıbrıs Türkünün Kemalist geleneğinden miras almalarıdır. Devrimleri kendiliğinden benimseyen bir halkın evladı olan Denktaş, Kıbrıs Türk halkının devrimleri kendiliğinden kabul edişini şu sözlerle anlatır;

“İngilizlerin baskısına rağmen Türkiye’de ne reform olduysa burada kendiliğinden oldu. Mesela kadınların çarşafı atması, başlarını açması. Harf reformunda Remzi Bey*, kendi parasıyla Çankaya’ya giderek, orada Atatürk’ün yaverini görür ve şunları söyler; “biz hasbel kader Misak-ı Milli sınırları dışında kaldık. Biz Türküz. Ada da Türk adasıdır. 70 bin şehit vardır. Şimdi eğer biz de harf inkılâbı yapmazsak, kültür açısından sizden kopacağız. O zaman büsbütün bizi kaybedeceksiniz. Ben gazeteciyim, param yok ama Latin harflerini almak istiyorum”. Bir hafta sonra kendisini otelden aratıyorlar. Atatürk’ün yaveri, Remzi Bey’e bir zarf veriyor ve şunları söylüyor: “ Gazi Paşa sizi alnınızdan öpüyor. Doğru yoldasınız. Bu parayla bu adresten harflerinizi alınız ve devam ediniz”. Kıbrıs’a dönen Remzi Bey’e, Türkiye’ye bağlılığı unutturmasın diye Konsolosluk aracılığıyla her ay veya üç ayda bir para gönderiliyor. ” (Yüksel, 2009)

Sonuç Yerine:

Bugün Türkiye’de “Kemalizm” kavramını ağzına almaya yerinenlerin, ağzına aldıkları zaman da onu 12 Eylül despotizmiyle, aşırı-milliyetçilikle ve hatta militarizmle eşleyenlerin, bugünlerde Rauf Denktaş ve Dr.Fazıl Küçük’ün vefat yıl dönümlerinde onları “saygıyla” anmaları basit bir iki yüzlülüğün göstergesidir.

Çünkü ne Denktaş ne de Küçük, ömürleri boyunca bu ve benzeri çevrelerin anlayışıyla uzlaşmış ve uyum içinde olmuştur. Bir zamanlar – çok eski zamanlar değil sadece birkaç yıl önce- Avrupa Birliği’ne girmek adına, Kıbrıs davasına pazarlık masasına oturtan zihniyetlerin, Kıbrıs Türk halkının ve Türk ulusunun sinesinde yerini almış bu iki tarihi figür hakkında söz söylemeye ne hakları ne de yüzleri bulunmaktadır.

Son olarak hatırlayalım; Annan Planı dönemleri… “Yes be Annem” sloganlarının havada uçuştuğu günler… Avrupalıların Kıbrıs Türklerine  “siz evet deyin eğer Rumlar hayır derse bile sizi tanırız, en kötü ambargoları ortadan kaldırırız” yalanlarını söyledikleri Türkiye’deki ve KKTC’deki basının olanlara neredeyse tek ağızdan “oley” çektiği zamanlar…

Türkiye’de ve Kıbrıs’taki AB sevici, karşı-devrimci kesimlerin Denktaş’ı ve dolaylı olarak da Küçük’ü nasıl “barış karşıtı, statükocu” olarak damgaladıklarını hatırlayalım.

Ve şunu da hatırlayalım; Annan planı denilen ve Kıbrıs Türkü için Sevr niteliğinde olan o plan oylanıp, Rum tarafı “Hayır” verip, sonra üstüne üstlük AB’ye alındığı yani söylenen her şeyin koca bir yalan olduğu ortaya çıktığı zaman, Denktaş katıldığı bir sempozyumda gençlere ne demişti: “İşiniz çok zordur evladım, AB açıkça Kemalist düşünceden vazgeçin diyor”.

28.01.2022

Ali ERGENDEDEOĞLU

Üçüncü Yol Kıbrıs Temsilcisi

Yazarın Notu:

(*) Remzi Bey, o dönem Kıbrıs’ta yayın yapan ve Milli Mücadele döneminde Ankara’yı destekleyen, Cumhuriyetin ilanından sonra da Kemalist devrimi savunan Söz Gazetesi’nin sahibi Mehmet Remzi Bey (Okan)’dır.

Kaynakça:

Beratlı,N. (2020). Kıbrıslı Türk Siyasi Tarihi. Lefkoşa: Khora Yayınları. 1.Baskı

Doğasay,D. (2020). Dr.Fazıl Küçük’ten Satır Araları. Lefkoşa: Dr.Fazıl Küçük Vakfı Yayınları. 2.Baskı.

Bozkurt,İ. (2015). Kıbrıs Türk Halkı’nın Siyaset Kurumu Üzerine Bir Deneme. Lefkoşa: Zeytin Yayınları. 1.Baskı

Balyemez, M. (2021). İngiliz Yönetimi Döneminde Kıbrıs Türklerinin Siyasi Örgütlenmeleri (1923-1960). Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları –

“Denktaş’ın Seçim Beyannamesi” – Bozkurt Gazetesi – 03.02.1973 – http://evrak.cm.gov.nc.tr/siteler/gazeteler/bozkurt/1973/Subat/03SUBAT1973-Bozkurt.pdf

Yüksel, D.Y. (2009). Kıbrıs Türk Milli Mücadelesi (1914-1958). ÇTTAD, VIII/18-19, (2009/Bahar-Güz). https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/233384

“Denktaş: Avrupa Kemalizmi İstemiyor” – Milliyet Gazetesi – 12.04.2005 –  https://www.milliyet.com.tr/siyaset/denktas-avrupa-kemalizmi-istemiyor-112280

Ali Ergendedeoğlu

Yorum ekle

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Siteye e-posta ile abone ol

Bu siteye abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için kayıt olmalısınız.

Diğer 56 aboneye katılın

Takip Et

Bizimle iletişim kurun. İnsanlarla tanışmayı ve yeni arkadaşlar edinmeyi çok seviyoruz.